Demokrasi mi? Nasıl?

Klasik tanımı ile Demokrasi, bir Halk yönetimidir . Yani, halka dayanan bir idare sistemidir .
Klasik tanımı ile Demokrasi, bir Halk yönetimidir .
Yani, halka dayanan bir idare sistemidir .
Bunun kaynağı, Fransız İhtilalidir .
Halk kendi kendini yönetir .
Yani daha açıkçası , idarenin esas gücü Halktır .
Ülkede, egemen olan Halktır .
Türkiye Cumhuriyetinde Egemenlik “ Kayıtsız Şartsız Milletindir .”
Cümlesi ile belirlenmiştir .
Dünyamızda , hemen hemen tüm ülkelerde, bu Demokrasi biçimi uygulanır .
Halkın her bireyi, ülkenin siyasal egemenidir .
Halkın tümü, ülkeyi idare etmesi için, dünyamızda öyle bir modele
sahip değil .
Egemenliğin uygulanmasında izlenen yol “ Temsili Demokrasi .“ Yani, Halkın egemenliğinden, geçici olarak, temsilcilerine vermiş olduğu haklarla veya yetkilerle ülkeyi yönetmeleridir .
Bu yöntem, genellikle siyasal partiler tarafından yapılmaktadır .
Bütün, çağdaş Demokrasilerde yöntem bu .
Bizde de, bu yöntemle ülke yönetilmeye çalışılmaktadır .
Çok partili Demokrasiye geçtikten bu yana. Halkın egemenliğinden
geçici olarak verdiği veya yetkilendirdiği temsilcilerinin, bağlı olduğu partiler . Zaman içerisinde Halk tarafından, büyük bir güvensizlikle karşı karşıya kaldılar .
1976 yılından bu yana .
Yani çok partili Demokrasiye geçişimizden günümüze dek . Bu güvenin ibresi, her geçen gün, irtifa kaybetti ve bu grafik irtifa kaybetmeye devam etmektedir .
Bu nereden belli ?
Her geçen dönem .
Gerek Genel , gerekse de Yerel seçimlere olan katılımın, düşmesi .
Siyasal partilerimiz . Maalesef, Seçmeni sandığa çekecek cazibeden mahrum .
Siyasal partilerimiz, bu konuda sınıfta kaldı .
Hiç birisi de, Demokrasiye ağır bir darbe vuran bu durumu, ciddi şekilde ne bilimsel olarak , ne de halk indinde araştırmış değil .
Bu durumu kanıksamışlar gibi .
Seçmenin yarıya yakınının sandığa gitmediği bir seçimin. Demokrasi açısından zararını, varın siz tahmin edin .
Ülkede hal böyle iken .
Merkezi idareler ve Yerel idarelerdeki Halkın, seçimlere katılıp
İdare mekanizmasına girmesi için. Ancak “Nurek Barajını “ aşması gerek . Bu baraj, Tacikistan’da olup 300 m. yüksekliğindedir .
Halkın siyaset yapmasının önünde, yani ülkeyi egemence yönetmesinde. Nurek Barajı kadar yüksek ve aşılmaz bir seçim sistemi vardır .
İlle de Halk, nerede ise yarısının güven duymadığı siyasal partilerle. Bu egemen sıfatını, kullanma zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılıyor .
Ülkeyi yönetmek ve bu egemenliği kullanmak için, ille de bir siyasi partiye girmek zorundasınız .
Birey tek başına bu egemenliğini kullanamaz . Bir siyasal partiye girmeden bu mümkün değil .
Nasıl mı ?
Milletvekili adaylığınız bir partiden değilse ve bağımsız adaysanız .
Nurek barajından daha yüksek bir barajla, karşı karşıya kalırsınız. Seçilmek için !
Katılan seçmenlerin oyunun % 50 ‘ye yakınının oyunu, alamazsanız. Ki bu, gayri kabil, seçilme olanağınız mümkün değil .
Bu yerel yönetimlerde de ayni .
Yerel yönetimlerdeki üyelerin seçilmelerinde de, ayni yöntem .
Bu yöntemin , seçimlere katılım oranının, bu kadar düşüklüğünde. Bir katkısı, yok mudur ?
Gerek merkezi yönetimde .
Gerek yerel yönetimlerde .
Vatandaşların bağımsız olarak idarede yer almasından, kim veya kimler niye korkuyorlar .
Seçme ve seçilme hakkı, temel hak ve özgürlüklerdendir . Ne devredilir . Ne vazgeçilir .
Bu ibare, tüm uluslararası sözleşmelere girmiştir .
Bizim Anayasamızda da var .
Halkın olan egemenliğini kullanmasında, daha ne kadar bu barajlar
dikili duracak ?
Bu konu , Merkezi yönetim için, ileride düşünülmelidir .
Fakat, yerel yönetimler için Hükümet, ciddi ciddi bu konunun üzerinde durmalıdır .
Yerel yönetim seçimlerine Halk, bağımsız olarak katılmalıdır .
Efendiler, Halktan korkmayınız .
Halk .
En iyisini bilendir …


Bu haber 163 defa okunmuştur

:

:

:

: