Mesele son durak değil!

Ani kararlarlar verip biryerlere doğru gitmek, bir çok kez geçtiğin o eski yollarda, gittiğin köylerin yanından geçerken, bir çok anıları birer birer anımsamanın huzurunda olmak kadar güzel ve insanı mutlu eden bir şey yok.
Ani kararlarlar verip biryerlere doğru gitmek, bir çok kez geçtiğin o eski yollarda, gittiğin köylerin yanından geçerken, bir çok anıları birer birer anımsamanın huzurunda olmak kadar güzel ve insanı mutlu eden bir şey yok. Ülkemizin en güzel mevsimi,kah açık, kah kapalı bir havanın toprağındaki renkler ve gökyüzünün berrak mavisi gerekse beyaz veya gri bulutları altında araba kullanmanın dinlendirici hali,her ne kadar trafik yoğunluğu olsa da şehir dışında rahat sürüş insanı ayrı bir diyara götürür gibi oluyor. Yollarımızın perişan hali ise içimizdeki sızı. Yeni yollar yapılmasını bırakın yollardaki çukurlar bile tamirden uzak ve tuzak halini muhafaza ediyor. Küçük Kaymaklının arka yollarındaki “Kanlı Dere” uzantısı içinde sazlar arasında akan yağmur suları nerdeyse dere yatağının kirliliğinden akacak yer bulamamış bir görüntüde. Öğle saatlerinde yemek için yol üstünde lokanta eski bildiğiniz bir yer ise duruyorsunuz. Genellikle Fırın Kebabının alâsı bu yol üstündeki lokantalarda vardır. İşte Demirhan köyündeki Özgitler isimli lokanta da bunlardan sadece bir tanesi. Büyük geniş salonu hatta iki salonu ile hizmet veriyor. Kış günü içeride Demir döküm soba yanıyor üzerine konmuş portakal kabukları ile etrafa müthiş apayrı gizemli bir koku yayılıyor. Hemen Antepli bayan görevli güler yüzü ile siparişi alıp masayı donatıyor. Taze salata,humus,yeşil zeytin,kereviz turşusu, toprak kasede yoğurt ve sulu fırın kebabının hani derler ya ilik gibi pişmiş etinin fırından çıkmış sıcacık halini önünüzde buluyorsunuz. Etraf masalarda oturanların yemek keyfine de şahit oluyorsunuz. Lokanta girişinde köy ekmeği kafes, çitlembikli bitta,kafes, her nevi macun hatta yerli üretim bikla ve pastelliye kadar her şey vitrinde satışa hazır. Yemek sonrası içilen kahve ve demli çay muhteşem! Lokanta içinde dikkatimi çeken ve çerçeve,içinde gazete sayfası ve duvarda asılı resme doğru gidip fotoğrafını aldığım gazeteyi okuyamadığımı görünce başlık da oldukça duygusallık içerdiği için Lokanta sahibinden yılların yerinden oynamayan remini indirebilirler mi diye rica ettim orda kendisine nerelisin diye sorduğumda ben Vreçalıyım diyen ve resmi getiren kişiye de ayrıca teşekkür ediyorum. Çerçeve içindeki gazete sayfasının başlığı “ Öğretmen Olmaktan Hep Gurur Duydum” idi ve bu başlık orda okuduğum 10 Temmuz 1999 tarihli gazetenin nostalji sayfasıydı yazıyı kaleme alanın ise ”Hüseyin Ekmekçi” olduğunu gördüm. Yan başlık ise “Yıllanmış Şarap Gibi” ve gazete baskı sonrası aradan geçen 20 yıl! Bahse konu öğretmen ise ”Cemal Bent” Vakti zamanında bu lokantaya babam tarafından her hafta götürülüşümüzün sebebi de bu öğretmen idi. Yazı içeriği bir hayatın muallimliğe uzayan süreçte öğtertmen Koleji mezununun diplomasın, Liderimiz Dr. Fazıl Küçük tararafından verildiğinin fotoğrafı ile mücadele yıllarının anlatımı ayrı bir değerdeydi ve bu çerçeve belki de 20 yıldır ayni duvarda asılı duruyordu ve kaç kişinin dikkatini çekti bilmiyorum mutlaka ilgi uyandırmıştır ama bundan sonra Özgitler Restorana gideceklerin beğenisini kazanacak ve bir hayatın hikayesinden nice dersler alınıp dilden dile dolaşacaktır. Hüseyin Ekmekçi’nin de öğretmen olmak istiyordum gazateci oldum dediği günden bu güne 20 yıllık bir süre geçti, kendisine daha da başarılı bir hayat dileriz. Demek istediğim odur ki girdiğiniz yerde,geçtiğiniz yolda her zaman gözlem yapmak gerektiği kanaatim bana her zaman bir ders vermiştir. Bu güne söz gerekirse “Mesele son durağının neresi olduğu değil, nasıl anıların ve yaşanmışlıkların olduğudur!” diyebiliriz.

Bu haber 696 defa okunmuştur

:

:

:

: