Bu fırsattan istifade bir “PR” çalışması gibi olmuş

Cumhurbaşkanlığında bir masanın etrafında toplanılmış, memleket meseleleri konuşuluyor.
Cumhurbaşkanlığında bir masanın etrafında toplanılmış, memleket meseleleri konuşuluyor.
Katılımcılar, KKTC Cumhurbaşkanı, TC Dışişleri Bakanı,TC Elçisi ve KKTC Meclisinde bulunan siyasi parti temsilcileri
Mevzu Kıbrıs sorunu, iki liderin 16 Nisan akşamı birlikte yedikleri yemek öncesi baş başa yaptığı BM tarafından açıklanan 2 saatlik görüşmenin detayları falan.
Ve tabi Türk Dışişleri Bakanı ile istişare..
En azından cumhurbaşkanlığındaki zirvenin bu maksatla gerçekleştirildiği tahmin edilebilir..
Bu zirvede ise gerçekte neler konuşulduğunu orada bizzat bulunmuş birisi çıkıp açıklamadığı sürece de bu toplantı gizli kapaklı kalacaktı..
Fakat “güvenilir bir kaynağın” bu görüşmenin detaylarını basına sızdırdığı belirtilerek bir takım iddialar ortaya atıldı..
Atılan iddialara göre masaya “ konfederasyon” ve/veyahut iki ayrı devlet temelli modelin konulduğunu ve orada bulunan paydaşların bu konudaki düşüncelerinin ne olduğu üzerine bir haber yapıldı..
Yapılan haberde, TC Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun masaya konfederasyon ya da iki ayrı devlet esasına dayandırılan kadife ayrılığı koyduğu, buna karşın Cumhurbaşkanı Akıncı’nın tepkisinin olumsuz olduğu, hatta Sayın Akıncı’nın ben böyle bir modeli müzakere masasına götürmem dediği federasyon tezinde ısrarlı olduğu söylendi..
Buna karşın CTP liderinin bu öneriyi parti yetkili organlarına götüreceğini, aynı şekilde TDP’nin de parti yetkili organlarında değerlendirme yapma niyetinin olduğunu, UBP, HP ve DP’nin bu öneriye sıcak baktığını, YDP’nin ise buna karşı bir tepki ortaya koyduğu belirtildi.
Sonra TDP’nin Cumhurbaşkanı Akıncı’yı destekler bir pozisyonda olduğu ve TDP’nin konfederasyon modeline asla razı olmayacağı federasyon tezinden vazgeçmesinin mümkün olmadığı verilen haberde düzeltme olarak yayınlandı.
Böylelikle bu vurguyla TDP’nin federal çözümden yana olduğu teyit edilmiş oldu.
Tabi ki yukarıda da belirttiğim gibi, o toplantıda bulunan birileri çıkıp kamuoyuna orada neler konuşulduğunu anlatmazsa kimse asla o zirvede neler görüşüldüğünü bilemeyecek..
Lakin ortada şöyle de bir realite var..
Biliyoruz ki, özellikle Crants Montana da yaşananlar sonrası, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Rum lider Anastasiadis’e dolayısıyla Rum otoritesine karşı haklı bir tavrı vardı.
Zira bu noktada Kıbrıs Rum tarafının bir bahaneyle sürekli masadan kaçan taraf olma pozisyonu ve federal çözüme dair tarafların farklı anlayış içinde olması Sayın Akıncı’da büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı.
Zira anlaşıldı ki federal çözümden Kıbrıslı Türkler başka, Kıbrıslı Rumlar da başka anlamlar çıkarttılar ve bu anlamlar üzerinden birbirlerine karşı pozisyon belirlediler.
Haliyle bugün müzakerelerin geldiği sonuçsuz durum bunun bir neticesidir.
Nitekim bu faktörlerin sonucu olarak son dönemlerde Sayın Cumhurbaşkanı sürekli bir yol ayrımından bahsedip duruyordu..
Hatta Sayın Akıncı’nın bu yaklaşımı kendisini cumhurbaşkanlığı seçiminde destekleyen oy veren bir kesim tarafından eleştiriliyor ve tepki almasına sebep oluyordu.
Şöyle ki; Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bahsettiği yol ayrımı ile federasyon modelinden vaz mı geçiliyor öngörüleri ortaya atıldı..
Ve kamuoyunda böyle bir algı yerleşti.
Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibi bu durumdan rahatsızlık duydu.
Zira öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki dönem Sayın Akıncı bir kez daha cumhurbaşkanı adayı olacak.
İşte bu açıdan bakıldığı zaman cumhurbaşkanlığında gerçekleşen zirve sonrası basına konuşulanları sızdıran “güvenilir kaynak” Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kamuoyu nezdinde son dönemlerde yaratılan “yol ayrımı” algısının federasyon tezinden uzaklaşılıyor mu, imajını düzeltme ihtiyacı ile sızdırılan bilgiler üzerinden bir “PR” çalışması yapıldığı izlenimini de vermiyor değil..
Hoş eğer öyleyse de şu saate kadar konuyla ilgili söz konusu toplantıya katılan birilerinden aksi bir açıklama gelmediği sürece bu konuda yazılıp çizilenlerin doğru olarak kabul edilebileceği varsayımı ile yapılan bu “PR” çalışmasının son derece başarılı olduğunu belirtmek isterim..
Tabi ki bu haberi yapan Sevgili Ulaş Barış’ın gazetecilik adına ortaya koyduğu başarıyı da takdir ediyorum.
Elbette bu açıdan konuyu irdelemeye devam edersek, bu maksadın aynı zamanda federal çözümü savunan CTP ve gıyabında Başbakan Tufan Erhürman’ı ve akabinde tabi ki HP ve gıyabında Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ı bu anlamda (konfederasyon, iki devletlilik - federasyon) ikilemi içinde töhmet altında bırakmıştır.
Dolayısıyla bu vakitten sonra CTP Genel Başkanı olarak Başbakan Tufan Erhürman’ın bu mevzuya bir açıklık getirmesi durumu hasıl olmuştur.
Aynı şekilde HP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın da duruma bir netlik kazandırması hali ortaya çıkmıştır...
Bu haber 45 defa okunmuştur

:

:

:

: