Vizyon ve misyon meselesi..

Güney Kıbrıs- Yunanistan- Ürdün Üçlü Zirvesinde yapılan anlaşmalarla uluslararası alanda işbirliğini artırmaya devam ediyor.
Güney Kıbrıs- Yunanistan- Ürdün Üçlü Zirvesinde yapılan anlaşmalarla uluslararası alanda işbirliğini artırmaya devam ediyor.
Buna göre İki ülke arasında Yüksek Öğretim Niteliklerinin Akademik olarak karşılıklı tanınmasına ilişkin bir işbirliği anlaşması imzalandı.
Rum Sağlık Bakanı ve Ürdün Dışişleri Bakanı, Kamu Sağlığı ve Tıp Bilimi alanında bir işbirliği protokolü imzaladılar.
Hatırlayacaksınız bundan bir müddet önce de gerek gaz konusunda gerekse başka alanlarda Güney Kıbrıs ; İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin; Doğu Akdeniz Gaz Forumunun Kahire’de kurulması konusunda anlaşmaya varmışlardı.
Kısacası Güney Kıbrıs Kıbrıs Cumhuriyeti statüsü adı altında meşruiyetini sürdürerek uluslararası tanınmışlığın verdiği siyasi güçle her alanda uluslararası ilişkilerini diplomasi zemininde yürütüyor..
Peki Kuzey Kıbrıs’ta durum ne?
Bildiğiniz gibi.
Meşruiyeti olmayan, uluslararası toplumun dışında tutulmuş, Garantörü Türkiye’nin etkin kontrolü altında bulunan bir yönetim.
Uluslararası camia bu yönetim biçimine Türkiye’nin alt yönetimi olarak bakıyor.
Nitekim de öyle.
Dolayısıyla her şart ve koşulda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte politika belirlemek durumundadır..
Kısacası tabir yerindeyse ön tekerlek nereye gidecekse arka tekerlek de oraya gidecektir durumu söz konusu burada..
Haliyle Kuzey Kıbrıs’ın siyasi görünürlüğü de bu oranda Türkiye’nin çabaları ile mümkün olacaktır veyahut da olmayacaktır.
Açıkçası mevcut koşullar göz önüne alındığında bu tamamen Türkiye’nin tasarrufunda bir konu.
Hoş kaldı ki bu durum uluslararası alanda değer bulan bir yöntem değil.
Yani bugüne kadar, ki yaklaşık 40 yıla yakın bir zamandır bu süre zarfında söz konusu bu yöntem, ya da idare veyahut da siyasi statü şekli uluslararası hukuk içinde bir statü ile örtüşmemiştir..
Ha bundan sonrası olur mu?
40 yılın geçmişi Kıbrıs halkları için ortak bir geleceği şekillendirmekten öte yaşananlardan bir ders çıkarmamızı sağlamadığı sürece bu konjonktürde bölünmüşlük kalıcılaşmaya doğru gidecektir.
En azından benim kuşağımdan olan insanlar için gelinen nokta budur.
Ha gelecek nesiller bunu aşar mı?
Umarım aşarlar..
Velhasıl Güney Kıbrıs, Kıbrıslı Türkler olarak bizlerin de hak ve hukuku bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti statüsü altında dünya ile bütünleşmeyi sürdürürken, bizlerin yok sayıldığı Kuzey de izleyici pozisyonunda olmamızın nedenlerini iyi analiz etmemiz gerekir.
Peki Kuzeyde bu konuda bir çaba var mı?
Ya da şöyle sorayım, Kuzey Kıbrıs’ta 40 yılın yarattığı mevcut düzenin içinde bunu kendine dert eden kaygı duyan siyasi bir ortam var mı?
Yok gibi..
Neden?
Çünkü siyasi nedenlerle oluşan Güney ile Kuzey arasında ki klasman farkı buna fırsat vermiyor.
Hoş Kuzeyde oluşan statüko da buna izin vermiyor.
Peki Güney Kıbrıs bu şekilde avantajını kullanırken, Kuzey Kıbrıs ne yapıyor?
Yani uluslararası hukuka dahil olabilmek adına görünürlüğünü nasıl mümkün hale getirip bunu kullanacak..
Bunu mevcut koşullarda Kıbrıslı Türklerin tek başlarına yapmaları daha önce de belirttiğim gibi pek mümkün görünmüyor. Dolayısıyla Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler olarak bizlerin böyle bir hukukun içine dahil olmamızı sağlayabilecek tek etken varılacak bir çözümdür..
Çözüm derken tabi ki siyasi eşitliğin esas alınacağı karar mekanizmalarının birlikte çalıştırılacağı ve Kıbrıslı Türkler adına etkin katılımın sağlandığı bir çözümden bahsediyorum.
Benimkisi de bir hayal nihayetinde..
Evet itiraf edeyim ki böyle bir hayalim var.
Ve gelelim Kuzeyin diplomasi anlayışına.
Burada vizyon ve misyon önemli.
Başbakan Tufan Erhürman yeni bir tez geliştiriyor şu sıralar.
Bu teze göre Kıbrıslı Türkleri Türkiye’ye yeniden tanıtma hedefi olduğunu söylüyor..
Sayın Başbakan önceki gün Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları heyetini Başbakanlıkta kabul ederek bu konunun önemine vurgu yaptı.
Başbakan Erhürman burada yaptığı kısa konuşmada Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları kurumunun kendileri için de önemli bir kurum olduğunu söyledi. Başbakan yeni dönemde belirledikleri hedefler arasında Türkiye’ye KKTC’yi, Kıbrıs Türk halkını yeniden tanıtmanın da bulunduğunu anımsattı.
Başbakan Erhürman; “Türkiye’de yaşayanlara KKTC ile ilgili arzu edilen algı ve bilgiyi yaratamadığımız tespitinden hareket ediyoruz dedi.
Bu durumu da şöyle açıkladı Başbakan Erhürman ve dedi ki; “ TC’den gelmesini beklediğimiz sayıda turistin gelmediğini görüyoruz bunu arttırabileceğimizi düşünüyoruz”
Bu arada belirteyim aynı heyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da kabul ederek görüştüler, ve onlar da Başbakan Erhürman’ın söylediklerine benzer ifadelerle bu kurumun önemini vurguladılar..
O halde şunu ifade edebiliriz ki Kıbrıs’ta gerek Güneyde gerekse Kuzeyde Adanın birleşmesini sağlayacak dinamikler yaratmak yerine ayrılığı kesin hale getirecek çabalar karşılıklı ortaya konuyor..
Bu haber 184 defa okunmuştur

:

:

:

: