Siyasetçilerin özel hayatı yok mu?

Siyaset her zaman göz önünde olmaktır. Siyasetçi, her daim vitrindedir.
Siyaset her zaman göz önünde olmaktır.
Siyasetçi, her daim vitrindedir.
Özellikle iktidar da olmak, tüm dikkatlerin odaklanması, her adımın incelenmesini ve gözlenmesini getirir.
Seçim süreçlerinde, parti kurultay zamanlarında, siyasi rakipler birbirini yıpratmaya çalışır.
Bunun için de her şey mubahtır.
Hele bu fırsatlar da bol bol verilirse.
Siyasetçilerin özel hayatı yok mu?
Tabi ki var, sonuçta herkes gibi bir insandan bahsediyoruz.
Bu insanlar da, vatandaşın, bizlerin içinden çıkıyor.
Hayata dair her ne varsa etkileniyorlar, yani sonuçta onlar da insan.
Elbette göz önünde olmak zor, kamusal görevde bulunmak, sorumluluk almak, özel hayatı etkiliyor, gölgeliyor.
Özellikle bizim gibi dedikodu mekanizmasının her şeyin önüne geçtiği ülkelerde.
Hüseyin Özgürgün bugün için UBP Genel Başkanı ve KKTC Başbakanıdır.
Kendine ait bir yaşamı vardır, kendi öncelikleri, insanca yaşadıkları, herkesin bilmesine gerek olmayan yaşanmışları vardır.
Bunlar bir tarafta dururken, durması gerekirken, siyasetçi tarafı ve bugünkü görevi, Başbakanlığı da bir diğer taraftır.
Kamuoyunu, Başbakanlığı, hükümeti, partisi, parti başkanlığı, siyasetçiliği, siyasetten her anlamda kazandıkları ilgilendirmeli.
Ama böyle olmuyor, bu dünyanın her yerinde böyle.
Bunu ortadan kaldıracak, konuşmaları, iddiaları, dedikoduları bitirecek yine konunun kahramanlarıdır.
Kamuoyuna mal olmuş insanlar olarak, şeffaf bir şekilde açıklamalar yapılmalıdır.
Yoksa siyaset ve özel yaşam iç içe geçmeye, zarar vermeye, yıpratmaya devam edecek.
Hüseyin Özgürgün'ün siyasi hayatı ve siyasi kararları mutlaka tartışılmalı, eleştirilmeli.
Fakat özel konulara girince siyasete malzeme olmak, kullanılmak kaçınılmaz.
Özellikle siyasetin hareketli olduğu bu dönemler, bu tür gündemler mutlaka yaşanır.
Buraya kadar söylediklerim, kamusal görevde, göz önünde olan insanların özel hayatlarında dilediğini yapabileceği anlamında değil.
Mutlaka daha sorumlu ve olgun davranmak şarttır.
Elbette özel yaşam da bir yerde, bir çizgiden sonra başlar.
Ve bu çizgiden sonrası kimseyi ilgilendirmez, kamusal bir suç varsa bunun belgeyle ispatı olur.
Çamur atmakla, bel altı vurmakla kazanılan siyasi hırs en sonunda sahibine de zarar verir.
Böyle durumlar ne siyasete, ne de topluma kazanç getirmez.
Başbakan icraatları, partisi, hükümeti, politikaları ile eleştirilmeli.
Tabi ki soralım, sağlık, trafik, eğitim, rüşvet iddialarıyla gündem olan milletvekilleri, bakanlar, taş ocakları, gece kulüpleri, bet ofisler, kamudaki verimsizlik, Kıbrıs sorunu, bunları eleştirelim.
Verilen binlerce vatandaşlığı, devletin malı arsaları, partininmiş gibi dağıtmayı.
UBP seçimle ilgili yeni dönemde topluma ne verecek?
Bildik yanlışlara devam mı, zümresel çıkarlarla, kişisel menfaatlerle seçim kazanmayı başarı sayıyor mu?
Bu düşünceler kimseye özel değil, başka kamu görevlileri aynı durumda olsa yine yazardım.
Nitekim daha önce de yazdım.
Kamuya zarar, görevi kötüye kullanma varsa ortaya konsun, gereken yapılsın.
Şüpheler, duyumlar, duygular sadece dedikodu olur.
Ve bundan kimse kazançlı çıkmaz.
Bu haber 434 defa okunmuştur

:

:

:

: