KKTC yargısının sorunları

Son zamanlarda medyada sık sık KKTC yargısına yönelik eleştiriler yapılmaktadır. Bazı dostlarım ve hukukçular her olayda görüşümü merak edip soruyorlar. Onlara elimden geldiği ölçüde bilgi vermeye çalışıyorum. Buna rağmen konunun karmaşıklığı nedeniyle görüşlerimi yeterince ifade edemediğimi sanıyorum.
Son zamanlarda medyada sık sık KKTC yargısına yönelik eleştiriler yapılmaktadır. Bazı dostlarım ve hukukçular her olayda görüşümü merak edip soruyorlar. Onlara elimden geldiği ölçüde bilgi vermeye çalışıyorum. Buna rağmen konunun karmaşıklığı nedeniyle görüşlerimi yeterince ifade edemediğimi sanıyorum. Bu nedenle detaylı bir yazı yazıp görüşlerimi anlatma gereği duydum. Geçmiş deneyimlerim ışığında yargı sorunları ve yargının saygınlığı ile ilgili görüşlerimi anlatmak istiyorum. Sizlerle birlikte yargının saygınlığını koruma ve artırma konusunda görüşler üretmeye çalışalım.

Bilindiği gibi 2002 – 2006 yılları arasında Yüksek Mahkeme Başkanı olarak görev yaptım. O tarihlerde yargıya yönelik fazla eleştiri yapılmıyordu. Bir eleştiri yapıldığı zaman şikayet edenle temas eder, yasal durumu izah etmeye çalışırdım.
Konuştuğum kişilerin hemen tümü kolay tatmin olur bir şikayetleri kalmadığını söylerlerdi. Onlarla konuşurken bazen dünyanın en adil yargısını oluşturma ideali ile hareket ettiğimizi söylerdim. Bu abartılı sözlere bile tepki göstermezlerdi.
Bugün maalesef yargıya yönelik şikayetler artmış durumda . Daha kötüsü gittikçe daha da artma eğilimi göstermekte. Şikayetlerin niteliği de değişti. Artık yapılacak bir açıklamanın şikayetçileri kolay tatmin edeceğini sanmıyorum. Bu durum yargıda olumsuz yönde değişim yaşandığını göstermektedir.

Yüksek Mahkeme olarak yargıya yönelik eleştirileri önlemenin doğru olmadığına inanıyorduk. Aksine tüm diğer kurumlarda olduğu gibi yargıda da bozulmayı önlemek ve gelişmeyi sağlamak için eleştiri yapılmasına fırsat vermemiz gerektiğini düşünüyorduk. Özellikle iyi niyetli eleştiri yapılmasının yani bir taraftan eleştiri yapılırken diğer taraftan doğru olanın ne olduğunun belirtilmesinin son derece yararlı olacağına inanıyorduk.

Bir ülkede yargının sorunlarının giderilmesi ve yargının daha adil hale getirilmesi herkesi ilgilendiren bir konudur. Bu konuda herkesin konuşmaya, eleştirmeye ve katkı koymaya hakkı vardır. Bu arada hatalı eleştiriler yapılıyorsa bunları da hoşgörü ile karşılamak gerekir. Unutmamak gerekir ki gerçek zıt görüşlerin çatışmasından çıkar. Yargı ile ilgili doğru çözümler farklı görüşlerin özgürce tartışılası sonucu bulunacaktır.

Yargının saygınlığı konusunda doğru görüş üretebilmek için hukuk sistemimizi tanımak gerekir. Çünkü bu yapılmadığı zaman sorunları çözeceğiz diye hatalı önlemler almak ve sorunlara sorun katmak söz konusu olabilir.

Bir grup hukukçu arkadaşla birlikte yargının saygınlığı konusunda detaylı bir çalışma yapmaya karar verdik. Yargımızın sorunlarını saptamaya ve doğru çözüm önerileri üretmeye çalıştık. Yaptığımız çalışmayı ve vardığımız sonuçları sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu görüşlerin özellikle genç hukukçulara yararlı olmasını dilerim. Sıkıcı olmaması için yazıda kendi anılarıma sık sık yer vermeye özen gösterdim.

Dünya ülkelerinde yargının saygınlığı

Bir hukukçu olarak her gittiğim ülkede Mahkemeleri ziyaret etmeyi alışkanlık haline getirdim. Türkiye’de öğrenci iken İstanbul’da bulunan Sultanahmet Adliye Sarayına gider duruşmaları izlemeye çalışırdım. Mahkemede davasını bekleyen kişilerle sohbet ederdim.

1965 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun olunca iki yıl kadar İngiltere’de kaldım. Yarı zamanlı olarak hem çalışıyor hem de bir okula gidiyordum. Oradaki bazı dernek faaliyetlerine katıldım. İngiliz hukukçularla arkadaşlıklarım ve tartışmalarım oldu.

İngiliz halkının yargıya duyduğu saygı beni çok etkiledi. Bu saygı inanılmaz boyutlarda idi. Halbuki İstanbul’daki Adliye Sarayında böyle saygı görmemiştim. Bu gözlemim doğal olarak beni iki yargı sistemini kıyaslamaya yöneltti. Devam edecek.


Bu haber 497 defa okunmuştur

:

:

:

: