Dünya ülkelerinde yargının saygınlığı

Bir hukukçu olarak her gittiğim ülkede Mahkemeleri ziyaret etmeyi alışkanlık haline getirdim. Türkiye’de öğrenci iken İstanbul’da bulunan Sultanahmet Adliye Sarayına gider duruşmaları izlemeye çalışırdım. Mahkemede davasını bekleyen kişilerle sohbet ederdim.

Bir hukukçu olarak her gittiğim ülkede Mahkemeleri ziyaret etmeyi alışkanlık haline getirdim. Türkiye’de öğrenci iken İstanbul’da bulunan Sultanahmet Adliye Sarayına gider duruşmaları izlemeye çalışırdım. Mahkemede davasını bekleyen kişilerle sohbet ederdim.
1965 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun olunca iki yıl kadar İngiltere’de kaldım. Yarı zamanlı olarak hem çalışıyor hem de bir okula gidiyordum. Oradaki bazı dernek faaliyetlerine katıldım. İngiliz hukukçularla arkadaşlıklarım ve tartışmalarım oldu.
İngiliz halkının yargıya duyduğu saygı beni çok etkiledi. Bu saygı inanılmaz boyutlarda idi. Halbuki İstanbul’daki Adliye Sarayında böyle saygı görmemiştim. Bu gözlemim doğal olarak beni iki yargı sistemini kıyaslamaya yöneltti.

Geçmişte Kıbrısta yargının çok saygın olması
Yüksek tahsilden Kıbrısa döndüğüm 1977 yılında İngiltere’de gördüğüm saygının benzerini Kıbrıs’ta da gördüm. Mahkemede işi olanlar veya daha sonra kahvelerde sohbet edenlerin yargıya oldukça saygı duydukları anlaşılıyordu.
Halkın yargı ile ilgili görüşleri her zaman dikkatimi çekmiştir. Geçmişte tanık olduğum bir konuşmayı anlatmadan geçemeyeceğim. Bir sohbet esnasında yeni yargıç atanan bir kişinin karakterinin yeterince düzgün olmadığı iddia ediliyordu. Birisi şöyle dedi. “Merak etmeyin bir kişinin karakteri düzgün değilse bile yargıç olduktan sonra düzelir. Çünkü yargıçlar tarafsızdırlar. Yargıçlık bir kişiye tarafsız ve dürüst davranmayı öğretir” Bu sözler o tarihlerde Kıbrıs halkının yargıçlara ne kadar çok saygı duyduğunu ve güvendiğini gösteriyordu.
Geçmişte kimse görevde olan yargıçları eleştirmeyi aklına getirmiyordu. Bu işin sırrı ne idi? Doğal olarak saygının Kıbrıs’ta uygulanan Anglosakson hukuk sistemden kaynaklandığını düşünmeye başladık. Bu sistemin eski İngiliz kolonisi olan dünyanın yarıya yakın ülkesinde uygulandığını biliyorduk. Anglosakson sistemi denen bu sistemi öğrenmeye çalıştık.
Kıbrıs Türk Mahkemelerinde önce avukat sonra yıllarca yargıç olarak görev yaptım. Mevcut durumu yakından izleme ve öğrenme fırsatı bulduğumu düşünüyorum.
Yargının duayeni olan büyüklerimizden bu hukuk sisteminin özelliklerini öğrenmeye çalıştık. Yazdığım “Kusursuz Yargı Oluşturma Çabaları” isimli kitapta bu konuları detaylı olarak anlatmaya çalıştım.
Yargıç Ahmet İzzet Beyle ilgili ilk yıllarda tanık olduğum bir olay beni çok etkilemişti. Kitapta da yer verdiğim bu olayda bir gün birisi Ahmet Beye “Size teşekkür ederiz. Adil bir yargıç olduğunuza tanık olduk. Gerçi biz dinlettiğimiz davayı kaybettik. Ancak önemli değil. Sizin adalet yapmaya çalıştığınızı gördük. Kararınızda belirttiğiniz gerekçeler tamamdı.” dedi.
Davayı kaybeden kişinin bile yargıca teşekkür etmesinin nedeni ne olabilirdi? Bu nasıl bir sistemdi? Bunu öğrenmeye çalıştık. Öğrendiklerimizi elimizden geldiği ölçüde hatasız uygulama çabası içine girdik.

Devam edecek...

Bu haber 788 defa okunmuştur

:

:

:

: