Irkçılar sadece aşırı sağcı partilerde değil, maalesef aramızdalar

Avrupa'da İslam ve müslüman düşmanlığının vardığı boyutları sürekli dile getirmekteyiz.
Avrupa'da İslam ve müslüman düşmanlığının vardığı boyutları sürekli dile getirmekteyiz.
Özellikle 23 ve 26 Mayıs 2019 tarihlerinde gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle bu konuyu daha da yoğun olarak konuşacağız. Bu seçimlerde merkez sağın zayıflaması ve merkez solun büyük bir hezimet yaşaması beklenmekte. Avrupa Parlamentosu'nda merkez partilerin oluşturduğu iki ana grup olan muhafazakar ve sosyal demokrat grupların parlamento içindeki egemenliğini sona erdirmeyi planlayan aşırı sağ ve popülist partiler tüm AB genelinde güçlü bir ittifak oluşturmaktalar.
Özellikle İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, AB üyesi ülkelerdeki tüm aşırı sağcı ve popülist partileri birleştirmek için tek, tek tüm bu partilerle görüşmeler yapmakta.
Brexit ile ilgili bir başka gelişme olmazsa İngiltere'nin seçime katılamayacağının kesinleşmesi halinde 705 koltuk için yapılacak yarışta aşırı sağ ve popülistler partilerin parlamentoda 180 - 200 koltuğa sahip olmalarına şaşırmamamız gerekiyor.
Ancak sadece aşırı sağcı ve popülist partiler değil aynı zamanda aşırı solcu ve popülist partilerin de daha güçlü bir konumda olmaları beklenmekte.
Okurlarımızın durumu daha iyi görebilmeleri için özellikle belirtiyorum: AB değerlerini korumak gibi 'kutsal' bir konumu olması gereken AB'nin en yüksek demokratik kurumu Avrupa Parlamentosu 27 Mayıs 2019 tarihinden itibaren aşırı sağcı ve solcu ve de popülist milletvekillerinin ortalıkta dolaştığı bir parlamento olma yolunda.
Avrupa'ya, Avrupa Birliği'ne ve en başta da AB'yi AB yapan tüm değerlerine karşı milletvekilleri AP koltuklarında oturuyor olacaklar. Bu aşırı sağcı ve solcu popülist milletvekilleri üstelik Türkiye, İslam ve müslüman karşıtlığında da birleşmekteler.
Avrupa'da müslümanları istemiyorlar. Aşırı sol ve popülist olanlar hatta daha da tehlikeli bir şekilde 'Türkiye'nin ve Türklerin düşmanı bizim dostumuzdur' diyerek kanlı terör örgütleri PKK, PYD ya da YPG gibi 'insanlık düşmanı' terör örgütleri ile işbirliği yapmaktan da kaçınmamaktalar.
Avrupa Parlamentosu'nda GUE/NGL ismi altında bir de grupları olan ve 51 milletvekili ile Türkiye düşmanlığı söz konusu olduğunda 'en önde' giden aşırı solcu ve popülist partiler büyük bir ihtimalle Mayıs ayındaki seçimler sonrası sayılarını daha da arttıracaklar.
İnşallah Kıbrıslı Türk seçmenler, Avrupa'daki aşırı solcu ve popülist 'Türkiye düşmanlarının' güçlenmesine 'bilmeden' destek vermezler. 'İnşallah' diyorum. Çünkü KKTC'de, Avrupa Parlamentosu'nda 'Türkiye karşıtlığı ve terör örgütü PKK desteği' ile nam salmış GUE/NGL grubunun içindeki en zengin ve büyük parti bir Güney Kıbrıs Rum Kesimi partisi olan AKEL!
AKEL bugüne kadar Avrupa Parlamentosu'nda 'Kıbrıs'ın iki resmi dilinden biri olan Türkçe için hiç bir çaba vermediği' ve hatta 'çaba verenlere de' karşı olduğu halde birden 'Türkçe'yi' keşfetmiş durumda. AKEL'in 'Kıbrıslı Türklere yönelik derin birimleri' vakit olsa hedeflerine ulaşmak için 'süper hızlı dil kurslarına' katılıp hızla Türkçe bile öğrenirler.
Çünkü AKEL'in 'derin' bir hedefi var. Aslında biri 'derin' diğeri de 'parti hesapları' için iki hedef.
İkincisi çok basit. Akıllarınca Kıbrıslı Türkleri bir kaç Türkçe bildiri ile 'tavlayıp' milletvekili sayılarını arttıracaklar. Bu amaçla aday gösterdikleri Kıbrıslı Türk adaylarına güvenmekteler. O da bayağı yoğun olarak çalışmakta. KKTC televizyonlarında Kıbrıslı Türkleri ikna temek amacıyla sık, sık programlara katılmakta. O büyük bir ihtimalle 'iyi niyetli' bir şekilde 'seçildiği takdirde aşırı sağcı, ırkçı ve popülist partilerle mücadele edeceğini' anlatmakta. Ancak bu konuda bir sorun var. Adayı olduğu AKEL'in de bu partilerden hiç bir farkı yok.
Türkiye, Türkler ve de hatta müslümanlar söz konusu olduğunda Avrupa Parlamentosu'nda AKEL ve onun üyesi olduğu GUE/NGL'nin yaptıkları göz önünde tutulursa AKEL'in Kıbrıslı Türk adayı seçildiği takdirde en başta kendi grubuna karşı mücadele vermek zorunda kalacak.
Kimse 'solcular ırkçı olmaz' gibi saçmalıkların arkasına saklanmasın. İşte size sıcağı, sıcağına bir örnek: Bolu'nun yeni seçilen CHP'li Belediye Başkanı! Bolu Belediye Başkanı CHP'li Tanju Özcan, ilk resmi yazısında, Bolu Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'ne, 'İlimizde yaşamakta olan yabancı uyruklu kişilere ayni ve nakdi yardım yapılmaması' ifadeleriyle talimat verdi. İnanın böyle bir talimatı Almanya'da AfD'li bir belediye başkanı 'cesaret edip' veremezdi. CHP'li Belediye Başkanı'nın 'Suriyelilere yönelik bu kışkırtıcı' tutumu Almanya, Fransa ya da Belçika'daki aşırı sağcı ve popülist partileri bile 'müslüman ve Suriyeli düşmanlığında sollayan' bir tutum.
CHP'nin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonel temsilcileri için 'utanılacak' bir örnek ama gördüğünüz gibi maalesef 'bizim aramızda da' varlar.
Bundan böyle Türk, Suriyeli ve müslüman düşmanlığı yapan Avrupalı aşırı sağcı, ırkçı ve popülist partiler onlara karşı mücadele etmekte olan bizlere 'Bolu örneğini' sunacaklar. Ne diyelim. Yazıklar olsun!
Aman KKTC'de de dikkat! Kıbrıslı Türklerin oylarına göz dikmiş olan 'Türkiye, Türkler ve müslümanlara' düşman olanlar KKTC'de de aramızdalar. AKEL'in 'Türkçe olarak dağıttığı palavralar' kafanızı karıştırırsa, AKEL üyesi milletvekillerinin son beş yıda 'Türkiye, Türkler ve de özellikle PKK' konusunda söylediklerine ve yaptıklarına bakmanız yeterli olur!

Bu haber 708 defa okunmuştur

:

:

:

: