Jhonson mektubundan Geçitkale’ye

Kıbrıs’ın kendilerinin olduğu iddiası ile oluşturdukları terör örgütü EOKA’nın. Kıbrıs Türk Halkı üzerinde başlatmış oldukları soykırım hareketinin ( 21 Aralık 1963 ‘ün) yıl dönümüne sayısız günler kaldı.
Kıbrıs’ın kendilerinin olduğu iddiası ile oluşturdukları terör örgütü EOKA’nın. Kıbrıs Türk Halkı üzerinde başlatmış oldukları soykırım hareketinin ( 21 Aralık 1963 ‘ün) yıl dönümüne sayısız günler kaldı.
Geçen zaman dilimi 56 yıl.
Yarım asırdan fazla.
Kıbrıs Türkleri, ENOSİS için soy kırıma varan bir katliamla karşı karşıya idi.
Rumların politikası nedeniyle, nerede Türk görürsen, katletmek ana ilkemizdir anlayışı ile hareket ederek. Nerede Türk görürlerse katletmeye başladılar.
Soykırımın 56’cı yıl dönümü olan 5 gün sonra. Tüm KKTC ‘de şehit olan kardeşlerimiz anılmaya başlanacaktır.
Ada Türklerine yapılan soy kırım hareketi, yabancı basında tüm çıplaklığı ile duyarlı bir şekilde sergilenirken. Ayni duyarlılık maalesef batı dünyası tarafından gösterilmemişti.
Ada Türkleri, katledilmeye devam edildi.
Türkler için tek çare. Anavatan Türkiye kalmıştı.
Türkiye garantör bir ülke olarak, 1964’te adaya müdahale etmek istemişti.
Türkiye’nin bu kararına karşı.
En büyük müttefiki olan ABD’den, küstahça ve ada Türklerinin Rum ve Yunan ikilisi tarafından katledilmesine devam niteliğinde olan meşhur Jhonson mektubu. Zamanın TC Başbakanı rahmetli İnönü’ye yazılmıştı.
Mektup, Türk kamuoyunun gündemine, dört yıl sonra, Hürriyet Gazetesi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek tarafından. Hürriyet Gazetesinde manşetten yayınlanmış ve Türkiye’de kıyamet kopmuştu.
Türkiye’nin büyük şehirlerinde halk, ABD’ye karşı olan nefretini mitingler yaparak gösteriyordu.
Bu mektup, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri, zaman içerisinde kopma noktasına getirmişti.
Bunu, günümüzde yaşayarak görmekteyiz.
Adaya çıkacak donanımı olmayan Türkiye. Kolları sıvayarak.
“Taşıma su ile değirmenin dönmeyeceği “ öz deyişinden hareket ederek. Kendisine yeni bir yol haritası çizmiş ve uygulama alanına geçmişti.
Milli çıkarları korumak için, Nato’dan ayrı. Nato kuvveti olmayan. İzmir ordusunu oluşturdu.
Donanımı yerli ve milli oldu.
Denizlerde yok denecek kadar varlık göstermeyen Türkiye. Denizler için donanımını güçlendirmeye başlayarak. O donanımla 1974’te Kıbrıs’a Barış Harekatını yaparak, zaferle sonuçlandırmıştı.
NATO şemsiyesi altında, Askeri varlık olarak. Milli çıkarların korunmasında, Türkiye. NATO tarafından hapsedildiği Misakı Milli sınırlarının dışına çıkarak. Doğu Akdeniz’de “Artık ben de varım “ gerçeğini, sözde müttefiklerine ve dünya kamu oyuna göstermiş oldu.
Türkiye’nin bu hareketine, başta sözde müttefikleri olmak üzere, karşı çıkarak engel olmaya başladılar.
Jhonson mektubundan, yaklaşık on yıl sonra. Türkiye, Denizlerde çıkarlarını aramaya başlamış ve kıta sahanlığı içerisindeki egemenlik haklarına sahip çıkmıştır.
Tüm komşuları ile bu konularda anlaştı.
Yunanistan. Batılıların ve bilhassa ABD’nin şımarık çocuğu olarak bu anlaşmadan kaçındı.
Kıbrıs, sorun olmaya devam ettiğinden. Kıbrıs’ta kıta sahanlığı çözüme kavuşmuş olmaz.
Kıta sahanlığı ardından, denizlerde MEB adı altında. BM yeni bir deniz kavramı geliştirdi.
Bu, ayni denize sahili olan devletlerin. Karşılıklı olarak kendilerine ait suların ekonomik olarak paylaşımını yapan, bir anlaşma tesisinden ibarettir.
Bu yapılmazsa. Asıl ve geçerli olan, Ülkelerin kıta sahanlığıdır.
Türkiye, denizlerde hakkını bu yolla arama tercihini yapmaktadır.
“Vay efendim sen bunu yapamazsın. Bu uluslararası hukuka aykırı bir davranış” nidaları başlatıldı.
Güney de bu nidalara kapılarak. Türkiye’nin yetki alanına giren suları da parselledi.
Türkiye buna karşı çıktı.
Askeri alanda. Denizlere inmeye başlayan Türkiye.
Deniz yetki alanları konusunda da kararlı adımlar atarak. Uluslararası hukuka dayanarak. Kıta sahanlıklarındaki sularda da sismik araştırma ve sondajlar yapmaya başladı.
Sondaj yapan gemilerin güvenlikleri de hem denizden. Hem de karadan sağlanmakta.
Denizden savaş gemileri ile havadan da hava araçları ile yapılmaktadır.
Havadan yapılan güvenlik tedbirleri. Genellikle insansız hava araçları ile yapılıyor.
İHA ve SİHA’ların, Türkiye’den Doğu Akdeniz’e olan menzilleri, çok uzak.
Bu menzili kısaltmak için bulunan çare, KKTC .
Yedek olarak tutulan Geçitkale Havalimanı. Sondaj noktalarına çok daha kısa menzile sahip.
Anavatanın bu mesafeyi kısaltması için, Geçitkale bulunmaz kaftan.
KKTC Hükümeti bu talebe olumlu yanıt vererek. Geçitkale Havalimanının tahsisini, yapmış olduğu Bakanlar Kurulu toplantısında vermiş oldu.
Bu karar, Türkiye -Libya deniz alanlarını yetkilendirme anlaşmasından doğan sonuçlar için de yararlı olacaktır.
Türkiye, denizlerde meşru haklarını ve ayni zamanda Kıbrıs’ta bizim haklarımızı korumakta kararlı.
Bu kararlılık. Denizlerde kendini göstermektedir.
Türkiye, 1964’ün Türkiye’si değil.
Mektuplar ve tehditler, artık Türkiye’ye sökmez.
Çünkü, Türkiye hem haklı.
Hem de bu hakkını koruyacak, çok güçlü bir konumdadır.
Geçitkale ile ilgili.
Tatar Hükümeti. Çok yerinde bir karar vermiştir.
Bu haber 951 defa okunmuştur

:

:

:

: