Bir gün sıra size de gelecek..

Suya sabuna dokunmayanlara da sıra gelecek Çoğu zaman kamu icraatlarda yapılanın aslında doğru olmadığını hepimiz
Suya sabuna dokunmayanlara da sıra gelecek
Çoğu zaman kamu icraatlarda yapılanın aslında doğru olmadığını hepimiz gördüğümüz halde, buna ses çıkartmıyoruz.
En azından memlekette bu anlayışta olan çok insan tanıyorum.
İşte böylesi bir anlayış içinde olanların büyük yanlışlar karşısında sus-pus olup, küçük hatalar karşısındaki hassasiyetlerine ben itibar etmiyorum, hatta zerre saygı da duymuyorum bu karakterde olan insanlara.
Zira büyük haksızlıklar karşısında susanların küçük meselelerdeki 'inceliği'ni göresim de, duyasım da, dinleyesim de yok…
Bu nedenle kaale almamaya özen gösteriyorum.
Elbette zamanla yaşayarak, görerek tecrübe ettim bu tip insanları,
Eminim ki sizlerin vardır böyle tecrübeleri.
Dolayısıyla suya sabuna dokunmadan temizlikten söz etmek mümkün olmayacağına göre, bu karakterdeki insanların da aslında temizlik yapma gibi bir gaileleri olmayacağını bileceğiz.
Ve şunu da bileceğiz, yeryüzünde hiçbir toplum
Bireysel olarak kendine hareket alanı yaratarak ayakta kalmadı. Tabiatıyla burada da kimsenin bireysel olarak varlığını sürdürmesi mümkün değildir.
Nasıl yani?
Konuyu biraz daha açalım.
Bugün tüccar halk olmadan tüccar olabilir mi?
Bugün siyasetçi toplumsal destek almadan siyasetçi olabilir mi?
Elbette hayır..
Dolayısıyla ben işime bakayım, gelirim tamam, ailem garanti altında, evim, otomobilim, malım mülküm var, bankada param var, altında kalanın boynu kopsun diyecek lüksü yoktur kimsenin.
Zira geldiğimiz günde ülkemizin gerek siyasal, gerek sosyal, gerek ekonomik ve gerekse kültürel alanlarda meydana gelen konjonktürel yapıda bireysel kurtuluş yoktur.
Toplumsal mücadelenin örgütlenemediği hiç bir coğrafya da halklar toplumsal kazanımlar elde edemedi. Dolayısıyla illa ki örgütlü mücadele şarttır. Lakin öyle anlaşılıyor ki, bugün bundan imtina eden, kaçınan, nemelazımcılık yapanların sayısı çoğunlukta bizim ülkemizde.
Peki neden?
Çünkü gelir dağılımı adil değil.
Eğitimde fırsat eşitliği yoktur.
Sağlıkta fırsat eşitliği yoktur.
Haliyle bütün bunlar sosyal adaleti mümkün kılmıyor..
Üstüne sınıflar arası korkunç bir ayrılık gözle görülecek şekilde belirgin hale geliyor..
Hoş sosyal adaletin olmadığı bir ülkede ne toplumsal refahtan, ne haktan, ne de hukuktan bahsedemeyiz..
Dolayısıyla şunu bileceğiz ki, bugün suya sabuna dokunmadan toplumsal umursamazlığı karakter haline getirenler, bilecekler ki yarın sıra mutlaka onlara da gelecek.
Bu coğrafyada ya birlikte bir şeyleri başaracağız, ya da hep birlikte birer ikişer yok olup gideceğiz..
Malum hükümet harçlara zam yaptı.
Pasaport, seyrüsefer, ehliyet vs..
Yarın eli kulağında elektrik zammı kapıda.
Parlamentodan tık yok.
Tepki yok, eleştiri yok.
Yukarıda bahsettiğim işte tam da budur.
Gelir adaletsizliği bütün sorunların ana kaynağı.. Bugün önümüzde duran gerçek Adanın kuzey yarısında yaşayan insanların %20’si açlık sınırında yaşıyor.
Umrunda olan yok.
Gelir adaletsizliği almış başını gitmiş.
Hükümet ‘okkalı zam’ yapmadım derken her biri 20 Bin lira alan muhalefet vekillerinden de ses seda yok.
13. Maaşlar da mis gibi.
Keyifler yerinde.
Selam olsun hepsine.
Hani derler ya tok açın halinden anlar mı?
Anlamaz.
İşte geldiğimiz nokta maalesef burası.
Ülke gelir adaletsizliğinden mütevellit birileri için cennet ada olurken, birileri için de cehennemden farksız oluyor..


Bu haber 752 defa okunmuştur

:

:

:

: