“BM PARAMETRELERİNE TERS DÜŞEN BİZ DEĞİL, RUMLARDIR”

Londra’ya yaptığı 3 günlük yoğun ziyareti ardından, adaya dönen Başbakan Ersin Tatar, gazetemize verdiği özel demeçte , siyasi görüşmelerde Rumların bütün bu çalışmalar için neden bu kadar katı tutum sürdürdüğünü sorarak, “ Kıbrıs Türklerinin geleceğini düşünmeden siyaset değiştirmek istiyorlar.
Londra’ya yaptığı 3 günlük yoğun ziyareti ardından, adaya dönen Başbakan Ersin Tatar, gazetemize verdiği özel demeçte , siyasi görüşmelerde Rumların bütün bu çalışmalar için neden bu kadar katı tutum sürdürdüğünü sorarak, “ Kıbrıs Türklerinin geleceğini düşünmeden siyaset değiştirmek istiyorlar. Bizi üniter bir yapıya sürükleme gayretindeler. Türkiye’nin garantörlüğünün bulunmadığı bir ortamda bu durum Kıbrıslı Türkleri çok büyük maceralara ve tehlikelere sürükler” yorumunda bulundu.

Yıllar sonra geldiği Londra’da bir dizi görüşmeler yapan, basın, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, toplumla görüşen Başbakan Ersin Tatar, gazetemizle yaptığı özel görüşmede, önümüzdeki yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bir yol haritası değişikliğine gidilip gidilmeyeceğiyle ilgili sorumuza şu yanıtı verdi;
“- Etraflıca hem kendi içimizde, hem de Türkiye ile konuştuktan sonra yeni bir süreç izlenebilir. Ama bundan kimse bir endişeye kapılınmasın. ‘Başkan değişecek, dolayısıyla dünyaya ters düşeceğiz, Kıbrıs Türkü de bundan zarar görecek’ noktasından böyle bir endişeye hiç gerek yoktur. Çünkü o taraftan bunu söylemektedirler. Mustafa Akıncı da bunu yapıyor. ‘Berlin’de ben görüşebilirim. Dolayısıyla benim olmadığım yerde toplantı olmaz’ havası yaratılmaya çalışılıyor. Biz de görüşmeden yanayız. Biz de iletişimden yanayız. Türkiye’nin kendi siyaseti, politikaları vardır. Türkiye ile işbirliği içinde karşı tarafa bu müzakerelerde Kıbrıs Türk halkının gerçek niyetinin ne olduğunu anlatmak lazım. Ona göre siyaset değiştirmek lazım. Evet Birleşmiş Milletler parametreleri vardır. Bunların ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Ama bunlara ters düşen biz değil, Rumlardır. İlk önce Rumlara seslenmek lazım. Bütün bu çalışmalar içersinde neden bu kadar katı, Kıbrıs Türklerinin geleceğini düşünmeden siyaset değiştirmek istiyorlar ?
Şu anda federal temelli bir anlaşma Guterres çerçevesi içindeki Kıbrıs’ı üniter bir yapıya götürür. Üniter yapıda, Kıbrıslı Türkler Türkiye’nin olmadığı, garantörlüğünün bulunmadığı bir ortamda bizi çok büyük maceralara ve tehlikelere sürükler. Pozisyon budur. “

İngiltere’de bulunmaktan çok mutlu olduğunu da kaydeden Başbakan Tatar, Kıbrıslı Türklerin 1950’lerden bu yana yoğun şekilde Britanya’ya göç ettiğini, yerleşip, iş kurduğunu, yıllar içinde başarıya imza attığını söyleyerek, “ Hem lobicilik yapmışlar. Hem tasarrruflarının bir kısmını Kıbrıs’a götürüp yatırım yapmışlar. Birikimlerinin bir kısmını öz vatanlarına, Kıbrıs’ın ekonomisini kalkındırmak için oraya yatırmışlardır. KKTC bundan çok faydalar sağlamıştır. Onlar bizim zenginliğimizdir. Buradaki insanların tecrübesi, yatırımları, çalışmaları bizler için zenginliktir Başlı başına lobicilik faaliyetidir. Bugün lobicilik öyle kolay kolay bütçelerle yapılacak bir şey değildir. Bu bir yürek, gönül işidir. Başarılı insanlarımız bu lobiciliği hergün yapıyorlar. Ulusal dava dediğimiz Kıbrıs meselesinin geldiğimiz bu noktada, bu insanlarımızın uğraş, çalışma, heyecanının katkısı vardır diye düşünüyorum” dedi.
Londra’da geldiği ilk gece Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Ümit Yalçın’I davetiyle büyükelçilik rezidansına gittiklerini , görüşmeden sonra yemek yediklerini kaydeden Başbakan, KKTC Temsilciliğinin Bedford Square’deki merkezinde de kapsamlı görüşmelerde bulundu.
Önce basın mensuplarıyla biraraya gelen Tatar, daha sonra Londra’daki sivil toplum kuruluşlarının başkan, temsilcileri ve çeşitli kişilerle biraraya geldi. Akşamına Kuzey Londra’daki Grand Palace’da halka açık bir toplantı yapan Başbakan, gitmeden önce de ziyaretlerine devam etti. Olay Gazetesini ziyaret ederek sahibi işadamı Nural Ezel ile görüştü.

“Londra hayatımın en önemli yerlerinden biri”
Basın toplantısında, Londra’nın hayatının en önemli yerlerinden birisi olduğunu, lise, üniversite öğrenimini burada yaptığını kaydeden Başbakan, seçme-seçilme hakkından, adayla ilgili siyasi görüşmelere, askerlikten, ekonomik duruma, Doğu Akdeniz’de devam eden sondaj çalışmalarına kadar değişik konulara değindi. Daha sonra da basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Kıbrıs konusunda Hükümet olarak bir aşama kaydedilmediğini düşündüklerini söyleyen Başbakan, konuyla ilgili olarak şunları dedi;
“- Kıbrıs konusu tartışılmaya devam ederken, Berlin görüşmeleri gayri resmi olsa da Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın katılımıyla gerçekleşmiştir. Ancak bizim Hükümet olarak yaptığımız değerlendirmede bir aşama kaydedildiğini düşünemiyoruz. Hala Rum tarafının eski noktada meseleyi, eski Guterres çerçevesine çekmek ve Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam etme niyetinde olduklarını görüyoruz. Dolayısıyla Hükümet olarak, UBP olarak sadece Federal temelde değil, aynı zamanda alternatif fikirlerin de mutlaka ve mutlaka masaya gelmesini ısrarla vurgulamak istiyoruz.
Çünkü 50 yıldır tartışılan federal temelli bu çözümün gerçekten bir umut olmaktan çıktığını görüyoruz. Alternatif fikirler arasında AB çatısı altında konfederasyon, iki ayrı devlet gibi konuların da masaya gelmesi gerektiğini biliyoruz. Sıkıntı olsa bile Kıbrıs Türk halkı sesini duyurmaya ve haklarını talep etmeye devam edecektir.
Türkiye ile yaptığımız temaslarda da bunları paylaşıyoruz. Onlardan da destek bulduğumuza inanıyoruz. Doğu Akdeniz’deki olayları siz de yakından izliyorsunuz. TC’nin KKTC ile birlikte Doğu Akdenizdeki ortak çalışmaları, petrol, karbon konularda iddialarımız, Rum tarafının bütün bu zenginliklere tek başına sahip olmadığını bütün dünyaya duyurması bakımından, TürkiyenNin gerçekten çok pahalı olan zahmetli meseleye ciddi ciddi sarılması, bizlerin de ruhsatlandırma faaliyetleriyle gerçekten Doğu Akdeniz’de KKTC’nin önemini daha da artırmıştır.
Bu duygularla düşündüğümüzde 1974’den 45 yıl sonra, Cumhuriyetmiizin kuruluşundan 36 yıl sonra bir de bakıyoruz ki gerçekten Doğu Akdeniz KKTC için çok önem kazanmıştır. KKTC’nin Türkiye’ye mutlaka ihtiyacı olsa da, KKTC’nin de Türkiye’Nin güvenliği, geleceği için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye Libya ile ortak anlaşma imzaladı. Hak ve kararlılığımızın devam etmesi Doğu AKdeniz’de bizleri daha güçlü hale getirecektir.”
İngiltere’deki 12 Aralık’ta yapılacak Genel Seçimlerden sonra kurulacak hükümeti değerlendirip, izleyeceklerini, İngiltere’nin adadaki üsleriyle taraf olduğunu ve beşli görüşme olacaksa o masada mutlaka İngiltere’nin de olacağını ifade eden Başbakan, “Brexit durumunda da KKTC için ne gibi fırsatlar doğabileceğini araştırmamız, tartışmamız lazım. BU da ayrı ve önemli bir meseledir, gündemimizde olacaktır” dedi.

“Bizde bölünmüşlük var”
Soru cevap bölümünde, federal temelli çözün dışındaki alternatiflerle ilgili soruya Başbakan şu yanıtı verdi;
“- Olay belli, dünyada da böyle. Kosova’da da böyle. Görüşmeler çöktükten sonra Kosova demiştir ki biz federal temelde bir anlaşmadan vazgeçtik. Ayrılık temelinde oturup konuşalım. Egemen eşitlik temelinde, kendi varlıklarıyla bir bütün olarak çağrıda bulunmuşlar. Bizde de aynı konjonktür yakalansa , Kıbrıs Türkü tek vücut olarak böyle bir yola gitsek çok iyi. Ancak bizde böyle bir nokta yok. Bizde bir bakıma bir bölünmüşlük vardır. Cumhurbaşkanı ve onun yanındakiler sadece federal çözümde anlaşma olabilir diyorlar. Benim partim ve bizim gibi düşünenler ki büyük bir çoğunluk olduğumuzu düşünüyorum. Bugün meclisin yapısına baktığınızdda 50 milletvekilinin en az 35’I böyle düşünmektedir. Ne diyor, federal temelde bir anlaşma masada dursun. Türkiyede bunu söylüyor. Aynı zamanda madem ki sonuç odaklı olacak, mademki ucu açık olmayacak, masaya son kez oturulduğunda alternatif de masada olsun ki tıkandığında bununla devam edelim. Devam edeceğimiz nokta da belli. Ama ayrılık temelinde. Yan yana, güzel komşuluk ilişkisi içersinde.”

“Kıbrıs’ta eksik olan anlaşmadır”

“- Şu anda mevcut barışın devam etmesi. Onun da altını çizmek istiyorum. Kıbrıs’ta eksik olan nedir ? Anlaşmadır. Kıbrıs’ta barış 1974’de geldi. O tarihten bu yana barış devam etmektedir. Bizi sadece bu federal temelde anlaşmaya mahkum etmenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu 50 senedir konuşuluyor. Bu yıllarda hep biz taviz verdik. Annan Planında da böyle oldu, sonrasında da.
İyi niyetimize rağmen Rum tarafı kapılarda güçlük çıkartmak için mecliste öneri getirmeye çalışıyor. Kur hareketinden dolayı KKTC avantajlı noktaya geldi. Çok sayıda Rum gelip, alış veriş yapıyor. Bu beyefendileri rahatsız etmiş, nasıl zorluk çıkaracaklar, önümüzü nasıl tıkayacaklar onun hesabı içindeler. Biliyorsunuz bayrağımızı yaktılar, kenetlenip tepkimizi koyduk. Ama zihniyet bu. Bize barış istemezsiniz diyorlar. Barış zaten var. Tabi ki barışın devam etmesini isteriz. Hele hele Türkiye’Nin arkamızda durduğu, yeni yeni politikalar geliştirdiğimiz ve güçlendiğimiz bir noktada herhalde kimse bizi eski 1960 öncesine gönderemez.
Niye 1960 dedim. Çünkü Guterres belgesinde federal temelli anlaşma metnine baktığınızda “sıfır asker, sıfır garantör “şartı var. Varsa bunun aksini bana gelip söylesinler. Aynı zamanda Avrupa içinde mülkiyet, dolaşım, insan hareketleri. Bugün İngiltere niye çıkıyor ? Dayanamadı bu serbestliğe. Kıbrıs’ta kim engelleyecek ki , kimse engelleyemez. Bir sıkıntıya gireceğiz. Bunu koruyabilmek, Kıbrıs Türk halkının varlığını gelecek nesilleri de dikkate aldığımızda bütün bunları gerçekten büyük hassasiyetle takip etmemiz lazım. İyi çocuk olacağız diye, her şeye evet demek doğru olmaz.”

“Sayın AKıncı meseleyi 3 ayda çözeceğim demişti”

“- Sayın Mustafa Akıncı, ilk masaya oturduğunda, 4,5 yıl önce ne dedi ? Ben bu işi 3 ayda çözeceğim. Özdil Nami de görüşmecisi idi. 4,5 sene geçti, hiç bir mesafe alınamadı. Hiç bir gelişme yoktur. İlk görüşmeler başladığında benim de arzum Türkiye’nin garangörlüğünün devam etmesidir. Aynı zamanda da Kuzey Kıbrıs’ta sarih çoğunluk Türklerin elinde olacak demiştik. Hiç unutmuyorum. Guterres çerçevesinde bizi getirdikleri nokta kesinlikle böyle bir durumda değildir. Kesinlikle böyle bir zeminde anlaşmaya gidilse Kuzey Kıbrıs’ta çok büyük rahatsızlık yaşarız. Hem Türkiye gidecek, hem asker gidecek. Garantörlük sulandırılacak veya tamamen ortadan kalkacak. Serbest mülkiye, serbest dolaşım, serbest sermaye ile 50 sene sonra KKTC’nin durumunu siz düşünün. Biz böyle bir tehlikeye, maceraya asla izin vermeyiz. “

Bu haber 129 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER