Bilim kurgu filmlerindeki çekim ışını gerçek oldu

Star Wars serisi başta olmak üzere bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmezi olan ışık vasıtasıyla nesnelerin ve insanların uzay gemisine çekildiklerini hepimiz hayranlıkla izlemişizdir. Bugüne kadar bir bilim kurgu ögesi olarak hayatımızda yerini alan bu kavram, Adelaide Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçeğe dönüştürüldü. Yalnız ufak bir farkla; ışın demeti yalnızca atomları çekebiliyor.
Star Wars serisi başta olmak üzere bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmezi olan ışık vasıtasıyla nesnelerin ve insanların uzay gemisine çekildiklerini hepimiz hayranlıkla izlemişizdir. Bugüne kadar bir bilim kurgu ögesi olarak hayatımızda yerini alan bu kavram, Adelaide Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçeğe dönüştürüldü. Yalnız ufak bir farkla; ışın demeti yalnızca atomları çekebiliyor.

Bilim adamları tarafından geliştirilen çekim ışını (tractor beam) atomlar etrafında güçlü bir çekim alanı oluşturarak mikroskobik büyüklükte bir delik etrafında kalmalarını sağlıyor. Gelişmenin güvenli iletişim, gözetleme ve algılama gibi radar teknolojilerinde çığır açacağı belirtiliyor.

Filmlerin aksine geliştirilen çekim ışını mavi ya da yeşil renkte değil, aksine gözle görülmeyen bir kızıl ötesi ışından oluşuyor. Geliştirilen çekim ışını uzay boşluğu gibi neredeyse gazsız bir ortamdaki atomları belli bir noktada hapsedebiliyor. Tam bu noktada bulunan fiber optik kabloya aktarılan atomlar buradan kaçamıyor ve uzun süre burada saklanabiliyorlar. Deneyler neticesinde bilim adamları atomları yüksek hassasiyette istedikleri yerde tutmayı başarmışlar.

Buluşun çalıma prensibi kızıl ötesi ışının yarattığı enerji değişimine dayanıyor. Atomlar etrafındaki enerji değişimi atomları ışığın en yoğun olduğu bölgeye sürüklüyor. Araştırmanın başında yer alan Doktor Philip Light asıl heyecan verici olan noktanın, kuantum deneylerinin bu hapsedilen atomlar üzerinde yapılabilecek olması şeklinde belirtiyor.

Kerem Ardıçlı Yazar
Star Wars serisi başta olmak üzere bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmezi olan ışık vasıtasıyla nesnelerin ve insanların uzay gemisine çekildiklerini hepimiz hayranlıkla izlemişizdir. Bugüne kadar bir bilim kurgu ögesi olarak hayatımızda yerini alan bu kavram, Adelaide Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçeğe dönüştürüldü. Yalnız ufak bir farkla; ışın demeti yalnızca atomları çekebiliyor.


Bilim adamları tarafından geliştirilen çekim ışını (tractor beam) atomlar etrafında güçlü bir çekim alanı oluşturarak mikroskobik büyüklükte bir delik etrafında kalmalarını sağlıyor. Gelişmenin güvenli iletişim, gözetleme ve algılama gibi radar teknolojilerinde çığır açacağı belirtiliyor.

Filmlerin aksine geliştirilen çekim ışını mavi ya da yeşil renkte değil, aksine gözle görülmeyen bir kızıl ötesi ışından oluşuyor. Geliştirilen çekim ışını uzay boşluğu gibi neredeyse gazsız bir ortamdaki atomları belli bir noktada hapsedebiliyor. Tam bu noktada bulunan fiber optik kabloya aktarılan atomlar buradan kaçamıyor ve uzun süre burada saklanabiliyorlar. Deneyler neticesinde bilim adamları atomları yüksek hassasiyette istedikleri yerde tutmayı başarmışlar.

Buluşun çalıma prensibi kızıl ötesi ışının yarattığı enerji değişimine dayanıyor. Atomlar etrafındaki enerji değişimi atomları ışığın en yoğun olduğu bölgeye sürüklüyor. Araştırmanın başında yer alan Doktor Philip Light asıl heyecan verici olan noktanın, kuantum deneylerinin bu hapsedilen atomlar üzerinde yapılabilecek olması şeklinde belirtiyor.
Ayrıca Bkz.'Dünyanın en küçük optik jiroskobu geliştirildi'
Bilim adamlarının ilk hedefi bu atomları bir çeşit kuantum belleği olarak kullanmak. İlerleyen aşamalarda asıl hedef ise savunma sanayi, istihbarat ve endüstrinin önem verdiği mutlak güvenli iletişim kanalları geliştirmek.

Araştırmacılar çekim gücünü geliştirerek güçlü çekimsel alana sahip huni şekillendirmek istiyorlar. Böylece atomlar huninin merkezinde tamamen karanlık olan bir alanda saklanabilecekler. Doktor Light, atomları manipüle edebilmenin çok güçlü bir fikir olduğunu, şimdilik atomlar hareket ettirebildiklerini, ancak ışığın yıkıcı gücünden koruyamadıklarını belirtiyor.

Bilim adamları yeni keşifle kuantum çağına bir adım daha yaklaşıldığını, bununla sıra dışı bir takım gelişmeler kaydedilebileceğini, örneğin insan nefesinden hastalıkların tespit edilebileceğini, sıra dışı manyetik alanların incelenmesiyle maden cevherlerinin bulunabileceğini ya da gizli görevdeki bir deniz altının yakalanabileceğini belirtiyorlar
Bu haber 19 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER