Vesayetçi yargıdan uzak durma gereği

Kontinental sistemlerde inisiyatif yargıçta olduğu ve otoriter bir tarzda yargılama yaptıkları için genellikle yargıçların sosyal ve siyasi görüşleri davaya yansır. Bazen yargının bir kesiminde belli bir sosyal veya siyasi görüş sürekli hale gelir. Bu durumda yargı ile aynı görüşü paylaşanlar yargıyı sürekli olarak övmeye diğerleri ise kötülemeye başlarlar.
Kontinental sistemlerde inisiyatif yargıçta olduğu ve otoriter bir tarzda yargılama yaptıkları için genellikle yargıçların sosyal ve siyasi görüşleri davaya yansır. Bazen yargının bir kesiminde belli bir sosyal veya siyasi görüş sürekli hale gelir. Bu durumda yargı ile aynı görüşü paylaşanlar yargıyı sürekli olarak övmeye diğerleri ise kötülemeye başlarlar.
Bazı Kontinental ülkelerde yargının belli bir siyasi görüşü benimsediğine ve o siyasi görüş doğrultusunda halkı eğitmeye çalıştığına tanık oluruz. Böyle hareket eden yargılara vesayetçi yargı denmektedir.
Böyle bir gelişme bizim yargı sistemimize uygun değildir. Yargı doğru sosyal siyasi görüşü arayan ve ifade eden bir makam değildir. Bireyler arasındaki anlaşmazlıkları adil bir şekilde çözmeye çalışan bir makamdır. Anglosakson hukuk sisteminin temeli tarafsızlıktır. Yargı ne kadar tarafsız olabilirse ve ne kadar çok adalet yapma hedefine odaklanırsa o kadar başarılı olacak ve halk tarafından o takdir edilecektir. Bu nedenle siyasi görüşlerden mümkün olduğu ölçüde uzak durmasında yarar vardır.

KKTC yargı sisteminin Türkiye’ye yararlı olması
Kusursuz Yargı Oluşturma Çabaları isimli kitabımda anlattığım gibi uluslararası hukuk toplantılarında Türkiye yargısı özellikle tutuklu yargılama konusunda eleştirilmektedir. Hindistanda geçen bir toplantıda emekli bir yargıç “Boş yere uğraşmayın. Sorun Türk milletinin karakterimdedir. Ne yapsanız orada hukuk düzelmeyecek. Çünkü bu insanlar şiddet yanlısıdır.” dedi. Söz isteyip Kıbrıs Türk Halkının da aynı ulusun bir parçası olduğunu, dünyada yargı bağımsızlığını en fazla gerçekleştiren ülkenin KKTC olduğunu, bunun gibi ifade özgürlüğü ile sanıkların tutuklu yargılanması konularında da dünyanı en iyileri arasında yer aldığımızı söyledim. Dolayısıyla Türk milletinin karakterinde bir sorun olmadığını sorunun hukuk sisteminde olduğunu anlattım. Bu sözlerimin katılımcılar üzerinde büyük etkisi olduğunu anımsıyorum.

Davaların süratli sonuçlanması
Yargıda davaların gecikmesi en sık işittiğimiz şikayetlerden biridir . Bu konuda bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir gün bir köy kahvesinde tanımadığım kişiler yanıma gelerek “Size kahve ikram etmek istiyoruz” dediler Çok memnun oldum. Şöyle bir olay anlattılar. “Köyümüzde bir olay olmuştu. Birisi dört kişi aleyhine ayrı davalar açarak müdahalenin meni ve tazminat talep etti. Bizim davamız sana düştü ve bir günde sonuçlandı. Diğerleri başka yargıçlara gittiler. Aylarca uğraştılar. Sonuçta onların davaları da aşağı yukarı aynı şeklide sonuçlandı. Fakat boş yere tekrar tekrar Mahkemeye gelip gitmek zorunda kaldılar. Çok sıkıntı çektiler.” dediler.
Onlara şöyle dedim. “Ben hukuk sistemimizin temel ilkelerine uygun hareket etmeye çalışırım”. dedim.
Hukuk sistemimiz “Adversarial” dır. Bunun anlamı yargılamanın iki eşit tarafın karşılıklı mücadelesi olarak gerçekleşmesi ve tarafsız bir yargıcın sisteme uygun olarak bu mücadeleyi yönetmesidir. Yargıç tarafsız bir şekilde Hukuk Muhakemeleri Tüzüğünde bulunan kuralları uygulayarak mücadeleyi yönetmelidir. Tüzük kuralları sisteme uygun olarak yorumlanmalıdır. Böyle olunca yargılama çok kolay hale gelir ve çok adil sonuçlara varılır. Eskiden biz mesleğe başladığımız zaman duayen meslektaşlarımız yargılamayı böyle yaptıkları için dosyalardaki evraklar çok azdı ve halk yargıya büyük saygı duyuyordu.
Bir davada 3 konuda karar verilmesi gerekir. A) Olay nasıl oldu, B) Uygulanacak hukuk kuralı nasıldır, C) Geçmiş içtihatlar ışığında yasanın boşluğu nasıl doldurulabilir? Dava konusu olay geçmiş içtihatlardaki benzer olaylarla kıyaslandığı ve daha adil bir karar verilmek istendiği zaman nasıl bir karar verilmelidir?”
“Karşılıklı mücadele yönteminde bu konularda tarafların iddialarının ne olduğu önemlidir. Yargılama hangi iddianın doğru olduğunu saptamak için yapılacaktır. Bu nedenle anlaşmazlık noktalarını saptamak gerekir. Duruşma öncesi inceleme ( mention veya zaptı dava günü) bu amaçla saptanır. Bunu yapmak sisteme uygun ve yararlıdır.”
“O davada baktım her üç konuda da taraflar hemen hemen aynı şeyleri söylüyorlar. Yani anlaşmazlık noktası hemen hemen yok. Duruşma yapılacak bir sorun yok. Taraflara iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm bulunamaz mı diye sordum. Hiç baskı yapmadım. İki avukat da bir birine çok yakın öneriler yaptılar ve dava bitti. Diğer kişiler aleyhine açılan davalarda sonuca odaklanmayan, gereksiz yazışmalar üzerinde duruldu ve tartışmalar yapıldı. Bu nedenle davalar uzadı”.
“Bir davada Yargıç tarafların iddialarının dikkate almayan ve gerçeği kendisi otoriter bir şekilde bulmaya çalışan yani Kontinental bir yöntemle davayı dinlemeye çalışırsa dava uzayacaktır. Bunun gibi Anglosakson sistem usul kuralları yargılamanın adil olması için değil de karşı tarafın gerçeği ortaya çıkarmasını engellemek için konmuş gibi yorumlanırsa ve bu nedenle uzun usul tartışmalarına girilirse dava yine uzayacaktır.” Devam edecek...
Bu haber 775 defa okunmuştur

:

:

:

: