Bircez evcik alsınlar ama o kadar...

Tahir dayı Londra’dan Kıbrıs’a sürekli seyahat eden bir kişi.
Tahir dayı Londra’dan Kıbrıs’a sürekli seyahat eden bir kişi.
Namı değer Tahirro..
Kıbrıs’tan Londra’ya 1958 yılında gitmiş.
Yani göç etmiş.
O günlerde 2 pound haftalık kazancı varmış.
Sonra evlenmiş, 8 çocuğu olmuş.
Londra’da dondurma satarak ticaret yapmaya başlamış.
Önce bir dondurma otomobiline kurmuş tezgahını, sonra ona bir daha eklemiş ve ve bir daha derken Londra’da seyyar bir dondurma filosu kurmuş.. Bunun yanında restoran işletmeciliğine başlamış..
Birikimini de gelip Kıbrıs’ta değerlendirmiş.. Adanın dört bir yanına yatırımlar yapmış, apartmanlar inşa etmiş, 10’larca dükkan yapmış, dönüm dönüm araziler satın almış. Bunları yaparken bir gün çocuklarının Kıbrıs’a dönme ihtimalini öngörmüş. Fakat 8 çocuğundan hiçbirisi Kıbrıs’a dönmemişler.
Adaya dönmeleri için çok uğraştım çok gayret gösterdim eşimle birlikte fakat başarılı olamadım dönmediler, dönmüyorlar dedi..
Ve ekledi, şimdiki aklım olsaydı çocuklarımdan böyle bir şey asla istemezdim. Asla Kıbrıs’a dönmeleri için ısrar etmezdim dedi.
Neden diye sordum.
Çünkü eğer beni dinleselerdi ve bu adaya dönselerdi her şeylerini kaybedebilirlerdi. Ben geldim onca yatırım yaptım ve bin pişman oldum keşke hiç gelmeseydim dedi. Üstelik bugün 8 çocuğundan 5’nin Sterlin milyoneri olduğunu, diğer 3’nün de çok iyi işlere sahip olduğunu belirtti..
Sonra hafif bir gülümseme ile öyle milyoner dedimse birkaç milyondan bahsetmiyorum ha dedi..
Çok çok paradan bahsettiğine vurgu yaptı.
Çocuklarının bu hayatı Londra’da olmalarına borçlu olduklarını da altını özellikle çiziyor Tahir dayı..
Bu arada 3 yıl önce eşini kaybetmiş, Eşinin cenazesini Londra’da bırakmamış almış gelmiş ve köyüne defnetmiş..
O gündür bugündür de İngiltere, Kıbrıs arası mekik dokuyor.
Fakat adaya gelirken mevsimlere dikkat etmeye çalıştığını söylüyor.
Nisan, Mayıs aylarının en çok tercih ettiği aylar olduğunu, fakat köyü Boltaşlı’da son yağan yağmurlarla birlikte ciddi bir hasar oluştuğuna dair haberleri televizyonda duyunca dayanamamış uçağa atladığı gibi gelmiş.
İyi ki de geldim diyor, zira evinin sular altında kaldığını söylüyor.
Bunun için gerekli tadilatları yaptırmış.
Onarım falan derken tam 3 gününü almış Tahir dayının.
Kıbrıs’ta iş yaptırmak zor diyor.
Ve başlıyor anlatmaya, yatırım amaçlı yaptığı apartmanlarda sorunların hiç bitmediğini belirtiyor.özellikle işçilik ve malzeme olarak kalitenin düşük işçiliğin de gelişigüzel olduğunu anlatıyor ve bundan mütevellit meydana gelen teknik sorunlardan yorulduğunu, kiracılarla sorunlar yaşadığını, paramızla belamızı bulduk sözleri ile anlatıyor.
Bir taraftan da gülüyor..
Londra’nın bu kış Kıbrıs’tan daha ılık olduğunu eskiden böyle bir şeyin olamayacağını fakat artık Kıbrıs’ın çok daha soğuk olduğunu söylüyor.
Dün sabah 5’de kalkıp köyün kahvesine gittiğini, oranın çok soğuk olduğunu ve akabinde tekrar evine dönüp sobanın karşısında günün ağarmasını beklediğini anlatıyor. Bunun üzerine ne işin vardı sabahın kör karanlığında ayazın içinde kahvede diyorum.
Gülüyor, doğru söylüyorsun ama alışkanlık işte diyor.
Tanıdık birilerini bulmaya biraz sohbet etmeye gitmiş.
Tahir dayı Londra’da kazanıp Kıbrıs’ta yatırım amaçlı yaptığı işlerden pek memnun değil. Bugünkü aklım olsaydı yapmazdım diyor.
Bunun üzerine kendisine soruyorum, İngiltere’de bir tanıdığın Kıbrıs’a yatırım yapmak istese ona ne gibi tavsiyelerde bulunursun?
Gülümsüyor, sakalını okşuyor ve çok aşırıya kaçmamalarını tavsiye ederim diyor.
Nasıl yani diyorum.
Burada bircez evcik alsınlar, tatillerini de gelip ülkelerinde yapsınlar ama o kadar diyor.. Daha fazlasını asla kimseye salık vermeyeceğini söylüyor..
Bu haber 145 defa okunmuştur

:

:

:

: