Sorunların anası 'faiz' yasasıdır

Ekonomik kriz devam ediyor. Üstelik derinden de değil, açık açık. Mevcut durumdan etkilenme, adaletsizce, büyüyerek artıyor.
Ekonomik kriz devam ediyor.
Üstelik derinden de değil, açık açık.
Mevcut durumdan etkilenme, adaletsizce, büyüyerek artıyor.
Her kesim mutlaka etkilenmiştir, etkilenmeye devam ediyordur.
Ama düşük gelirli, asgari ücretli kesim, yaşamın ekonomik zorluğunu misliyle hissediyor.
Hayat pahalılaştı, zorlaştı, kontrolsüzce artan fiyatlar, eriyen gelir düzeyi, çok yakında krizin gerçek yüzünü ortaya çıkaracak.
Ödenemeyen krediler, bazı bankaların yaptığı faiz artırımı ile artış gösterecek.
'Cumhuriyetçi Türk Partisi, Halkın Partisi, Toplumcu Demokrasi Partisi ve Demokrat Parti'nin oluşturduğu ve 2 Şubat Cuma günü Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Tufan Erhürman Başkanlığındaki dört partili koalisyon, 22 maddelik öncelikli icraatlarını koalisyon protokolüyle belirledi.'
Ve bu protokolden bir 'öncelik' maddesi;
'Faiz yasası, hükümetin göreve gelişi ertesinde mümkün olan en kısa sürede, Cumhuriyet Meclisi'ne getirilip yürürlüğe konulacaktır.'
Bu ülkede birçok kötülüğün anası, bu 'faiz' düzenidir.
Siyaset, hükümetler, hep bu düzenin etrafından dolaştılar.
Yaranın kendisi budur ve pansuman değil, acilen tedaviye ihtiyaç vardır.
Alınan veya alındığı söylenen, yapılmaya çalışılan, önlemler sonuç verdi mi?
Esas, can alıcı, nokta atışları yapıldı mı?
Türkiye'deki yönetimin, icraatlarını genel olarak benimsemedim, benimsemem.
Orada yaşanan ve bizi fazlasıyla etkileyen, ekonomik krizle ilgili açıklanan önlem paketleri, Türkiye'nin sorununu çözer mi, bilmem.
Ama son açıklanan pakette, neler yapılabilir, günlük yaşama nasıl etki edilebilir, bir yol haritası var.
Yanlışı, doğrusu, işlevliği, Türkiye'nin getirildiği noktanın siyasi yanlışlığı, hepsi bir tarafta, baktığım yer hareket çeşitliliğidir;
Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak;
'...Tüm ekip olarak, tüm üretim, hizmet, tedarik ve perakende zincirlerindeki firmalarımızla görüşme yaptık, bu görüşmelerde büyük bir destek ve sahiplenme gördük. Tüm firmalarımızdan, asgari yüzde 10 indirim yapmaları ve bu indirimi yıl sonuna kadar sürdürmeleri konusunda mutabık kaldık.
Tüm kurum ve paydaşlarla güçlü bir koordinasyon ortaya koyduk. Öncelikli olarak yine küresel olarak çok büyük bir değişim süreci olmadığı sürece, elektrik ve doğal gaza yıl sonuna kadar zam yapmayacağız.
Bu normalleşme sürecine bağlı olarak bankalarımız da enflasyonla mücadeleye destek verecekleri yönünde bir irade beyanında bulundular.
1 Ağustos'tan geçerli olmak üzere bankalarımız yüksek faizle kullandırılan kredilerin faiz oranlarında yüzde 10 indirim yapacaklarını taahhüt ettiler.
Hal yasası Ekim ayında Meclis komisyonunda göreceğiz, böylece komisyonculuk kaldırılacak.
Fırsatçılık ve stokçulukla etkin mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızdan bu mücadeleye sahip çıkmalarını istiyoruz.'
Bu söylenenler, Türkiye de ne kadar etkili olur, beklentileri, güveni karşılar mı?
Türkiye şartlarında, yapılmak istenenleri, zamanla göreceğiz.
Elbette bizde yapılmaya çalışanları da göreceğiz, fakat mücadele, herkesle, tüm kesimler ve sektörlerle bir noktaya gelebilir.
Örneğin, bankalar bir süreliğine, belli bir oranda, karından fedakarlık yapamaz mı?
Hangi sektör olursa olsun, fırsatçılığın, tanımı yok.
Piyasa bunu dengelemiyorsa, orada devlet devreye girmeli.
Yasal düzenlemeleri ve denetimi üstlenmeli.
Hükümet, aldığı kararlar için daha etkili adımlar atarken, uygulamabilirliği zorlayarak, sağlamalı.
Ve tabi ki en büyük sorun olan faiz yasasını bir an önce hayata geçirmeli.


Bu haber 300 defa okunmuştur

:

:

:

: