Eve yürüyerek dönenler

Sosyal medyanın hakimiyeti bizim üzerimizde mi yoksa bizler mi sosyal medya üzerinde hakimiyet kurduk tartışmaya açık. Bilinen ve görünen tek gerçek bir çok insanımızın sosyal medya hesaplarından bir birine ulaştığıdır.
Sosyal medyanın hakimiyeti bizim üzerimizde mi yoksa bizler mi sosyal medya üzerinde hakimiyet kurduk tartışmaya açık. Bilinen ve görünen tek gerçek bir çok insanımızın sosyal medya hesaplarından bir birine ulaştığıdır. Sosyal ekonomik ve siyasi konularda her türlü haber ve yorumun yapıldığı yerde bulunmak da ayrı bir ayrıcalıktır. “Sözünde durmak, insanın vefası için bir ölçüdür. Ancak sözüne vefalı insanlar övgüye layıktır.” Demişse Mevlana demek ki bu günkü dünyamızda ne varsa o günlerde de övgüde kusur yoktu ve bizler bu gün övgüyü de takdiri de düşüncelerimizi de burdan doğrudan muhatabına iletmek gücünü kullanıyoruz. Herkesin doğrusu kendine ait olmakla beraber doğruya giden yolda siyasilerin icraatlarının olumsuzluğunun her daim bir ceremesi vardır. Yaz ile kış arasındaki mevsimde olabiliriz.Arafta olmak gibi. Sevgide ve saygıda kusur olmaması gereken eşiği bilmeyen yoktur. Ancak ülkemizin 4 başlı hükümet dönemindeki kadar beceriksizliğin gözler önüne serildiği günleri yaşadığımız süreçteki bu eşik önemli diyenler çoğunluktadır. Başbakan Erhürman televizyon ekranlarından,Cumhurbaşkanlığı kapısı önünden ve Bakanlar Kurulu kapısından halka açıklama yaparken halkın refahına ilişkin hiç bir şeyi telaffuz etmemektedir.Zam var denetimin olmadığı günlerdeyiz. Çalışma Bakanı önerisi ile Bakanlar kurulunun 175 /174 kişinin vatandaşlığını iptalle yarattığı mağduriyeti sadece partilerinin siyasi reklam amacı doğrultusunda yetkisini kullandığı kanaati bu gün olmuş geçerliliğini koruyandır. Vicdani ret konusunda Sayın Özersay anlaşılmaz mesajları ile gündemde yerini koruyor. Kıbrıs meselesinde hala daha muhataplardan olurluk beklemek de abesle iştigal olmakla beraber diplomasi ne gerektiriyorsa o meyandaki açıklamaları izliyoruz KKTC iç politikada her konuyu siyasi rant için iktidar açıklamalarında görüyoruz. Elbette güçlü bir Dış işleri bakanının olması ve itibar görmesi ülkemizin menfaatinedir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşürken Sayın Özersay’ın oturduğu sandalyenin şeklinin ne önemi var. Oturmuşlar konuşmuşlar önemli olan istişare etmeleri değilmidir? 2.Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat bir televizyon programında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlunun görüşmelerini de Kıbrıs konusuna müdahil ülkeler ile yapılabileceğini, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlarının böyle konularda her tür görüşme yapabilme yetkisi olduğunu sorulan bir soru üzerine cevap veren olmuştur, hatta Dışişleri bakanlarının görüşmelerinin de bağlayıcı olduğunu, iki ülke dış işleri bakanın sözlü antlaşmasının geçerliliğinin üst kademede kabul görmediğini ancak konunun mahkemeye taşınması ile “Sözlü Mutabakat”ın mahkeme kararı ile kabul edildiğinin örneğini de Sayın Talat program sırasında vermiştir. O zaman Sayın Mustafa Akıncı niye mütekabiliyet diyor? Önemli sorular burda gizli! Sayın Serdar Denktaş 13. Maaşların ödenmesinde sorun yaşanmayacağını açıklamış olması, geçmişteki taksitlendirilmiş maaş ödemesi yapan Maliye Bakanına gözdağı verir nitelikte bir beyan olmuştur.Meclis Genel kurulunu grev nedeniyle yaptırmayan sendika karşısında, 4 Başlı hükümet hemen sus pus olup ayni gün sendika yetkilileri ile görüşme gerçekleştirdiler. Peki o zaman neden önceden görüşmüyorlar ve tatilden dönen Meclis’in bir gün daha toplantı yapmamasına sebebiyet veriyorlar. Anlaşılır gibi değildir.Ülkemiz yangın yeri gibi, kuraklık konusunda açıklanan harita bir çok bölgede hoşnutsuzluk yarattığı haberleri vardır. Yeniden gözden geçirilecek bir düzenleme olacak mı? Sayın Şahali bu konuda ne yapacak, çiftçiler tarafından merakla beklenendir. Unutulmayalım “Ata kibirli binen, eve yürüyerek döner.”




Bu haber 326 defa okunmuştur

:

:

:

: