Prag ve Nazım Hikmet

Bir süre önce eşimle kısa adı Çekya olan Çek Cumhuriyeti'ni dolaşmıştık.
Bir süre önce eşimle kısa adı Çekya olan Çek Cumhuriyeti'ni dolaşmıştık. Değerli tarihçi İlber Ortaylı, 'Avrupa'yı görmek ve temel kültürünü anlamak için üç şehri bilmek gerekir. Floransa, Roma ve Prag' der hep... Gezenler bilir... Bu üç kentin sihrini, derinliğini bir başka Avrupa kentinde bulmak pek kolay değil...*
* * *
Prag veya yerel dilde Praha efsanevi güzellikte bir kent... Bin yılı aşkın geçmişiyle Orta Avrupa'da her dönemde kültürel, politik merkez olmuş kentlerden biri... Kutsal Roma İmparatorluğu'nun başkenti olmuş, Protestanlık reformunun sancılarını, otuz yıl din savaşlarını yaşamış, iki dünya savaşı geçirmiş... 41 yıl komünizm dönemi geçirmiş... 1968'de Prag Baharı ile 1989 Kadife Devrim'in yaşandığı kent... Olayların izlerini kentin her yerinde görmek mümkün... Tüm bu dönemlerde kültürel varlıklarının çoğunu koruyabilmiş... 1992'de UNESCO Dünya Mirası sit alanı ilan edilmiş...
* * * *
Bin yıllık geçmişe sahip bu kenti turist gibi değil de yerli halktan biri gezip dolaştıktan sonra bir çırpıda anlatmak hiç de kolay değil... Ortasından Vltava ırmağı geçen Prag'da gezmek 'bir kentte gezmek' değil de sanki 'zamanda gezmek' gibi... Irmağın üzerinde iki yakayı birbirine bağlayan köprüler, kuleler, meydanlar, heykeller, kale, surlar, antika sokak lambaları, müzeler, enstalasyonlar arasında kendinizi 1600'lü yılların Avrupa sokaklarında yani geriye doğru 'zamanda' gezinirken buluyorsunuz.
* * * *
Alman filozof Arthur Schopenhauer 'İki tarih vardır, biri siyasetin, diğeri edebiyat ve sanatın' der... Öyleyse en iyisi edebiyatla başlamak...Prag deyince akla hemen Franz Kafka gelir... Ama onunla sınırlı değil... Prag ile ilişkili dünya edebiyatına damga vurmuş yazarlardan bazıları şöyle... Rainer Maria Rilke, Max Brod, Milan Kundera, Jahn Neruda, Vaclav Havel, Umberto Eco ilk akla gelenler... Liste uzayıp gidiyor...
* * * *
Ve Nazım Hikmet... 1956-58 arasında yolu birkaç kez Prag'a düşmüş... 20. Yüzyılın en önemli Çek şairlerinden dostu Vítezslav Nezval ile Kafe Slavia'da veya yerli dilde Kavarna Slavia'da buluşurmuş... Prag'ın ortasından geçen nehrin kıyısındaki bu kafe 1881'de açılmış... Tarihi tiyatro binası 'Narodni Divadlo'nun tam karşısında... Ünlülerin uğrak yeri... Girişte küçük havuzlu antreden sonra pasta camekanları... Ardından yuvarlak tahta masaların yer aldığı avizeli salon... Hem kahve hem de restoran... Biz gidince yaşlıca bir piyanist caz müziği çalıyordu...
* * * *
Duvarlarda kafeye gelen ünlülerin fotoğrafları... Tabii Nazım Hikmet'in de... Fotoğrafını çektim. Yaklaşık 60 yıl sonra aynı kafede oturmak değişik bir duygu... Birer pasta ile kahve ısmarladık... Acaba hangi masayı/masaları tercih etmiş mesela... Yakında bir otelde mi konaklamış... Hiç biri bilinmiyor... 1958'de yine Prag'a gelirken dostu Nezval'ın ölüm haberini almış... 26 Nisan 1958'de 'Pırağ'da Vakitler Şafak' şiirini onun için yazmış... , 29 Aralık 1956'da 'Hanuş ustanın saati' şiirini de Prag'da yazmış...
* * * *
Nazım Hikmet, Çek tiyatro sanatçılarından Sonya Danyolova için de bir şiir yazmış... 1956 yılında Prag seyahatinde karşılaştığı Sonya'dan Prag'la ilgili bir şeyler anlatmasını rica eder. O da Prag Saat Kulesi'ndeki saati yaptığı anlatılan Hanuş Usta'yla ilgili efsaneyi anlatır. Efsane Nazım Hikmet'in hoşuna gider ve 'Prag Saat Kulesi' isimli tiyatro eserini yazmaya başlayıp 1958'de tamamlar. Sonya çok genç yaşta kanserden ölünce onun hatırasına 'Pırağ'da Üç Leylek Lokantası'nda buluşurduk. / Şimdi, bir yol kıyısında, gözlerim kapalı duruyorum/ sen bir ölüm boyu benden uzak./ Belki Prag'da üç Leylek Lokantası yok,/ ben uyduruyorum' diye başlayan şiirini yazar...
* * * *
Kentin dört bir yanında Fazıl Say'ın afişleri vardı. 2013, 2017'den sonra üçüncü kez Prag'da konser vermiş. Önce heyecanlandık ama konserin bir gün önce olduğunu öğrenince üzüldük. Fazıl Say, Prag Senfoni Orkestrası eşliğinde Richard Strauss'un eserlerinden oluşan konser verdiğini öğrendik. Bugüne kadar görmediyseniz, gidilecek yerler listenize mutlaka ama mutlaka Prag'ı eklemenizi öneririm. Eşimle galiba yine gideceğiz. Çünkü ünlü Charles Köprüsü'ndeki Aziz John Nepomuk heykeline dokunduk. Bir inanışa göre heykele dokunanlar Prag'a tekrar geliyormuş... Bir sonraki yazı Kafka...

Bu haber 150 defa okunmuştur

:

:

:

: