Eğitim ideolojik kaostan kurtarılmalı

Ada TV’de dün canlı yayın konuğum Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova oldu.
Ada TV’de dün canlı yayın konuğum Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova oldu. İlk sorum gündemin en sıcak konusu, “Türkiye’den gelen öğretmenler” meselesiydi. Sayın Bakan’a sendikaların dile getirdiği “KKTC’de binlerce işsiz öğretmen varken, neden Türkiye’den öğretmen getiriliyor” sorusunu yönelttim.
Türkiye’den gelen öğretmenlerin sadece şimdi değil, 1960 öncesi İngiliz döneminde bile olduğunu söyleyen Berova, “Ancak 1994 yılında Türkiye ile imzaladığımız bir eğitim ve işbirliği anlaşması var. 150 tane öğretmen bu kapsamda burada yıllardır görev yapıyor” dedi.
Sendikaların bu yöndeki sorularını ısrarla sorduğumda ise “Bunca yıl akılları neredeydi, bugüne kadar hiç işsiz öğretmenleri düşünmüyorlar mıydı, neden şimdi böyle bir açıklama yaptılar” diye karşılık veren¬ Bakan Berova, asıl amaçlarının buradaki işsiz öğretmenlerin iş bulmaları değil, kendi ideolojik dayatmalarını seslendirebilmek olduğunu ifade etti.
Ve benim de eğitim camiasında tehlikeli bulduğum, “Ajan öğretmen” suçlamalarına dikkat çekti.
Öğretmenler arasında ikilik yaratacak bu söylem gerçekten da kulağa korkunç geliyor.
Sayın Bakan bu konuda açıklama yaparken, “Kim kime, niçin ajanlık yapacak. Burası KKTC değil de düşman toprağı mı? Türkiye ile KKTC arasında ekilmek istenen bu düşmanlık tohumlarının kaynağı ne?” sorularını kendi kendime sormadan edemedim.
KKTC’de öğretmen alımına bütçe yetersizliği gerekçe gösterilirken, bu öğretmenlerin maaşlarının nasıl ödendiği soruma ise Bakan Berova, “Türkiye’den gelen öğretmenlerin maaşları, Türkiye Cumhuriyeti tarafından ödeniyor. Kendi ülkelerinin maaş skalaları üzerinden maaş alıyorlar” diye yanıt verdi.
Gelen öğretmenlerin branş ve teknik öğretmenler olduğunu söyleyen Berova, rehber öğretmenlerle ilgili soruma ise “Bizim rehber öğretmenlik kadromuz yok. Dolayısıyla kadro olmayan yerlere öğretmen alamıyoruz. Türkiye’den gelen öğretmenler bu anlamda önemli bir açığı dolduruyor” dedi.
40 kişiye dayanan sınıflarla ilgili eleştirilerime, yasal olarak sınıf mevcudunun en fazla 36 kişi olabileceğini söyleyen Berova, birkaç istisna dışında ortalama 30 kişilik sınıf mevcutlarına sahip olduğumuzu vurguladı.
OECD ülkeleri arasında öğrenci başına düşen en yüksek öğretmen sayısının bizim ülkemizde olduğunu da sözleri ekleyen Bakan Berova’ya e-okul uygulamasını da sordum.
“Siz öğretmen ve öğrencileri bu uygulamayla fişlemek mi istiyorsunuz” diyerek, sendikaların Bakan’a yaptığı eleştiriyi dile getirdim.
“Bu tamamen komik. e-okul sisteminde çocuğunuzun okula devamı var mı? Dersleri nasıl, ödevlerini yapıyor mu, veliler bunu izler” diyen Berova, bu çağdaş sistemi buraya getirmek için hareket geçtiklerini kaydetti.
‘e-okul KKTC’nin çok yakında hizmete gireceğini söyledi.
90 dakikalık program sırasında Milli Eğitim Bakanı Berova, her soruma açık yüreklilikle, eğip bükmeden cevap verdi.
Eğitimde mükemmel bir noktada olmadığımızı, alınması gereken daha çok yol olduğunu kabul etmeyen bir vatandaş olduğunu sanmıyorum. Önemli olan, bu sorunları bilimsel verilerle tartışmak, ideolojik yaklaşımları terk etmektir. Bir başka ifadeyle eğitim ideolojik kaostan bir an önce kurtarılmalıdır.
Çünkü günün sonunda bu okullar bizim, bu okullarda okuyan bizim çocuklarımız. Geleceğimiz bu okullarda yeşeriyor.
Ancak eğitim camiasında “Ajan öğretmen” tartışmasından tutun da ‘e-okul’a yönelik “fişleniyoruz” eleştirilerine kadar her tartışmada amacın üzüm yemekten çok, bağcıyla uğraşmak olduğunu üzülerek görüyoruz.
Ne yazık ki KKTC’de derdi üzüm yemek olanların değil de, bağcıyla uğraşanların sesi daha çok çıkıyor.
Sessiz çoğunluk bu tartışmaları izlerken, kimin haklı olduğunu görüyor. O hak da elbette demokrasilerde her seçim döneminde sandık kurulduğunda sahibine veriliyor.
Biz de sessiz çoğunluğun kararını kısa bir süre sonra milletin önüne sandık kurulduğunda göreceğiz...




Bu haber 275 defa okunmuştur

:

:

:

: