Siyasetsiz Partilerin size zararları!

Ne kadar çok sadece gösterişe dayalı siyasetçi ve siyasetten güç alma meraklılarımız var.
Ne kadar çok sadece gösterişe dayalı siyasetçi ve siyasetten güç alma meraklılarımız var.
İnanmak gerçekten zor!
Bir taraftan Kıbrıs’taki yerel seçimler tam bir siyasi partiler mağlubiyeti olarak sonuçlanırken diğer taraftan siyasi sistemimizin ürettiği aday profilleri de oldukça ilginç portreler oluşturdu
YEREL SEÇİMLERİN KAYBEDENİ ‘SİYASİ PARTİ’
Siyasi partiler mağlubiyeti derken bu kavram, ne kazandıkları veya kaybettikleri belediye başkanı sayısı ile ilişkili, ne de ‘’işte bağımsız destekledik de kazandık’’ ifadeleri ile ilişkili değil.
İster hükümet ortaklarından dolayı olsun isterse de başka popüler adaylardan dolayı olsun siyasi partilerin Kuzey Kıbrıs’ta yerel seçimlerde kendi adaylarını çıkarmamaları çok ciddi bir siyaset çözülmesine neden olmaktadır!
Bir taraftan siyasi partiler biri birbirlerinden ne farkı var güç bela anlatabilirlerken, halkımıza en yakın olmaları gereken yerel seçimlerde hiç de siyasi duruşlarına uygun olmayan bir şekilde ya aday çıkarmadılar ya da bağımsız veya başka parti adaylarını desteklediler.
Peki, niye bu kadar endişe vericidir bu tutum?
Genelde zaten yerel seçimlerde ‘’parti değil kişi önemlidir ‘’ martavalı arkasına saklanmış olabilirler.
‘’Zaten kazanamayız boşuna kaynak harcamayalım!’’ diye düşünmeyi mantıklı görmüş veya öyle göstermeye çalışmış da olabilirler.
Hatta çok az oy alıp mahcup oluruz ve ne kadar güçsüz olduğumuz meydana çıkar diye düşünüp yerel seçimlerde bölge bölge saklanan siyasi partileri de gördü bu yerel seçimler.
Hiçbir siyasi parti sadece kazandığı kadae değerlidir diye bir düşünceye sahip olmamalı.
Siyasi partiler için bazen kaybedeceklerini bilerek mücadele etmeleri de ciddi bir kazançtır.
SİYASİ PARTİLERİN YOKLUĞUNU YAĞMALAYANLAR
Bu karmaşık durumda ve siyasi partilerin sorumluluklarını göz ardı ettikleri bir seçimde meydan kime kalır?
Elbette ki meydan boş kalmaz. Önce hadi bir olumlu sıralayalım; başarılı hizmet vermiş algısını yaratmış mevcut başkanlar.
Ya olumsuzlukları bir değerlendirsek!
Karşılarına rakip çıkartmayacak kadar bölgesindeki ilişkileri kendi etrafında şekillendirmiş gizli Despotlar.
Belli bir mali güce sahip ve bu mali güçle çevreyi hiçbir siyaset veya toplum yararını düşünmeden istediği gibi parselleyip daha da mali güç kazanacak olanlar.
Ortada nasıl olsa siyasi partiler yok deyip Kıbrıs Türkü’nün tüm siyasi duruşlarına çok farklı olan ancak istedikleri adaylara mali destek veya gurup
oyları taşıyabilen kesimlerin adayları.
Giderek daha da fazla kaynakları yerel yönetimlere aktarma kapasitesini oluşturmuş dış kaynaklı yardım merkezlerinin adayları.
Geçtiğimiz yerel seçimlerde bu olumsuzluklar yer aldı mı, veya böyle gayretler oldu mu, veya bu gayretleri neler engellemeye çalıştı? Henüz pek tespit edilmiş değil.
Ancak böyle olumsuz gayretlere birçok yerleşim bölgesinde siyasi partilerin örgütleri parti merkezlerinden haberli habersiz, ya da doğal siyasi duruşları ile karşı durmaya çalıştıkları açıktır.
Özellikle siyaset ideolojilerine bağımlı olan Cumhuriyetçi Türk Partisi örgütleri ve geleneksel seçim yarışmacısı Ulusal Birlik Partisi örgütleri aday göstermeyen merkezlerine karşı bazen direnerek bazen de kendi içlerinde bölünerek tepki koydular.
Aday göstermeyen UBP ve CTP gibi büyük partiler bu iç cepheleşmeleri yaşarken aday göstermeyen küçük partiler de kendilerini daha da silikleştirmiştirler.

ADAY GÖSTERMİŞ OLSALARDI KAYBEDECEKLERİ ÇOK DAHA AZ OLACAKTI.
Şimdi hem parti olarak yeterince belediye başkanı kazanamadılar hem de gerek siyasi duruşları gerekse de üye ve sempatizan tabanları ciddi çözülme öncesinde.
Eğer bu aday göstermeme veya başkalarının adaylarını destekleme kavramı önümüzdeki farklı seçimlerde de tekrarlarsa, seçim sonuçlarını öngördüklerini sanıp seçime katılmayan siyasi partiler veya hiçte siyasetleri ile uyuşmayan adayları destekleyen siyasi partiler ciddi bir çözülme yaratacak Kuzey Kıbrıs’taki siyaset evreninde.
Her seçimde siyasi partiler kendi anlayışlarına uygun adaylar ile seçim yarışına girmezlerse, ne ekonomideki gelir dağılımlarının iyileşmesi, ne kaynakların ve çevrenin sürdürülebilir kullanımı, ne sosyal olarak zayıf olanların rehabilitesi ne de Kıbrıs Sorunu herhangi bir eksene oturtulamayacak.
BELKİ DE, BÖYLELİKLE KUZEY KIBRIS’TAKİ SİYASİ PARTİLERİN GEREĞİ TARTIŞILIR DURUMA GELECEK.
Bindikleri dalı kesmeye devam edenlerin akıbeti belli değil mi?
Bu haber 80 defa okunmuştur

:

:

:

: