KKTC'de 'Metal yorgunluğu' yok mu?

En sonunda, olması gereken oluyor.
En sonunda, olması gereken oluyor.
Kış saati uygulamasına yeniden geçilecek.
Yaklaşık bir yıldır bu konu gündemde.
Geçtiğimiz yıl yaşanan olumsuzluklar, en baştan bu yıla ışık tutmalıydı.
Bu sebeple yaz saati uygulamasının kaldırılması ve kış saati uygulamasına geçişte ısrarcı olduk.
Öyle görünüyor ki erken seçim telaşı, bu yanlış kararın, doğruyla düzeltilmesini sağlamış.
Zaten bizim SUUDİ saatiyle ne işimiz vardı?
İşimize geldiği zaman her yaptığımızı AB'normlarına bağlarken, işimize geldiğin de SUUDİ saatine sarıldık.
Bu kadar ısrardan ve inattan sonra ne değişti?
Çünkü seçim var, toplumsal tepki var, yaz saatine devam da yasal sıkıntı var, yeniden bir kararın mahkemeye gitme durumu var, üstelik seçim üstü.
Konu tamamen bu, fakat doğrunun yapılması, sebep her ne olursa olsun önemli.
Hükümet seçimlik kararlara devam edecek, bu belli.
Maliye Bakanı Serdar Denktaş'ın 13. Maaş açıklaması bunun bir örneği.
Aralık başı ödenecek, hükümet ayrı, Maliye Bakanı ayrı.
Bu zaten bir sorumluluk.
Herkes kendini öne çıkarmanın peşinde.
Kimisi su projesi ile ilgili müjde veriyor, kimisi çalışma hayatını düzenlediğini anlatıyor, daha önceki hükümetlerden daha fazla denetim yaptığını anlatıyor, ama insanlar iş kazalarında ölmeye devam ediyor.
Kimisi yeni ceza evininin yapılacağını, başlandığını, 75 milyon TL harcanacağını söylüyor, sevinilecek tarafı varmış gibi.
Türkiye hükümetindeki mevkidaşlar ziyaret edilecek, protokoller imzalanacak.
Kişisel, makamsal uğraşlar.
Olması gerekense farklı;
Siyasi partiler seçime giderken seçmene ne vaat edecek, seçmenin talebi ne?
Altyapı, trafik, eğitim, sağlık, ekonomi, nüfus, vatandaşlık ve sosyal alanlar da, günlük yaşam da ne gibi planları var.
Sorunlar çözülmeyecekse, politikalar üretilmeyecekse, yine aynı noktaya döneriz.
Üstelik çok kısa bir zamanda ve yine istikrarsız bir düzene devam ederiz.
İktidarı, muhalefeti, siyasi parti kadroları aynen devam mı?
Yenilenecek mi, sadece isimler değil, örgütler, örgüt başkanları, üyeler, güncellenmiş politikalar, tüzükler.
Yoksa politika meslek olmaya devam mı edecek?
Adına 'demokrasi' diyerek yine aynı yüzler, aynı seçmen beklentisi, aynı yöntemler, peki, ne değişecek?
Türkiye'nin son 15 yılına AKP damga vurdu.
Beğenen var, beğenmeyen var.
Türkiye halkının iradesi, birçok icraatlarını, özellikle bizi etkileyecek duruma gelince eleştiriyoruz.
AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bir tanımlama getirdi;
Mental veya Metal yorgunluk, kendisini tükenmiş gibi hissedenler mental, metal yorgunluğu ise metallerde yaşanan yapısal bozukluklar.
İstanbul, Ankara gibi önemli şehirlerde uzun dönem Belediye Başkanlığı yapmış isimler, ilçe, örgüt yönetimleri, parti kadroları istifa ettiriliyor, yenileniyor.
'Kimse partinin üstünde' değil deniyor.
Söylediğim gibi, beğenirsiniz veya beğenmezsiniz.
Ama her siyasi parti kendini yenileme iradesini göstermeli.
Uzun süreli görevlerde motivasyon eksikliği, yorgunluk, kendini o görevle bağdaştırma, sadece kendine hak görme, kibir çok tehlikeli boyutları var.
Özellikle Milletvekilliği, Belediye Başkanlığı makamlarında.
Adını Mental veya Metal koyun, hiç farketmez, kamusal görevler, makamlar ömürlük veya tek kişiye özel değil.
Zamanı gelince bırakmayı bilmeli, üç dönemi tamamlayan bırakıp gitmeli.
Gitmeyeni de halk göndermeli.
Bu haber 476 defa okunmuştur

:

:

:

: