Tam üstüne bastınız Sayın Başkan!..

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, öyle eleştiriler yaptı ki, “Tam üstüne bastınız Sayın Başkan. İşte başlayacağımız nokta budur” demek geliyor insanın içinden…
Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, öyle eleştiriler yaptı ki, “Tam üstüne bastınız Sayın Başkan. İşte başlayacağımız nokta budur” demek geliyor insanın içinden…
Adli yılın açılışı öncesinde toplumsal hastalıklarımıza bir bir ayna tutan Sayın Başkan Şefik, ülkedeki sistemsizlikten şikayet etti. Üstü kapalı olarak adam kayırmacılık ve partizanlığın bu toplumun en önemli hastalığı olduğunu işaret etti. Bunu vurgulamak için de “Liyakata önem vermediğimiz müddetçe toplumumuzun düzelmesi mümkün değil” diyerek bu kokuşmuş sisteme adeta isyan etti.
Peki liyakata önem vermeyen kimler?
Ne yazık ki sağ sol ayrımı yapmadan bugüne kadar iktidar ya da iktidar ortağı olmuş tüm partileri bu kategorinin içine pekala koyabilirsiniz.
Peki vatandaş olarak biz farklı mıyız?
Soralım bakalım kendimize desteklediğimiz partiyi niçin destekliyoruz? Bu ülkeyi güzel yarınlara çıkaracağına olan inancımızdan mı, yoksa kendi küçük, büyük menfaatlerimiz için mi?
Bu soruya vereceğiniz cevap sizin için de samimiyet testi olacak.
Sayın Şefik, toplumsal duyarsızlığımıza dikkat çekerken, kimsenin hiçbir kural tanımamasından yakınıyor.
“İnsanlar, ‘iki dakika işim var’ deyip arabasını yolun içine, apartmanın girişine ya da park halindeki başka aracın arkasına bırakıp gidebiliyor, ‘beklesin, geliyorum’ diyebiliyor. Bencilliğimiz ve kural tanımazlığımız had safhada” diyen Şefik’in sözleri eminim hepimizin günlük hayatta başımıza gelen sıradan olaylar…
Tabi kendisi yüksek yargının başkanı olduğu için biz kendisinden yargının sorunlarıyla ilgili büyük büyük laflar bekliyoruz ama halimiz ortada. Bu sistemsizlikle, bu sorumsuzlukla yargıda nasıl iyi bir konuma gelebiliriz ki?
Her şey bu kadar yanlış inşa edilmişken, asıl yargıda sorun olmasa tuhaf olurdu.
Peki tüm bunlar yaşanırken, sorunların çözüleceğini yönelik bir inanç var mı?
Çevremde pek çok kişi ülkenin bu sistemsizlikten çıkıp düzene girebileceğine inanmıyor. Derin karamsarlık var. Sayın Şefik de aynı gözlemi yapmış belli ki…
Tüm bunlara çare ararken herkes birinin sihirli bir değnekle ülkeyi düzeltmesini bekliyor.
Yüksek Mahkeme Başkanı “Yargı ülkedeki sorunların tümüne merhem olamaz” diyor.
Çok da haklı. Çünkü bizler o sihirli değneği önce kendimizde aramamız lazım.
Hep özendiğimiz o batıda kurallara nasıl riayet edildiğini görüyor, duyuyoruz. Bırakın Batı’yı bu adada Güney’e geçen bir sürücünün bile emniyet kemerinden tutun da tüm trafik kurallarına nasıl riayet ettiğini şaşırarak izliyoruz.
Peki aynı sürücü Kuzey’e geçince neden adeta canavarlaşıyor, hiçbir kuralı tanımıyor?
Hepimiz Kuzey’de de kurallar olsun istiyoruz ama o kuralın bizi değil sadece karşımızdakini bağlamasını talep ediyoruz.
Peki nerden başlayacağız diye sorarsanız, cevabı çok basit aslında. Herkes önce kendinden başlayacak. Kamuda memur işini iyi yapacak, trafikteki sürücü aracını Güney’de sürüyormuş gibi burada da özenle sürecek, işadamı vergi kaçırmak için bin bir takla atmayacak, sendikalar hükümette nasıl yontarım diye sürekle eylem peşinde koşmayacak… Listeyi uzatabiliriz…
Ama kesin olan şu böyle devam ederse yarın bugünden de kötü olacak...



Bu haber 102 defa okunmuştur

:

:

:

: