Sırası gelmişken...

Bir müddet önce hakkındaki iddialarla ilgili açıklamalar yapan Yükseköğretim, Planlama, Denetleme, Akreditasyon, Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Akile Büke, KKTC yükseköğretiminin ambargoları yıktığını ve KKTC’nin tanıtımında yıllarca ulaşılamayan bir tanınırlık sağladığını belirterek, yükseköğretim alanı ve YÖDAK’ın yıpratılmaya çalışıldığını söylemişti.
Bir müddet önce hakkındaki iddialarla ilgili açıklamalar yapan Yükseköğretim, Planlama, Denetleme, Akreditasyon, Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Akile Büke, KKTC yükseköğretiminin ambargoları yıktığını ve KKTC’nin tanıtımında yıllarca ulaşılamayan bir tanınırlık sağladığını belirterek, yükseköğretim alanı ve YÖDAK’ın yıpratılmaya çalışıldığını söylemişti.
Peki nasıl böyle bir kanıya varmıştı YÖDAK Başkanı?
Şu sürekli yurtdışına gidiş geliş meselesinden..
Zira hakkında çıkan iddialara göre Sayın Büke, mesaide olması gereken zamanın çoğunu yurtdışında geçiriyormuş.
İddia bu.
Peki Sayın Büke bu iddiaya nasıl yanıt vermişti?
Şöyle: “KKTC’de bir devlet memuruna 30 gün yıllık izin 15 gün mazeret izni, 21 gün rapor, 21 gün kurul raporu olmak üzere 87 gün izin hakkı verilmiştir. 2017 yılı için 113.5, 2018 yılı için ise 118 gün hafta sonu ve tatil olduğu göz önüne alındığında 2017 yılında tüm haklarını kullanan bir devlet memuru 200.5, 2018 yılında ise 205 gün izin kullanabilirdi. Ben yasal olan bu izin süresini doldurmadığım gibi fazla mesailerim sayıldığında iki yıldır vereceğim değil alacağım izin bulunduğu küçük bir hesaplama ile ortaya çıkabilir. Bu suçlamaların ve saldırıların ne amaçla yapıldığı aslında çok iyi bilinmekte olup bu konuda desteklerini esirgemeyen herkese teşekkürlerimi sunarım”
Çok ilginç değil mi?
Yani YÖDAK Başkanı hakkında çıkan iddialara cevap hakkını kullanırken, hayır ben iddia edildiği gibi bu kadar çok izin kullanıp sürekli yurtdışına gitmiyorum diyemedi..
Peki ne dedi?
Ben izin hakkımı kullanıyorum dedi ve kamu görevlilerinin yıllık izin haklarını rakamlar vererek örnek gösterdi, hatta bu limiti aşmadığını ve hatta hatta mesai dışı çalıştıklarının da hesaba katılması halinde devletten alacaklı bile çıktığını belirtti..
Ha bir de bunu ortaya atanların YÖDAK’ı ve KKTC’deki üniversiteleri yıpratmak maksadı taşıdığını söyledi..
Oysa burada konu Sayın YÖDAK Başkanının dikkat çekecek şekilde sürekli yurtdışında olduğu ile ilgili bir iddia idi. Bunu YÖDAK’ın yıpratılması,ya da KKTC’deki üniversitelerin yıpratılması olarak izah etmek çok doğru bir yaklaşım değildi., Sayın Büke’nin kişisel olarak eylemleri ile bu kadar çok eleştirilmesinin tabi ki YÖDAK’ın kurumsal kimliğine zarar verdiği çok aşikardır. O halde Sayın Büke’nin bunu sorgulaması gerektiğini düşünenlerdenim.
Yoksa Sayın YÖDAK Başkanı Akile Büke’nin kendi kişisel tavrının sorgulanması üzerinden ilişki kurduğu YÖDAK yıpratılmaya çalışılıyor tespiti doğru olmamakla birlikte kendisinin kişisel nedenleri ile ortaya çıkan durumun YÖDAK’ın kurumsal işlevi,ya da ülkede mevcut üniversitelerin fonksiyonları ile yakından uzaktan bir ilgisi olmadığını rahatlıkla ifade etmek mümkün..
Ha ülkedeki mevcut üniversiteler YÖDAK’ın işlevinden ne denli memnundurlar?
Yani YÖDAK’ın yetki ve sorumluluğu dahilinde üstlendiği misyonu yerine getirirken üniversitelere sağladığı katkıyı yeterli buluyorlar mı?
YÖDAK, bu anlamda tüm üniversitelere eşit mesafede mi?
Kısacası YÖDAK, işlevini sürdürürken üniversitelerin taşıdığı maksatlar bakımından elma ve armutları gerçekten birbirinden ayırt edebilecek otoriteyi etki altında kalmadan ortaya koyabiliyor mu?





Bu haber 131 defa okunmuştur

:

:

:

: