Var olmak ya da yok hükmünde yaşamak..

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, AB Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Beşinci Zirvesi’nin ortak bildirgesine tepki gösterdi: “Kıbrıs Türk halkını yok sayan bu siyasi ve tarihi gerçeklerden uzak bildirge bizim için yok hükmündedir”dedi.. Peki bu doğru mu?
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, AB Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Beşinci Zirvesi’nin ortak bildirgesine tepki gösterdi: “Kıbrıs Türk halkını yok sayan bu siyasi ve tarihi gerçeklerden uzak bildirge bizim için yok hükmündedir”dedi..
Peki bu doğru mu?
Doğru..
Fakat Kıbrıslı Türkler olarak bizi neden yok saydılar?
İşte bizim bu sorunun cevabını bulmamız gerekir.
Zira bu sadece Rumların değil uluslararası toplumun da bir yaklaşımıdır.
O halde burada doğru tespitler üzerinden gitmekte fayda vardır.
Bugün Kıbrıs Türk Halkı var mıdır?
Evet vardır.
Fakat ne yazık ki izole edilmiştir.
Bugün Kıbrıs’ın Kuzeyinde şu veyahut bu sebeplerle Türkiye’nin etkin kontrolü altında olan bir yapı vardır.
Biz beğensek de beğenmesek de uluslararası toplum bunu böyle algılamaktadır.
Zira 1974’den sonra bu durumu güçlü kılan ve dayanak yaratan gelişmeler yaşanmıştır ve yaşanmaktadır Türkiye nezdinde Kuzey Kıbrıs’ta..
Hal böyle olunca, bunu uluslararası camiaya anlatabilir misiniz?
Tabi ki hayır..
Biz Kuzey Kıbrıs’ta istediğimiz siyasi koşulları yaratalım, hatta bu anlamda ne yaparsak yapalım, ağzımızla kuş tutsak, bunu bugünkü konjonktürde ters çeviremeyiz. Bu nedenle KKTC Dışişleri Bakanlığı yorumuyla Kıbrıs Türk Halkını yok sayan siyasi gelişmeler yaşanıyor Kıbrıs’ta..
Çünkü zaten yok hükmündeyiz.
Her şeyden önce bunu anlamamız ve gardımızı bunun üzerinden almamız gerekiyor.. Şu çok net ki; bu şekilde, yani mevcut yapı içinde Kıbrıslı Türkleri bir yere koymak veyahut uluslararası topluma dahil etmek, uluslararası hukukun içinde almak çok da mümkün değildir.
Ha Kuzeyde bunu görmeyenler var mı?
Var.
Zaten sıkıntımız da burada..
Zannediyoruz ki Kıbrıs’ın Kuzeyinde mevcut durumun devamı halinde uluslararası toplum gün gele bizi siyasi olarak kabullenecek, varlığımıza saygı gösterecek ve bağımsız ayrı bir devlet olarak yolumuza devam etmemizi sağlayacak..
Böyle bir şey olur mu?
Hayır!
Dolayısıyla biz her şartta kendimizi kabul ettirmek için verdiğimiz mücadelenin çıkış noktası çözümdür. Haklarımızın korunacağı, siyasi eşitliğimizin kabul edileceği, karar alma mekanizmalarında etkin katılımımızın sağlanacağı bir yapı içinde uluslararası hukuka dahil olacağımız bir anlaşmadır.
Bunun ötesi yanı solu sağı yoktur değerli dostlar..
Her halükarda Kıbrıs’ta mutlak bir çözüme ihtiyaç duyulmaktadır.
Bunu sadece Güney veyahut Kuzey nezdinde özele indirgemek gerçekçi değildir.
Tüm Kıbrıs’ın mutlak bir çözüme ihtiyacı vardır.
Bu aşamada Garantörler İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın rolü çok büyüktür.
Zira olası bir anlaşmadan sonra da bu ülkelerle çeşitli alanlarda işbirliği yapılacak, ekonomik ve stratejik ortaklıklar kurulacaktır.
Tabiatıyla Kıbrıs sorunu içinde düşmanlığı körüklemek yerine ekonomik akılla işbirliği koşullarını yaratmak bu soruna müdahil olan tüm tarafların çıkarınadır.
Bunu hiç kimse görmezden gelemez..
Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün şu veyahut bu şekilde sürdürülmesi zaman içinde bir çok tahribata sebep olacak.. Bu nedenle mevcut durumun devamı halinde Kıbrıs hiçbir şekilde huzura ve istikrara kavuşmayacak.
Kısacası bu durumun devamı hiç ama hiç kimseye bir yarar sağlamayacak..
Bunun iyice idrak edilmesinde büyük fayda vardır..



Bu haber 138 defa okunmuştur

:

:

:

: