Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel ile icra sorunları ile ilgili söyleşi

Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel ile icra sorunları ile ilgili söyleşi
Soru: Yüksek Mahkemenin icra sistemini değiştirme yetkisi veya görevi var mı?

Cevap: Yasaları yapma görevi Yasama Meclisinindir. Yasama Meclisini harekete geçirmek ise Hükümetin görevidir. Yüksek Mahkemenin ise yargı ile ilgili konularda tüzük yapma yetkisi vardır. Ayrıca yargıya ilişkin yasaların yapımında Hükümete yardımcı olabilir. Yüksek Mahkeme yargıyı ilgilendiren bir konuda yasa taslağı hazırlayıp Hükümete önerebilir.

Yasama Meclisinin icra ile ilgili kusursuz bir yasa yapamayacağını ve bu nedenle ülkemizin büyük zarar göreceğini düşündüğümüz için Yüksek Mahkeme olarak bir taslak hazırlamak istedik. Böylece Hükümete yardımcı olmaya çalıştık.

Soru: Yasama Meclisinin yaptığı yasalar hatalı mı?

Cevap: Yargıçlar yasaları uygulayan kişilerdir. Yasalardaki hataları herkesten daha iyi görebilecek durumdadırlar. Biz KKTC Yasama Meclisinin yaptığı yasaları beğenmiyorduk. Bu yasalarda büyük hatalar görüyorduk. Bu hataların halkımıza büyük zarar verdiğine tanık oluyorduk. Bunun nedeni yasa yapımının son derece zor bir iş olmasıdır.


Soru: KKTC Yasama Meclisinin yaptığı yasalarda ciddi hatalar olduğunu söylüyorsunuz. Ne gibi hatalar yapılmaktadır ?

Cevap: Yasaları ikiye ayırabiliriz. Bir olaya özgü olarak yapılan yasalar. Bunlara özel yasalar diyebiliriz. Bunun gibi sınırlı sayıda uygulanmak için yapılan yasalar da vardır. Bu yasaları yapmak oldukça kolaydır. Hükümetin veya Yasama Meclisinin bu tür yasaların yapımında fazla hata yaptığı söylenemez.

Buna karşılık toplumun genelini ilgilendiren, sürekli uygulanmak üzere yapılan temel yasaları yapmak kolay değildir. Dünyada en zor işin temel yasalardan birini yapmak olduğu söylenir. Bunun için son derece profesyonel bir çalışma gerekir. Böyle bir yasayı yapmak isteyenler o ülkede bu işi yapabilecek en iyi hukukçuyu arayıp bulmak ve ona görev vermek zorundadırlar. Aksi halde büyük hatalar yapılması ve beklenmedik sonuçların ortaya çıkması kaçınılmazdır.


Soru: Yasa yapımında Atatürk yönteminden bahsediyorsunuz. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Ulu Önder Atatürk, Türkiye’de 1926 hukuk devrimini gerçekleştirirken Avrupa’nın en iyi hukukçusunun en uzun sürede hazırladığı İsviçre Medeni Kanununun örnek alınmasını tercih etmiştir. Bu yasa Avrupa’nın en ünlü hukukçusunun kurmayları ile birlikte yıllarca her kelime üzerinde tekrar tekrar durarak hazırladığı bir yasadır. Bu nedenle İsviçre Medeni Kanununun bir hukuk başyapıtı oluğu kabul edilir.

İsviçre Medeni Kanununun yapılma yöntemi önemli bir yasanın nasıl yapılması gerektiği konusunda bize örnek olabilir. Bu konuyu “Kusursuz Yargı Oluşturma Çabaları” isimli kitabımın Aile Yasası bölümünde anlatmış bulunuyorum. İsviçre Medeni Kanununun tercüme edilerek Türkiye’de kabulünün Atatürk devrimlerinin en önemlisi olduğuna inanıyoruz. Anavatanımız Türkiye’nin bu yasa sayesinde fakir bir ülke olmaktan çıkıp, dünyanın güçlü devletleri arasına girdiğini düşünüyoruz.

Bu kadar titizlik isteyen bir konuda icra sistemiyle ilgili özel bir yasa yapar gibi yasa yapmanın ve gelişigüzel değişiklikler yapmanın ne kadar sakıncalı olduğunu anlayabiliriz. Yasayı yapan ne kadar iyi niyetli olursa olsun engin deneyimi olan son derece profesyonel bir kişi değilse ve zaman ayırıp büyük bir dikkatle taslağı hazırlamazsa büyük hatalar yapma ve halka zararlar verme olasılığı vardır.

Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için şöyle bir benzetme yapabiliriz. Dünyanın en güzel sarayını yaptırmak istediğimizi varsayalım. Bu işi yapabilecek en iyi ustayı arayıp bulmak zorunda değil miyiz.? Sıradan bir yapıcı ustasına dünyanın en güzel sarayını yaptırmaya kalktığınız zaman sonucun iyi olmayacağı açıktır. İcra yasası gibi önemli bir yasayı yapabilmek için de böyle hareket etmek ve bu işi yapabilecek en iyi uzmanı bulup görevlendirmek gerekir. Devam edecek...


Hazırlayanlar : Av. Orhan Arsal ve Av. Şengül Göksu



Bu haber 918 defa okunmuştur

:

:

:

: