Çin'de 'AIDS kavgası' çıktı

Bazı Çinli bilim insanları, HIV virüsüne karşı bağışıklık geliştiriren bir gen terapisi ürettiklerini iddia ettiler. Ama bu, aslında ne kadar doğru?
Bazı Çinli bilim insanları, HIV virüsüne karşı bağışıklık geliştiriren bir gen terapisi ürettiklerini iddia ettiler. Ama bu, aslında ne kadar doğru?

Çin Halk Cumhuriyeti Bilim Komitesi araştırmacısı He Jiankui, tıp dünyasını sarsacak bir atılım gerçekleştirdiklerini iddia etti. He Jiankui'ya göre ülkesinin bilim insanları HIV virüsüne karşı bağışık geliştiren ikiz bebeklerin dünyaya gelmesinde rol oynadılar. İddialar CRISPR/CAS 9 genetiğini kullandıkları ve HIV virüsüne karşı otonom bir bağışıklık geliştirdikleri yönünde. Dünyanın diğer ülkelerindeki tıp uzmanları ise He'nin sözlerinin gerçeği tam anlamıyla yansıtmadığı yönünde görüş birliğine vardılar.

Çin Halk Cumhuriyeti Bilim ve Kültür Bakanı Xu Nanping bile He'ye karşı çıkıyor. Xu Nanping, 'Gerekli testler gerçekleştirilmedi. He'nin açıklamaları, etik sınırları aşıyor ve akademik açıdan bizi nefessiz bırakıyor. İddialar şok edici ve kabul edilebilir sınırların dışında' açıklamalarında bulundu.

Bu konuda Xu Nanping'e hak verdiğimizi söyleyebiliriz. İsveç, Norveç gibi ülkelerde nüfusun ciddi bir kısmı HIV/AIDS'e karşı ya tamamen ya da kısmen bağışık. Bunun nedeni, geçmiş yıllarda bu ülkelerde Veba'nın ciddi anlamda zarar vermesi. HIV/AIDS ile bunun ne alakası var diyebilirsiniz. Ne var ki Veba, çok zarar verdiği ülkelerin vatandaşlarında genetik bir mutasyona yol açtı. Veba'dan ölen İskandinavların genetik mutasyonları yeni nesillere taşındı. Veba ve HIV virüsü benzer RNA'lara sahip. Kısacası ataları Veba'dan ölen İskandinavların ciddi bir kısmı HIV virüsüne karşı bağışıklık elde etti.

Şimdi de HIV'i vücudundan atan Berlin hastası Timothy Brown'a göz atalım. Brown'a, HIV virüsüne bağışık bir hastadan kemik iliği transferi yapıldı. 1966 yılında doğan Brown, şimdi 52 yaşında ve gerek kanser, gerekse HIV'den kurtulmuş durumda.

Uluslararası Sağlık Komitesi, hastaları uyarıyor: 'He'nin iddiasını doğrulamak için bağımsız bir değerlendirme kuruluşunun araştırma yapmasını öneriyoruz. İddia edilen DNA modifikasyonlarının oluşup oluşmadığını tespit edin. Yetersiz bir tıbbi endikasyon, kötü tasarlanmış bir çalışma protokolü, araştırma konularının refahını korumak için etik standartları karşılamada başarısızlık ve klinik prosedürlerin geliştirilmesi, gözden geçirilmesi ve yürütülmesinde saydamlık gerekiyor.'
Bu haber 30 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER