Geliyorum der gibi..

Aşağıdaki ifadeler Türkiye’nin tanınmış ekonomistlerinden Erkin Şahinöz’e ait. Ne diyor Sayın Şahinöz:
Aşağıdaki ifadeler Türkiye’nin tanınmış ekonomistlerinden Erkin Şahinöz’e ait.
Ne diyor Sayın Şahinöz:
“2017'de Türkiye'nin ev yapımı krizi için işaret fişeği atmıştık
Son dönemde de küresel kriz için uyarıyoruz
Almanya'da PMI endeksi 50,0 altına indi (küçülme bölgesi)
Fed boşuna durmadı, görüyor Avrupa'daki yangını, biliyor her yere sıçrayacağını
Piyasa fiyatlamaya başlar yakında”
Bu ne demek?
Küresel bir ekonomik kriz kapıda demek.
Dolayısıyla uyarma ihtiyacı duyuyor ekonomist Erkin Şahinöz..
Malum TL’nin döviz karşısında değer kaybetmesi sonrası halihazırda aylardır gerek Türkiye’de gerekse bağımlı ekonomi ile Kuzey Kıbrıs’ta yaşadığımız olumsuzluklar var bu anlamda..
Dolayısıyla henüz bunu savuşturmadan, küresel bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabileceğimiz gerçeği de önümüzde duruyor.
Elbette böylesi bir krizin etki alanı belli sınırlar içinde kalmayacak,
Bu domino etkisi yaratacak.
Ve adı üzerinde küresel bir yayılma gösterecek.
Kısacası işin özü böylesi bir krizin ortaya çıkması halinde bundan etkilenmeyen coğrafya kalmayacak..
Peki ne yapacağız?
Elbette burada ilk önde aklımıza getireceğimiz Türkiye’nin böylesi bir kriz karşısında hangi şiddette etkilenip etkilenmeyeceği konusudur.
Zira Türkiye’ye yansıyacak bu krizin boyutu ve yaratacağı olumsuzluk Kuzey Kıbrıs’ı ya daha az etkileyecek, ya da çok daha fazla etkileyecek.
Bugün bizim idrak etmemiz gereken budur.
Zira ortada duran tek gerçek vardır.
Bağımlı bir ekonomiye sahibiz, üstelik kırılgan.
Ve gelmekte olduğu kuvvetle muhtemel olan küresel ekonomik koşullarla karşı karşıyayız. Ve bu koşullar olumsuz sinyaller vermektedir.
Tabiatıyla bütün bunları iyi okumak ve değerlendirmek zarureti doğuyor.
Dolayısıyla bu aşamada toplum olarak ekonomik aklın öne çıkacağı ortak bir hareket alanı yaratmalıyız.
Bu hareket alanı içinde kaynakların doğru kullanılması, israfın önlenmesi, kaçak ekonominin önüne geçecek tedbirlerin alınması, kamu yapısının planlanması ve harcamalarının ciddi bir disiplin altına girmesi,gereksiz veyahut fuzuli olduğu tartışma kaldırmayan fonları belli bir süreliğine dondurulması, reel sektörün iş hacmi, banka kredi durumu, banka kredi faizlerinin yeniden gözden geçirilmesi,üretim,ithalat ve ihracat faaliyetleri gibi bir çok yönünün planlamaya tabi tutulması bir gereklilik hali olacaktır.
Bütün bunlar için de başta ekonomik örgütler olmak üzere iktisatçılar ve üniversiteler bünyesinde çalışmalar yürüten konunun uzmanlarından oluşacak ve ilgili sivil toplum örgütlerinin de içinde bulunacağı çalışma grupları ile toplumun her sınıfına hitap edecek planlamalar yapılabilir.
Hoş, bugün dahi TL’nin döviz karşısında değer kaybetmesinden ötürü piyasaya yansıyan olumsuz etkinin yansımalarına çare üretmekten aciz bir anlayışın bütün bu gelişmelere tedbir üretmesi de çok zor.
Nitekim dövizin TL karşısında yükselen değeri sonrası tavan yapan piyasa fiyatları bir yana akaryakıt ve dolayısıyla paralelinde gelen zam yağmuru, bugün dövizin TL karşısında aynı pozisyonunu koruyamamasına rağmen piyasanın hala ilk günkü yükselişi üzerinden birçok ürünü fiyatlaması tek kelimeyle yüzsüzlüktür. Ve devlet maalesef bu fırsatçı anlayışın önüne geçecek denetimi sağlayamamıştır..
Bu haber 108 defa okunmuştur

:

:

:

: