Halk iradesi

Çağdaş Demokrasilerde, asıl olan, halkın direk iradesinin yönetime etkin olmasıdır. Bu pratikte mümkün olmadığı için, genellikle Demokrasi ile yönetilen ülkelerde. Temsili Demokrasi tercih edilmektedir.
Çağdaş Demokrasilerde, asıl olan, halkın direk iradesinin yönetime etkin olmasıdır. Bu pratikte mümkün olmadığı için, genellikle Demokrasi ile yönetilen ülkelerde. Temsili Demokrasi tercih edilmektedir.
Bunda da görev. Halkın seçtiği temsilcilerine düşer. Yani seçtiği Milletvekillerine.
Onlarda bu görevi, yürütme ve yasama erkinde yerine getirirler.
Bunun için de, belirli zaman dilimleri içerisinde, halkın iradesine baş vurulur. Mevcut vekiller, halktan ya güven alırlar, ya da yeni vekillerle yola devam edilir.
Fakat, bazen Temsili Demokrasilerde. Halkın seçtiği milletvekillerinin oluşturdukları yürütme ve yasama erki. Değişik nedenlerle, bazı konularda, halkın iradesine ters düşecek icraatlar yapmakta olduklarını da görüyoruz.
Bazen de halk iradesine baş vurulmuş gibi yöntemlerle, halk iradesinin üzerinde, ona aykırı olacak davranışlar içerisine gidilebilir.
Bunun en güzel örneklerinden biri de, ülkemizde son zamanlarda hem ülkeyi, hem de siyaset kurumunu meşgul eden. Doğudaki imar planlarıdır.
Aylarca, hatta yıllarca bir önceki hükümet döneminde çalışmalarına başlanan Mağusa, İskele ve Yeni Boğaziçi için hazırlanan imar planlarının geldiği veya getirildiği noktadır.
Hükümetin, küçük ortağının ilgili Bakanlığında hazırlanan, söz konusu planlar için, Sn. Başbakan.
Yürürlüğe girmesi için, en son süreç olan resmi gazetede yayınlanma süreci için, düğmeye basmaktan imtina etti.
Basına bu konuda, ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
Sn. Başbakanın açıklamalarından, çok kısa bir alıntı ile özü ortaya çıkarmaya çalışacağım.
Yasal sürecin doğru işlememesi. Plan üzerindeki teknik tartışmaların halen sürmesi. Toplumsal bir uzlaşı sağlanamaması. Yerel yönetimlerin, Plan hazırlıkları için başlatılan sürecin içerisinde yasal olarak olması gerekirken. Bu gerekliliğin yerine getirilmemesi.
Yerel yönetimlerin, yani Belediyelerin ve Meclislerinin kendilerini ilgilendiren planlara onay vermemeleri.
Konu ile ilgili, Başsavcılıktan görüş istendi.
Savcılık görüşünün verilmesine kadar. Planlar geçici bir süre askıya alındı.
Planların uygulanması, esas itibarı ile ilgili yöre halkını çok yakından ilgilendirmektedir.
Çünkü, uygulamadan gerek olumlu, gerekse de olumsuz olarak etkilenecek onlardır. Onların iradelerine muhakkak baş vurulmalıdır.
Bunun da en basit yolu, bölge halkının oyuna gitmekten geçer.
Halk kendi imar planlarına kendileri karar versin.
Tabii bunun öncesinde de halk bu konuda bilinçlendirilmeli.
Planların içeriği, kamu yararı ilkesi doğrultusunda olmalı ve halk bu yöne çekilmelidir.
Sn. Tatar’ın kararı. Demokrasi açısından yerinde bir karar.
Halka gitmekten de korkulmasın.
Bir diğer konumuz, eski sözde Rum Cumhurbaşkanı Vasiliu Efendinin, 1990 ‘da Konfederasyonla ilgili kabul etmiş olduğu karar.
Vasiliu’nun esas iştigal ettiği alan, Ticarettir.
Doksanlı yıllarda, hasbelkader. Güneyin Cumhurbaşkanlığına seçilmişti.
Ayni zamanda, Rum tarafının toplumlararası görüşmecisi idi.
Bilindiği gibi, İngiliz idaresinin gizli belgeleri, 30 yıl geçtikten sonra kamuoyunun bilgisine getirilir.
Son dönem açıkladığı bilgiler arasında. Toplumlararası görüşmelere ait bilgiler yayınlandı.
Bu bilgilere göre, Rum yönetiminin seçilmiş başkanının. Rahmetli Denktaş’la yaptığı görüşmeler sonucunda. Denktaş’ın bastırması ile Konfederasyon çözüm şeklini kabul etmiş olmasıdır.
Bu bilgilerin açıklanması sonucu.
Kıbrıs’ta Federasyondan başka çözüm şeklinin mümkün olmadığının. Bunu ne karşı tarafın, ne de dünyanın kabul etmeyeceği yollu açıklamaların yapıldığı günümüzde. Bu açıklamalara karşı. Vasiliu’nun 1990 ‘da Konfederasyonu kabul ettiğine dair İngiliz belgeleri, bir tokat niteliğinde olsa gerek.
Demek ki istense ve mücadele verilse. Elde edilemeyecek hiçbir şey olamaz.
Aramızdan ayrılışının 8 ‘ci yılında. Bu açıklamalardan sonra. Denktaş’ın ilkeli mücadelesini ortaya koyması bakımından, ibret vericidir.
Karşı tarafın görüşmecisinin, 1990’da kabul ettiği bu siyasi sistemin. Günümüz şartlarında, çözüm için en iyi sistem olduğu da düşünülür ise. Mücadelenin bu merkezde olması gerekmez mi ?
Bunun için en önemli emsal.
İngiliz belgeleri.



Bu haber 535 defa okunmuştur

:

:

:

: