Sevgiyi düşünmek

Sevgiyi düşünmek bile bizi bir araya getirir. Bruno Gronıng de sevgi dolu ve her şeye sevgiyle bakan bir bireydi.
Sevgiyi düşünmek bile bizi bir araya getirir. Bruno Gronıng de sevgi dolu ve her şeye sevgiyle bakan bir bireydi. Hala daha resimlerine baktığımızda, içimizi sıcacık bir sevgi kaplıyor. Gözerinden sanki sevgi dalgaları yayılıyor. Özellikle gözleriyle bizlere o kadar çok anlamlı bakıyor ki, onun durumunuza göre size mesajlar verdiğini algılayabiliyorsunuz.
Koşulsuz sevgi ile yaşamak harika bir şey. Hayatımızın her alanına bunu yaydığımız takdirde, ( içimizde, işimizde, evimizde ve sokakta) sanki dünyada değil, cennette yaşar gibisiniz. Bu duygu anlatılmaz, yaşayıp hissetmek önemli.
Bir arkadaş anlatıyor:
Sovyetler birliğinin çöküşünden sonra bende depresyon oluşmaya başladı ve yoğunlaşmam gereken veya süreklilik isteyen işlere artık odaklanamıyordum. Eşim de işini kaybettikten sonra buna maddi imkansızlıklar da ilave olunca, iyice kendimi kaybettim. Sürekli içimde korkunç bir gelecek korkusu vardı ve her geçen gün daha da artıyordu. Gitmediğim şifacı ve doktor kalmamıştı. Ama bana yardım edemiyorlardı.
Bir gün televizyonu açtım, Bruno Gronıng hakkında bir yayın vardı. Konuşulanları neredeyse hiç duymadım, heyecenla fotğrafına baktım. Beni öyle bir çekti ki, hafifçe nefesimi kesen bir mutluluk dalgası beni sarıyordu. Bütün yaşamım boyunca, sadakat, saflık, sevgi ve iyiliği arayan ben, sürekli onun yüzüne gözlerine baktım. Bu gözler, bu insanın asla bizlere ihanet etmeyeceğini, aksine kendini hiçe sayarak yardım ettiğini, gerçekten yardım etmek istediğini anladım ve inandım. Hemen onun Tanrıdan gelen bir görevli olduğunu anladım. Bunu biliyordum, daha doğrusu bunu kalbimde hissettim ve sonuna kadar kalbime güvendim.
Arkadaş çevresine giriş aldım. Geçmişten gelen içimde birikmiş o kadar çok şey vardı ki, her Birlik Saatinde ağlıyordum, sanki içimde biriktirdiklerimi dışarı atıyordum. Birkaç defa bir yazı okumam gerektiği halde ağlamaktan okuyamadım. Sakinleşmem için Bruno Gronıng'den yardım istedim ve ta içimde bana konuştuğunu duydum: *Sen bir Birliği yöneteceksin.* Her zaman gurup önünde konuşmada problem yaşadın. Bu yüzden de öğretmen olamadın.* diyordu. Bu sesi defalarca duydum.
2000 yılında Bruno'nun orijinal sesini dinleme şansını yakaladım, şöyle diyordu:*Bizler bu dünyada sadece misafiriz. Ev sahibimiz ise Rabbimizdir. Bu sözler, kesinlikle Tanrının var olduğuna inanmamı sağladı. Tanrının izniyle, Bruno' nun bütün sorunlarımı benden almasını istedim. Kısa sürede ağlamalarım azaldı ve gittikçe daha iyi olduğumu fark etmeye başladım.
Bir süre sonra, Einstellen yaparken, hoş bir ışık idrak etmeye başladım, Bu ışık bana inerek beni sarmaya başladı ve sanki güvendiğiniz insanların yanındayken hissettiğiniz mutluluğu, sevgiyi sevinci ve sevecenlik hissi ile doluyorum.
Yardım etme hissiyle doluyorum ve Bruno'nun dediği gibi Birlik yönetmeye başlayarak bunu yapacağımı biliyorum. Tanrıma ve Bruno Gronıng'e sonsuz teşekkür ediyorum ve minettarlığımı sunuyorum.

Bruno her zaman bizlere şunu söylemiştir. Herhangi bir şey yapmaya niyet ettiğinizde, oturup Einstellen yapın. Böylece yapacağınız şeyin sizin için doğru olup olamdığını anlarsınız. Mutlaka size hissettirilir. Ama önemli olan aldığınız bu hisler doğrultusunda hareket edebilmektir. Kendi hislerimize güvenir inanırsak zaten her zaman destekleniyoruz. Yeter ki gerçekten bizim için en hayrımıza olan yönünde mesajlar geldiğine inanalım.
Hatta bazı durumlarda, ( hani çok istediğimiz bir şey söz konusu olduğunda,) bazen kendi kendimizi bile yanıltacak düşünceler üretiriz ya, işte böyle durumlarda, bir arkadaşımızdan da yardım isteyerek, beraber Einstellen yapmamız daha sağlıklı bir karar almamıza yardımcı olur. Çünkü arkadaşımız tarafsız davranıp düşüneceği için onun aldığı mesajlarla sizin aldığınız mesajların veya hislerin birbirini doğrulamasını sağlar.
Bunun çok daha basit bir yolu vardır ki, herkes deneyebilir. Enerjiyi hissedebilen her birey, cevap istediği her hangi bir konuda, kendi içine döner ve avuçlarına akan enerjinin farkına varana kadar enerjiye odaklanırsa, açık ve net sorular sorarak, çok basit şekilde cevaplar alacaktır:
*Şu işe girmem, benim hayrıma mıdır?* diye bir soru sordunuz. Avuçlarınıza akan enerji çoğalıyorsa, evet bu iş sizin için hayırlıdır. Akan enerji kesiliyorsa, hayırlı değildir. Hiç bir değişiklik yoksa, hayatınıza çok bir şey katmayacağının göstergesidir.
( tek yönlü sorular sormanız gerekir, aksi halde mesajdan bir şey anlayamazsınız,) yani * Benim hayrıma mıdır değil midir? Sorusuna cevap alamazsınız. Aldığınızı zannettiğiniz cevaplar da sizi yanıltır.


Size bir soru sormak istiyorum: bir düşünün bakalım siz kendiniz için şimdiye kadar ne yaptınız? Kendinizi sevdiniz mi, kendinize değer verdiniz mi, gerçekten ne istediğinizi bilerek hareket ettiniz mi, kendi kendinizi onaylıyor musunuz, kendi istekleriniz doğrultusunda sorumluluğunuzu yüklenerek istediğiniz yere varabildiniz mi? Ne yaptınız arkadaşlar? Bunları yapmak için, ne yapmanız gerektiğinin bile bilincinde değilsiniz. Ben size bunları çok kolay bir şekilde gerçekleştirebileceğinizi söylüyorum. O zaman en azından bunları deneyip, kendinize bir fırsat sunun. Ben size gönüllü olarak bunları farkettirmeye çalışıyorum, siz de kendinize bir fırsat verin. Böyle yaparak ilahinin sizin için öngörmüş olduklarını yerine getirmiş olacaksınız. Böylece Tanrıya itaat etmiş olacaksınız bana değil. Ben her zaman sizin yanınızda olmasam da olur. Benim sahip olduğum görev sadece bu yolu sizin için açmak ve öğretmektir ve ben bunu sonuna kadar yaptım ve yapacağım. Bu yola girmek, denemek ve ikna olmak siz işiniz.

Bu haber 260 defa okunmuştur

:

:

:

: