Kudret hoca bir dönem daha beklemeli

Siyaset ve siyasetçiye güven erozyonunun ortada durduğu bir dönemdeyiz. Ve yine konuşulan, hükümet değişimi, mevcut dörtlü koalisyonun hükümet olduğu fakat iktidar olmadığı gerçeği.
Siyaset ve siyasetçiye güven erozyonunun ortada durduğu bir dönemdeyiz.
Ve yine konuşulan, hükümet değişimi, mevcut dörtlü koalisyonun hükümet olduğu fakat iktidar olmadığı gerçeği.
7 Ocak seçimi sonrası, dörtlü koalisyon hükümeti şekillenirken şunları yazmışım;
'Riskli ve zor bir hükümet denemesi, oluşturucu partileri, zor bir dönem bekliyor.
Seçim öncesi söylenenler, verilen vaatler aynı noktada buluşabilecek mi?
Yolsuzluk iddiaları, gazinolar, gece kulüpleri, kumarhaneler, bet ofisleri, taş ocakları, vatandaşlıklar, ilahiyat koleji, birçok konuda birçok söylem yapıldı.
Yani, düzenin kendisine çomak sokmaya yönelik sözler verildi.
Bunları yapmayıp, düzene darbe vurmadıktan sonra, yaşanacak dörtlü iktidar fiyasko olur.
İstediğimiz sağ veya sol, şu veya bu parti değil, artık istikrar ve hukukla, adilce bu ülkeyi yönetecek siyasi erktir.
Dört partili bir iktidarın başarısız olması önemli bir kayıp ve uzun yıllar toparlanması da zor olur'.
Benim için önemli olan noktanın altını bir kez daha çizeyim;

'İstediğimiz sağ veya sol, şu veya bu parti değil, artık istikrar ve hukukla, adilce bu ülkeyi yönetecek siyasi erktir'.
Ekonomik olarak, ciddi sebepleri olan, ciddi sorunlar vardır.
Bu sorunlar bugünün değil ve Türkiye ile ekonomik protokol imzalanmakla çözülecek sorunlar da değil.
Protokol konusu, siyasi malzeme oldu, bu ülke artık kendi gerçeği ile yüzleşmelidir.
Geçmişte olmadı, bugün olmuyor, ama gelecekte olacak, bu kaçınılmaz.
UBP ve HP koalisyonu bu derece konuşulurken, toplumsal fayda bunun neresindedir?
Neden, dön dolaş UBP-HP konusu gündemimize taşınıyor?
Bu konuyu çıkaran, ortaya yayan kimdir, yine koalisyon ortaklarından biri veya birileri değil mi?
Durduk yere kim bu iddiaları, bu denli ortaya atıyor?
Açık ve net, HP lideri Kudret Özersay tek hedefi Cumhurbaşkanlığı, UBP lideri Ersin Tatar ise tek hedefi Başbakanlık olarak çizdi.
Yadırganmalı mı, kesinlikle hayır.
Ama öncelik yapmak, onca sorun içinde siyasi istikrarsızlığa oynamak büyük hata.
Bu hatanın sonucunda UBP bir şey kaybetmez, fakat HP çok şey kaybeder.
Seçim öncesi ve sonrası yaşananlara bakınca, sağ kesimde ortak adaylı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi zor, hele Kudret hocanın çatı adaylığı daha zor, bu başarılsa bile sandıkta tam destek alması hepsinden zor.
Bunu Türkiye yetkilileri, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu iste bile zor.
HP ilkeli siyaset ve iktidarda yapacakları ile siyasal yaşamını sürdürebilir.
Bugün HP içinde siyaset yapan insanlar, makam sahibi olanlar, tek bir düşünce ile yaşananları değerlendiriyor.
'Parti ne olacak, ben ne olacağım, Kudret hoca bir dönem daha beklemeli'.
Açık ve net, artık samimiyet, bu oyunlardan herkes bıktı, bu siyaset değil.
Hükümetin bozulması, farklı alternatiflerin konuşulması, neyi değiştirecek?
Aynen iddia ediyorum ki bugün yaşananlar, altı ay sonra yine yaşanacak.
İşin bir de Türkiye tarafı var.
Prensibimdir, Türkiye'nin siyasi idaresi ile ilgili taraf olacak kadar yorum yapmam.
Sebebi, benim siyasi irademe taraf olunmasını istememem.
Burada şekillenen bir irade var, kendi iç dinamiklerimiz var.
Olay yardımcı olmak veya görüş vermek değil, ortada taraf ve müdahil olma durumu var.
Bu bizim için, bunu isteyen, normal gören, teşvik edenler açısından, daha ayıp ve en kötüsüdür.
Demokrasiden, sandık iradesinden bahsedenler, Türkiye'nin buradaki siyasi yaşama müdahalesini nasıl normal karşılıyor, bunu nasıl teşvik ediyor, anlamakta güçlük çekiyorum.
Burada bir cezalandırma yaklaşımı varsa, bu ceza Kıbrıs Türk halkına yapılıyor.
Burada, bu işi körükleyenler, tecrübe ile sabittir ki, tarih tekerrürden ibaret.
Bu düşünceler, bizim, kendimiz için yapmamız gerekenleri görmemezlikten gelmemizi savunmaya yeter mi?
Yetmez tabi ki, bu düzenin en başta bizi tükettiği ve bu istikrarsız yapının devamına yaradığını en başta görmeli, kabullenmeli ve toplumsal bir bedel ödemeyi göze almalıyız.
Yoksa bunları daha çok konuşur, tartışır, tüketir ve en başa döneriz.

Bu haber 756 defa okunmuştur

:

:

:

: