Yeni bir yıla girerken

Miladi takvime göre, yine bir yılın sonuna girmiş bulunmaktayız.
Miladi takvime göre, yine bir yılın sonuna girmiş bulunmaktayız.
2019 ‘un son günlerini yaşıyoruz.
Yarın akşam, Dünya 2020 yılına ayak basacak.
Tüm dünyada bunun hazırlıkları yapılmakta.
Buna uygun olarak, bizde de yurttaşlarımız bunun hazırlıkları içerisinde.
Zaten bir hafta öncesinden, kutlamalara başlandı bile.
2019’u irdelemeye kalkışsak, yurt içinde ve yurt dışında geride neleri bıraktığımızı hemen görürüz.
Yurdumuzda geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2019 ‘da yine ülkemizin en büyük kangrenleşmiş büyük yarası olan Trafikte. Yitirdiğimiz canlarımız gelmektedir.
Bu yara her geçen yıl artarak büyümekte ve o oranda da canlarımız heba olup gitmektedir.
Dileğim, yeni yıl 2020’de, bu büyüyen yaranın üzerine ciddi ve radikal tedbirler alınarak gidilir.
2019 ‘u geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde. Dünyamıza bir baktığımızda. 2019’un 2020 ‘ye devrettiği sadece ölüm, kan ve gözyaşı olarak tarih sayfalarına yazılacaktır.
Ülkelerin iç karışıklıklarını.
Halkların birbirine düşürülmelerini. Ülkelerin bölünmelerini. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2019 yılında da duraksamadan gördük ve yaşadık.
Bu hareketler, İkinci Dünya Savaşından beri devam ede gelmekte. İnsanları hayatlarından etmektedir.
Emperyal güçlerin meydana getirdiği bu olumsuz davranış ve hareketler. Dünyamıza kan ve göz yaşından başka bir şey vermemektedir.
Dünyamızda, hakim olan güçlülerin hukuku karşısında. Dünyadaki adalet de bu güç dengelerine göre belirlenerek. Bu sözde adaleti dünyaya adalet diye yutturmaya çalışıyorlar.
Milyonlarca insanın telef olmasına neden olan Birinci Dünya Savaşından sonra oluşturulan Milletler Cemiyeti. Çok kısa bir zaman içerisinde, ayni emperyal güçlerin. Hitler eksenli çıkarmış oldukları İkinci Dünya savaşını önleyememiş ve yine milyonlarca insanın ölmesine neden olmuştu.
İkinci Dünya savaşından sonra. Milletler Cemiyetini, kifayetsiz gören üye ülkeler ve üye olmayan ülkeler. Dünyada savaşları önlemek için, yeni bir örgüt olan Birleşmiş Milletler Teşkilatını oluşturdular.
Savaşta galip gelen ülkelerin bastırması ile de bu teşkilata, bir konsey oluşturarak. Bu ülkeler tabii üye olarak konseydeki yerlerini aldılar.
Bu ülkeler tabii üyelik yanında, hak olarak, çıkan kararları veto etme hakkını da elde etmiş oldular.
Bunun anlamı, şu olsa gerek.
“Dünya bizden sorulur .”
Küresel sermayeyi oluşturan bu ülkeler. Dünyanın yönetilmesinde büyük bir rol oynamaktadırlar.
Dünyayı küreselleştirerek ve çok kutuplu hale getirerek. Sömürü düzenlerini daha da sağlamlaştırmaktadırlar.
BM GK’deki ağırlıkları sayesinde. Dünya halklarına karşı yarattıkları adaletsiz düzeni. Her ne pahasına olursa olsun, sürdürme azim ve kararlılığı içerisindedirler.
Yarattıkları sözde “uluslararası hukuku “ da bu çerçevede değerlendirirsek. Beklediği adaleti bulamayan ülke veya Devletler. Bekledikleri adaleti kendi güçleri doğrultusunda veya bu ülkelerin dümen suyuna girerek, onların menfaatlerini ön planda tutarak. Hak ettikleri adaleti bulmaya çalışırlar.
Bu şekilde sağlanan bir adaleti, dünyada hiçbir ülkenin tarihi yazmamıştır.
Güçlü olmayan ülkeler, güçlü devletlerden artan kırıntı adaletle yetinmek zorunda kalıyorlar.
Veyahut bu adaletsiz dünya düzeninden bekledikleri adaleti bulmak için silahlı güçlerini artırarak. Bizzatihi hak ettikleri adaleti güçleri oranında almaya çalışırlar.
Bu da dünyadaki barış ve istikrarsızlığı daha da olumsuz yöne çekmektedir.
Dünyadaki bu adaletsiz düzenin önüne geçmek için, Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin dışındaki Birleşmiş Milletler Teşkilatındaki üye ülkelere. Büyük görevler düşmektedir.
Bu görevlerin en başında, Birleşmiş Milletler Teşkilatının yapısı ele alınarak. BM içerisinde bir adaletin sağlanması yoluna gidilmelidir.
Aksi taktirde, hakkını ve beklediği adaleti bulamayan ülkeler. Bunu sağlamak için, silahlanmaya devam edeceklerdir.
Bunun da sonu gelmez.
İnsanlığın, 2020 yılı içinde BM Teşkilatındaki üye ülkelerden beklentisi bu.
Küresel sermayenin oluşturduğu bir kurumdan. Gerçek adalet beklenebilir mi ?
2019, bu adaletsizliklerin yaşandığı en yoğun yıl olarak, Tarih sayfalarında yerini almıştır.


Bu haber 968 defa okunmuştur

:

:

:

: