Nereye varacak bu otoritersizliğin sonu...

Cinayet zanlısı Kuzey Kıbrıs’ta saklanıyordu.. Yakayı ele verdi, yakalandı.. Ya yakalanmayanlar ne olacak?
Cinayet zanlısı Kuzey Kıbrıs’ta saklanıyordu..
Yakayı ele verdi, yakalandı..
Ya yakalanmayanlar ne olacak?
Aramızda gezmeye devam edecekler.
Can yakacaklar, huzursuzluk yaratacaklar.
Bunun örneklerini daha önce de bir çok kez gördük.
Bu ne ilktir ne de son olacak..
Bir kere ülkeye girişler sıkıntılı.
Dünyadan kopuk, uluslararası hukuka müdahil olmayan bir yapıda maalesef bu ve benzeri sıkıntılarla karşı karşıya kalıyoruz..
Mevcut sistem dahilinde sınır kapılarımızdan geçişlerde de kontrol sağlanamıyor.
En azından yaşananlardan anlıyoruz ki, yeterli bir kontrol sistemi buralarda mevcut değil..
Nitekim cinayet zanlısı elini kolunu sallayarak ülkemize gelir yerleşir..
İnterpolün kırmızı bültenle yana döne aradığı insanlar buralara gelir saklanır.
Hırsızı, ursuzu, kaçağı, köçeği hep burayı mesken tutar.
Peki neden?
Çünkü tanınan bir siyasi yapıya sahip değiliz..
Uluslararası hukukun içinde yer almıyoruz.
Dolayısıyla bu illegal bir düzeni de ister istemez dayatıyor sisteme.
Kısacası suç işleyen, zanlı durumunda olanlar için sığınacak liman olduk..
Lakin benim burada bir türlü kafamın almadığı şu; bu durum kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratırken, ülkeyi yönetenler ya da yönettikleri iddiasında olanlar bu durumdan ötürü hiç mi rahatsızlık duymuyorlar..
Galiba öyle..
Rahatsızlık duymuyorlar..
Eğer duymuş olsalardı radikal önlemler alırlardı.
Fakat almıyorlar..
Onlarca olaya rağmen, vuku bulan adli olaylar, yakalanan cinayet zanlıları, gemiye/ uçağa binip ülkeye cinayet işlemek için gelenler, suç çeteleri kuranlar, insanları haraca bağlamaya çalışanlar vs..
Şu çok net ki sonu aydınlık olmayan karanlık bir yola doğru hızla gidiyoruz.
Peki bu önlenemez mi?
Elbette önlenir..
Fakat kararlılık lazım..
Niyet gerekir..
Her şeyden önce de ülkenin nüfusunun bilinmesi gerekir.
Oysa bizim ülkemizin nüfusunu devlet bilmiyor.
Bu ülkeyi yönetenler nüfus sayısını bilmiyor..
Ne girenin, ne de çıkanın kontrolü devletin otoritesi altında değil.
O halde ne yapacağız..
Bunları bıkmadan, usanmadan gündeme taşıyacağız..
Ve bunu ısrarla devletten talep edeceğiz..
Nüfus diyeceğiz mesela..
Artık sayın bu nüfusu.
Ama sayın..
Yalanla dolanla geçiştirip yanlış rakamlar söylemeyin halka..
Yollarda, sokaklarda, okullarda, hastanelerde, elektrik enerjisi ve su tüketiminden zaten bellidir nasıl bir durumla karşı karşıya kaldığımız..
Ülkeye girişlerde etkin kontrolü talep etmeye devam edeceğiz..
Giriş yaptıktan sonra ülkede kaybolanların kaçak olanların denetlenmesini ısrarla isteyeceğiz..
Bu bizin en tabi yurttaşlık hakkımız..
Nihayetinde bu ülkede cumhurbaşkanı seçiyoruz, liderimiz diyoruz..
Birilerine bizi temsil etmesi için onay veriyoruz vekilimiz olarak meclise gönderiyoruz.
Meclis Başkanımız var, orada milleti temsil ediyor.
Başbakan var hükümeti kuruyor..
Bakanlar var vs..
Şimdi yukarıda saydığım bu makamların hepsi de bizleri temsil etmiyor mu?
Ediyor.
En azından bunun böyle olması gerektiğini biliyoruz..
Yani sözde değil, özde bir temsiliyet istiyoruz..
Yoksa ha devlet, ha dernek..
Dolayısıyla bizler de diyoruz ki bizi temsil edenlere bu durumdan ötürü rahatsızız..
Tedirginiz, huzursuzuz..
Ülkede kontrol edilemeyen bir nüfus var..
Bu durum hayatın her alanında ülkenin yurttaşları olarak bizlere olumsuz yansıyor..
O zaman bunun bir gereği olmalı.
Ve bu yapılmalı..
Bu haber 49 defa okunmuştur

:

:

:

: