Anneler Gününüz kutlu olsun

Bir ANNELER GÜNÜ’ne daha ulaşmanın mutluluğu ile merhaba...
Bir ANNELER GÜNÜ’ne daha ulaşmanın mutluluğu ile merhaba...

Yaşam böyle bir şey… Geriye dönüp baktığınızda geçen yıllara şaşıyorsunuz. Ne kadar da çabuk geçmişler. Dün çocuktunuz oysa… Sokakta oynayan, ip atlayan, okula giden bir çocuk…

Bugün annesiniz… Belki torunlarınız bile var… Üç ya da dört kuşağın bir arada bulunması büyük MUTLULUK aslında… Farkında mısınız bilmem ama bunun huzurunu ve mutluluğunu yaşamayı da bilin lütfen…

“ANA- BABALARIN ÇOCUKLARINA GÖSTEREBİLECEĞİ EN BÜYÜK SEVGİ ONLARLA KURACAĞI ARKADAŞLIKTIR” Henry Ward Beecher

Geçenlerde benzincide benzini koyan Pakistanlı gence, anne ve babasının sağ mı olduğunu soruyorum. Kardeşleri, eşleri ve çocukları ile burada yaşamlarını sürdürüyorlar, anne- baba Pakistan’da…

Evet diyor, bizi büyüttüler şimdi dinleniyorlar… Biz üç kardeşiz. Her ay hepimiz düzenli olarak 200’er euro gönderiyoruz… Onlar bizi büyütürken çok emek verdiler. Şimdi biz çalışıp onlara bakacağız…
Aslında ana- baba evlada bir bağ verir de; evlat sıra ona gelince bağdan bir salkım üzüm vermezmiş, diye anlatılır.
Elbette böylesine, evlatmış gibi, geçinenler de yok değil…

Özellikle yaşlıların paradan çok ilgiye, sevgiye ihtiyaçları var… Bakıma ihtiyacı olanlar da var tabi… Çocuklarımız bizi örnek alırlar her zaman… Biz büyüklerimize nasıl davranırsak, yarın onlar da bize öyle davranacaklar…

Bu konuda onlarca öykü anlatabilirim size… Örneğin TAHTA ÇANAKLAR… Bu aynı zamanda tiyatro oyunudur da… Yaşlanan babaya bakmaktan yakınan gelin, kocasını razı ederek onu arka odaya neredeyse hapseder… Durmadan elinden düşürüp kırdığı tabaklara da TAHTA ÇANAK ile çözüm bulunur…

Ne var ki torun anne- babaya unutulmaz bir ders verir… Dedesinin aile ortamından alınması en çok onu üzer… Bir gün oyun oynarken, yaptığı şeyin anne- baba yaşlandığı zaman kullanacakları çanak olduğunu söylemesi, büyüklerin aklını başına getirir… Yaptıkları hatayı anlarlar… Yaşlı adam odadan çıkarılıp aralarına karışır…

Her zaman yaşamımızı gözden geçirmeliyiz… Yaptıklarımız, yapamadıklarımız… Eksiklerimiz, fazlalıklarımız… Törpülemeliyiz aşırılıklarımızı… Yaşamda deneyim kazandıkça OLGUNLAŞIRIZ…

Rahmetli anneannem “ Sokma akıldan akıl olmaz…” derdi. Yine de bizler, zaman zaman başkalarından olumlu akıllar almalıyız, derim ben…

Hemen aklınıza AKIL PAZARI öyküsü gelmiştir… Hani herkes aklını pazara çıkarmış da ama yine kendi akıllarını beğenip onu almış...

Hangimiz zaman zaman çocukluğumuza dönüp onun sıcacık kucağında, güvende olmayı istemeyiz. Hele de uzaklardaysak, onu hatırlamak bile burnumuzun direğini sızlatır. Ben annem için yazdığım şiirimde şunları söylemişim…
ANNE
anne
Gelsem yanına
Koysam başımı dizine
Okşasan saçlarımı
Yine senin küçük kızın olsam
Beyaz kurdeleli…


ANNE sözünün çağrıştırdıkları sayfalara sığmaz elbette… KADINsanız, anneyseniz, kendi annenizi ancak kendiniz anne olduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz… Kapıdan çıkarken “ Sırtına bir şey al…”diye seslenen annenin kızı, kendi çocuğuna bakar önce, aman o üşümesin diye… Herkes kendi yavrusunu düşünür…

Annenizin sizin için endişelerini, gözünüzün içine bakışını, her şeyini sizin için fedaya hazır oluşunu işte tam da o zaman anlıyorsunuz… Anne olduğunuz zaman…

Ara sıra arkamıza bakmakta da fayda var elbette… Anne ve babalarımıza yani… Ömürleri özveriyle geçen, artık yorgun yürekler ve yorgun bedenler… Sadece bizden tatlı bir çift söz ve gülümseme bekleyen büyüklerimiz… Onlar bizi gördükçe mutlanırlar…

ANNEM
Elim sensin, kolum sensin
Doğrulukta yolum sensin
Sen birazcık üzülsen
Dayanamam ben annem

Sevgin her şeye değer
Tüm sevgini bana ver
Yanımda yoksan eğer
Uyuyamam ben annem

Küsmezsin üzdüm diye
Kızmazsın bilmem niye
Gönlündeki sevgiye
Doyamam hiç ben annem…

Tutunacak dalımsın
Yanağımda alımsın
Canım, gülüm, balımsın
Olamam sensiz annem… NEJAT SEFERCİOĞLU

ANNE… Bizi doğuran, bizim için gerçekten emek harcayan, en önemlisi de ne yaparsak yapalım bize sevgisi asla azalmayan TEK İNSAN… Hakkını ödemek diye bir şey de yok… Çünkü buna gücümüz yetmez…

Anne demek, çocukluk demektir bir bakıma… Onun gözünde hiiiiç büyümezsiniz… Çocukluk da güzel günler demektir… Öyle olmasa bile insan çocukluğundaki güzel anışları hatırlamalı…

ANNE
Bakışın güneş gibi ısıtır içimizi
Gülüşün aydınlatır üzgün kalpleri anne
Elimizden şefkatle tutarsın her an bizi
Dünyaya geldiğimiz günden beri anne

En tatlı hatırası, en sevimli çağımın
Yüzünde gölgesi var gül yüzlü bayrağımın
Anavatan diyorlar adına toprağımın
Sen vatanlaştırırsın bastığın yeri anne

Gözlerinde taptaze bir bahardır dört mevsim
Sevgi enginliğinde kim sana eş olur kim
Ayağının altına sermiş cenneti Rabbim
Anne! Büyük Allah’ın büyük eseri anne
HALİDE NUSRET ZORLUTUNA

Büyük oğlum Barçın, anneler gününün birinde yanımdaydı. Bana ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ Poison marka parfüm alıp gelmiş. Bana sarılıp beni kucaklarken:
“ Bu senin kokun anne!... Ne zaman , nerede bu kokuyu duysam, çevreme bakınırım. Annem gibi kokan kim? Annemin kokusu burnumun ucunda olur… “

Çocukluğumdan beri, beni her kucaklayışında , bu kokuyu öyle tatlı tatlı içime çekerdim ki!... Sen, okula giderken benden önce evden çıkmışsan arkanda kokun kalırdı… Merdivenlerde bile…” demişti...

Bu satırları yazarken,ilk anlattığım gün gibi, bana o sözleri söylediği ilk an gibi, gözlerimden sıra sıra yaşlar dökülüyor… Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum…

Çocuğunuzun sizi nasıl, hangi halinizle hatırlayacağını bilemezsiniz… Hele sizden çoook uzaklarda yaşıyorsa… Hasretlik gerçekten çok zor…

GenÇlerle buluştuğumuzda onlara durmadan anne- babaya saygı ve sevgiyi tekrarlarım. Onların değer bilir olmalarını isterim.
Yıllar önce üniversite öğrencileriyle bir buluşmamızda bir gencimiz “ ANNEMİN SAÇLARINDAKİ AKLAR…” deyip gerçek öyküsünü paylaşmıştı bizimle…
Ailenin dört çocuğundan üçü sırası ile evlilikti, işti diye yuvadan ayrılır. En küçük de bizim oğlumuz Kıbrıs’a okumaya gelir… Sen okul bitince burada kalır mısın, diye sorduğumda ona kesin bir ifadeyle: “ KALAMAM…” dedi. Neden kalamam, dediğini sorunca bize açıkladı:
“ Kalamam Hocam… Çünkü evden ayrılan her çocuğu için annemin saçlarından bir tutam beyazladı… En son bayramda yanındaydım. Baktım saçlarının önündeki bir tutam da ağarmış… Onlara dokunup “ BUNLAR DA BENİM İÇİN Mİ AĞARDI?” diye sordum… Kalamam Hocam, kalamam, annemi yalnız, bensiz bırakamam…”

O akşam, hepimizin gözleri dolmuştu. Bir televizyon programında canlı yayında bunu anlatacağımı bilen sunucu, sürpriz yapmış ve ailesinin yanına dönen çocuğumuzla bizi telefonda buluşturmuştu… İnanılmaz duygulu anlar yaşamıştık…

ANA SEVGİSİ
Sıcağın sinmiş bana
Seni severin adı
Sensin bana can veren
Sensin bana kan veren

Küçükken yudum yudum
Sütlerinle büyüdüm
Kulağıma ninniler
Neler söyledin neler

Beni büyüttün ana
Beni yürüttün ana
Göremeyince seni
Kucaklarım gölgeni… M. NECATİ ÖNGAY

Elbette ailelerin çocuklarına ilgi göstermesini, yürekten, severek her anı paylaşmalarını isterim. Özellikle lise son öğrencilerine: ALTIN UÇUŞUNUZ YAKLAŞTI, derim. Altın uçuş, ailelerinden ayrılacakları andır… Ondan sonra evlerine hep MİSAFİR OLARAK döneceklerdir. Tıpkı kuşların yuvadan uçtukları ilk gün gibidir, o gün…

Çocuklarımla geçen zamanların değerini iyi bilirim. Her fırsatta birlikte olmak için elimden geleni yaparım… Onlarla geçen zamanın neşeli, huzurlu geçmesi için çaba gösteririm… Öyle güzel geçsin ki zaman, benimle olmayı onlar istesinler…
ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN… NİCE ANNELER GÜNÜNE…

Bu haber 66 defa okunmuştur

:

:

:

: