Ah Midas ah

Kurtuluş Savaşı’nın en önemli olaylarından biri olan Sakarya Meydan Muharebesi Polatlı toprakları üzerinde meydana gelmiştir.
Kurtuluş Savaşı’nın en önemli olaylarından biri olan Sakarya Meydan Muharebesi Polatlı toprakları üzerinde meydana gelmiştir. Atatürk’ün Sakarya Meydan Muharebesi’ni yönettiği karargâh Alagöz Mahallesi’nde, attan düşerek yaralandığı yer İnler Mahallesi’ndedir. Bu savaşın önemli coğrafi mevkileri olan Çal Dağı, Duatepe, Beştepe ve Kartaltepe de Polatlı sınırlarında olduğu bilgiler arasındadır... Polatlı çevresinde Gordion denen bir kentin kalıntıları vardır. Bu mitolojik kentle ilgili bir çok efsaneler anlatılır ancak 1950 yılları itibarı ile yapılan kazılar bu kentin kalıntılarının Lidya Krallığına kadar gittiği bahsedilmektedir. Arkeolojik kazılar ve sonuçları ilgili üniversitelerce incelenmekte geçmiş ile günümüz değerleri Midas, Dionysos, Heredot gibi isimler üzerinden Anadolu’daki göçler değerlendirilmektedir... Bu konu ilgimi nereden çekti derseniz geçenlerde ufak bir işine yardımcı olduğum bir kişinin ellerin dert görmesin tuttuğun altın olsun diye tarafıma yaptığı temennisidir. Araştırdım hikâyelere ulaştım olmaz demeyin çünkü ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenlerdenim. Paylaştığım bazı hikâyelerin tesadüf de olabilir, başka köşe yazarlarınca kullanılması belirtmek isterim ki beni ancak memnun eder... Çünkü her bireyin her anlatı için ayrı bir değerlendirme yaptığı inancındayım... Okuduğum efsaneleri ise kendime ait üslubum ile yazmakta ve özenle seçmekteyim... İşte bir yenisini daha bilgilerinize getiriyorum. Lidya kralı Midas zamanında, kentin, yönetici seçimindeki kriterin, Gordion kentinin ünlü âliminin yaptığı kehanet ile belirlenmesidir. Nasıl olmuş biliyor musunuz? Kentin ve ülkenin gelecekte kralı olacak kimse gece yarısına doğru saman yüklü bir arabayla kente girecek olmasının duyulmasıdır. Bütün gece uykusuz kalan halk bu kişiyi bekler. Saman yüklü araç ile kente giren adamı halk kral ilan eder, bu çiftçi Midas'ın babasıdır. Adam samanını satmadan ne olduğunu anlamadan kendisini koltukta bulur... Şaşkındır ama alışır. Kente girdiği aracı tapınağa hediye eder. Çiftcilik yaptığı zamanda arabasının önündeki kördüğüm haline gelmiş bir ipi vardır. Çözülmeyendir “Bu ipi kim çözerse ona büyük armağanlar vereceğim” der. Ancak ipi kimse çözemez. Zaman geçer araba ve çözülmeyen kördüğüm bir kehanete kaynaklık eder. Kehanete göre, bu ipi kim çözerse Asya kıtasının kralı olacaktır. Birçok kimse şansını denerse de bu gizemli ipi çözemez. Yıllar sonra, dünyanın hakimi olmak isteyen Büyük İskender Gordion Kentine gelir. O da efsaneyi duymuştur. Kördüğümünü çözmek için çok uğraşır. Ama uzun uğraşlarına rağmen bir türlü çözemez. Bakar ki çözmesi imkânsız. Kılıcı ile düğümü iki parçaya ayırır. İpler kendiliğinden çözülüverir. Kördüğümü çözen Büyük İskender, Asya kıtasının önemli bir bölümünü kısa zamanda ele geçirerek, dünya hâkimiyetinin yegâne hükümdarı olduğunu ispatlayan olduğu efsanesi de var olandır. Zaten her çözümsüzlüğe çözüm birden kesip atmak değil de nedir. Hayat bu gibi geçmişin, bu günlere, öğretimlerinin çağa uygulanması değilimdir? Diğer taraftan fazla tamahkârlığa varan davranışlara örnek teşkil edecek ve kişilerin illaki zenginlik olsun her şey halledilir konusunu çürütecek efsane de Midas için yaşandı. Midas' a verilen ödül tuttuğunun altın olmasıdır. Düşünün sizin de böyle bir ödülünüz var ve elinizle tuttuğunuz yiyeceğiniz ekmek dahi altın oluyor. Elinize bir bardak su o da altın. Sonuç altınlarınız var ama sağlığınız elden gidiyor... Açlık belinizi büküyor... Böylesine bir hayat istenmeyen olur. Ödül geri verilmeye kadar gidilip bir ırmakta bırakılır, sıhhat kazanılır, Lidya krallığı Karun'lar kadar zengin halkının hizmetinde olur... Tarih birçok efsaneler ile akılda öğrenime açık bir kitap, okundukça anlam genişliğinde değer kazanan... Heredot'un geçtiği Anadolu topraklarında bir tarihin hazinesi ve sözleri var... Bir karış toprak dahi bize nereden nereye dedirten, bağrında medeniyetler saklayan... Korumak için el birliği yaptığımız andımızın adı topraktır... Tıpkı o zamanlarda Heredot deyişinde olduğu gibi 'Acınmaktansa kıskanılmak daha iyidir. '


Bu haber 646 defa okunmuştur

:

:

:

: