Ekonomik ve Sosyal Kalkınma derken…

Başbakan Tufan Erhürman öyle dedi. Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte hazırlanan ve tadilatı gündeme gelen “Ekonomik Protokol” başlığının yeni adı “Ekonomik ve Sosyal Kalkınma” olacak..
Başbakan Tufan Erhürman öyle dedi.
Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte hazırlanan ve tadilatı gündeme gelen “Ekonomik Protokol” başlığının yeni adı “Ekonomik ve Sosyal Kalkınma” olacak..
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakanı Recep Akdağ söz konusu protokolün bir an önce eksiksiz olarak uygulanması arzusunda, buna istinaden Başbakan Tufan Erhürman ise ilgili protokolün safha safha uygulanacağını söyledi..
Peki nedir bu “Ekonomik ve Sosyal Kalkınma” öngörüsünde murat edilen.
Öncelikle sosyal kalkınmanın ne anlama geldiğine bakalım.
Ülkenin ekonomik, toplumsal, siyasal yapılarının değişerek insan yaşamının maddi ve manevi alanda ilerlemesi ve giderek toplumun refahının artması olarak nitelendirilir. Bu bakımdan kalkınma sadece genel sayılarla belirlenen ekonomik büyümeyi içermekle birlikte bunu aşmaktadır. Ekonomik kalkınma ya da büyüme toplumun maddi refahını sağlama yönünde elbette çok önemlidir, ancak tek başına kalkınmışlığı ifade etmeye de yeterli değildir.
Kalkınma kavramı iktisat disiplini içinde olduğu kadar iktisat disiplini dışında da karşılığını bulan bir kavramdır. Kalkınmayı ekonomik büyümeden ayıran en önemli unsur, toplumun genelini kapsamasıdır. Ekonomik büyüme, bir ülkenin üretim kapasitesinin ve bu kapasitenin kalitesinin artmasıdır. Bu artış yapısal olarak ekonomik olmayan toplumsal unsurlara yansıdığında sosyal kalkınmadan bahsetmeye başlayabiliriz.
Sosyal kalkınma ekonomik büyümenin yanında sosyal gelişim ve değişimleri de kapsamaktadır. Örnek vermek gerekirse, sosyal kalkınma, ulusal gelir dağılımının iyileştirilmesi ve yoksulluğun azaltılmasını, altyapı ve sosyal yatırımların sadece ülkenin belli bölgelerinde değil, özellikle geri kalmış bölgelerinde yoğunlaştırılmasını, böylelikle ülkenin her bölgesinin “ekonomik ve sosyal açıdan geri kalmışlık' olgusundan çıkarılmasını, eğitim sorununda çağdaş teknolojik bilgiyi kapsayan bir düzeye yönelinmesini, ülkenin maddi varlığı artarken, halkın yaşamının manevi yönden de zenginleşip kültürün yaygınlaşmasını, kalkınmışlığın paralelinde çevre koruma bilincinin geliştirilmesini, kadın, çocuk ve insan hakları bilincinin yerleştirilmesini, kadınların ekonomiye katılımlarının sağlanmasını ve kadınların da sosyal ve ekonomik gelişmelerde söz sahibi olmalarını hedeflemektedir.Kalkınmaya bu açıdan bakıldığında, kalkınmayla birlikte toplumun kendini aşarak yeni bir topluma dönüştüğü kolaylıkla görülebilecektir. Kısacası, ülkenin ekonomik, toplumsal, siyasal yapılarında yaşanan ilerlemelerin bireyin yaşamının kalitesini arttırma yönünde değişimi olarak tanımlanan günümüz kalkınma anlayışının insana dair sosyal boyutunu sosyal kalkınma oluşturmaktadır.
Toplumların değişim süreçlerine göre kalkınma kavramının anlamı değişik içerikler kazanmıştır. Bazı teoriler ve yapılan araştırmalar, ekonomik gelişmenin sosyal kalkınmayı desteklediğini ve böylelikle sosyal kalkınmanın da beşeri sermayeye ve insani refaha katkısıyla ekonomik kalkınmayı desteklediğini ve güçlendirdiğini ortaya çıkarmıştır.
Dolayısıyla kalkınma , genel anlamda çok yönlü bir süreçtir ve bu süreç bireyleri ve toplumun değişik sosyal grup ve katmanlarını farklı biçimde
etkileyebilmektedir.
İşte şimdi bizlerin de önünde böyle bir süreç şekillenecek.
Ve elbette bu süreç sancılı olacak.
Lakin önemli olan söz konusu protokolün tam anlamıyla bütün bu yukarıda saydıklarımızla örtüşüp, örtüşmediğidir.
Umarım ki Sayın Başbakan böyle bir tanım değişikliğine giderken bu temel nitelikleri murat etmiştir..

Bu haber 126 defa okunmuştur

:

:

:

: