Nisandan sonra tufan…

Bir yıldır tartışılan imar planı, Başbakan Ersin Tatar’ın önceki gün yaptığı açıklamayla hüsranla sonuçlandı.
Bir yıldır tartışılan imar planı, Başbakan Ersin Tatar’ın önceki gün yaptığı açıklamayla hüsranla sonuçlandı.
İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars Kadri tarafından süreç öyle kötü yönetildi ki, 31 Aralık akşamı gong çaldığında elde ne emirname, ne imar planı vardı.
Böylece tekrar başladığımız nokta olan Fasıl 96’ya geri dönmüş olduk. Aslında Fasıl 96’yı öcü göstermeye çalışanlara inat, sorunun Fasıl 96 olmadığını, sistemi uygulamayan insanlar olduğunu defalarca dile getirdik.
Ama bir günah keçisi bulmak daha kolay olduğu için tüm suçu Fasıl 96’nın üzerine atanlar, bir sabah uyandığımızda Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi’nin tüm sorunlarının sona ereceğine bizi inandırmak istedi.
Ama mızrak çuvala sığmıyor. Gelinen noktada dağ fare doğurmuştur.
Dün Meclis’te yaşanan süreç değerlendirilirken suçlamalar havada uçuşuyordu. Herkes birbirini suçladı.
Başbakan Ersin Tatar’ın sabrı taşmış olacak ki, geçen haftaki uysal halinden eser yoktu.
İmar planının imzalayıp yürürlüğe sokmadığı için muhalefet tarafından kıyasıya eleştirilen Başbakan Tatar, “Mecbur muyum, imzalayayım” diyerek tabiri caizse tam anlamıyla rest çekti.
Geçen haftalarda yaptığı konuşmaların aksine ilk kez koalisyon ortağıyla bir fikir ayrılığı olduğunun altını çizdi.
Bölgede verilen 23 bin konutluk ruhsata dikkat çeken Başbakan Tatar, elindeki araziyle kala kalan vatandaşların şikayetlerini duymazdan gelemeyeceğini söyledi.
Herkesin elini vicdanına koyması gerektiğini söylerken, Meclis’te tüm gözler İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’a çevrildi.
Ancak Meclis’in konuşkan bakanı Baybars, önceki haftaların aksine dün sessizdi.
Elbette bu sessizlikte başta YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın yaptığı istifa çağrıları olmak üzere, Başbakan Ersin Tatar’ın “Burada rant meselesi vardır. Adaletsizlikler vardır…” sözü etkili oldu.
Gelinen süreçte her ne kadar İçişleri Bakanı’nın sessiz kalmayacağı ve istifa edebileceğine yönelik yorumlar yapılsa da kazın ayağı hiç de öyle değil.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hükümet olmanın ve HP’li bakanlıkların avantajıyla girmek isteyen Kudret Özersay, UBP ne derse desin hükümeti bozmak istemiyor.
O yüzden dörtlü koalisyon döneminde takınılan cevval tavırı bu kez HP kanadında göremiyoruz.
Peki şimdi ne olacak? Belli ki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar Halkın Partisi, YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın tabiriyle kan kussa da “kızılcık şerbeti içtik” diyecek.
Ancak şurası kesin. Seçimlerden sonra siyaset, büyük bir hesaplaşmaya sahne olacak. Nisandaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından bu hesaplaşmaya hep birlikte şahit olacağız…


Bu haber 105 defa okunmuştur

:

:

:

: