25 kuruş ödense ne olur, ödenmese ne olur?

Aslında çok da büyütülecek bir konu değil.
Aslında çok da büyütülecek bir konu değil.
Hele de memleketin, onca sorunu varken.
Özellikle, market alışverişlerinde kullanılan naylon poşetler, artık ücretli.
Sebep, çevre kirliliği, mutlaka ki faydası olacaktır.
Ücretli olacağı yerde, keşke hiç kullanılmasa.
Konuyla ilgili, özellikle sosyal medyada, ciddi tartışma ve eleştiriler var.
Yapılan her işin, atılan her adımın altında mutlaka önyargılı bir yaklaşım çıkar.
Esas konu bu güvensizliktir.
Neden her işin altında olumsuz bir sebep aranır, bu ülkeyi yönetenler öncelikle bu soruya cevap bulmalı.
Neden genel olarak vatandaş, yapılan icraatlara önyargısız, şüphesiz, farklı sebep ve düşünceler aramadan yaklaşamıyor?
Gerçekten ilginç, düşünülmesi, araştırılması gereken ve bir o kadar da üzücü olan bir durum.
En başta söylediğim gibi, naylon poşetlerin ücretli olması çok da büyütülecek bir konu değil.
Dünyanın birçok yerinde bu uygulama var.
Elbette bu uygulamayı getiren bir de amaç ve sebep var.
Peki, bizde esas olarak amaç edinilen nedir?
Örneğin, bir markete girdim ve alışveriş yaptım.
Aldığım ürünler, toplamda sekiz parça, nerden bakarsanız bakın, en fazla iki veya üç poşetle taşınabilecek ürünler.
Kasada ödeme yaparken, bir çalışanda ürünleri poşetlemeye başlıyor.
Her ürün için bir poşet kullanıyor, yani toplamda sekiz poşet, yani amaç poşetleri bana satmak, iki, en fazla üç poşet yerine, sekiz poşet.
Şimdi, çevreye daha fazla zarar verilmiş olmuyor mu, almadım ve yeterli poşetle işimi hallettim.
Birçok ilginç diyaloga da tanık oldum, arabasını marketin kapısına çekerek, aldığı ürünleri tek tek taşıyandan, yanında başka marketlerin poşetlerini getirenlere kadar.
Söylediğim gibi naylon poşet kullanımı dünyanın birçok yerinde ücretli, fakat çok farklı alternatifler bu konuda kullanılmaya başlanmış, teşvik edilmiş.
Hatta plastik, naylon poşet üreticiler zarar etmesin, yatırım ve istihdam yapmaktan vazgeçmesin, yanında çalıştırdığı personelden azaltmaya gitmesin diye farklı teşvik ve kredi imkânları sağlanmış.
Yani konuyu bir bütünsellik içinde ele alıp, her tarafını düşünerek, planlı, programlı, adım adım, tüm taraflardan mağdurlar yaratmamak için gereken, gerektiği şekilde yapılmış.
Yapılan uygulamayı, amacına uygun bulmakla, asla küçümsemiyor, destekliyorum.
Fakat bütünsellik olsun, hele gerçekten çevre için yapılmışsa, başlanacak ve mutlaka başlanması gereken o kadar öncelikli yer var ki, keşke çevre sadece naylon poşete kalsa.
Bu ülkede hala daha teknecik elektrik santralinin bir bacası yok, özel şirket AKSA'nın ne olduğu belli değil.
Güzelim, ormanlar, ağaçlar yanmış, bitmiş, yerlerini beton binalar almış, betonlaşma, yatırım, gelişme, ilerleme, kalkınma diye ülkenin dört bir yanını kaplamış.
Bu ülkenin dağlarını, taşlarını, hala kemiriyorlar, taş ocakları hala kontrolsüz, toz, toprak, patlama, devam ediyor, CMC denen çevre felaketi hala etkisini sürdürüyor.
Bu ülkenin tarihi eserleri, bir hoyratlık, vurdumduymazlık, boş vermişlik, sahipsizlik, talan devam ediyor.
Dereler, inşaat, yerleşim alanı yapılmış, ovalar, moloz yığını.
Siyasi rant, sermayeye teslim olmuş, yasalar umursanmamış, yeşil yok edilmiş, keşke, çevre sadece poşet kullanımına kalsa, amaç önemli, amaç.
25 kuruş ödense ne olacak, ödenmese ne olacak?
Amaç çevre ise ve siyasal otorite kararlıysa, başlaması gereken ve acil olan o kadar öncelik var ki, işte bir kısmını saydım.
Bunlara dokunmak için var mı irade, yoksa gerisi hikâye.


Bu haber 242 defa okunmuştur

:

:

:

: