Siyaset aciz siyasetçi çaresiz..

Özersay parti başkanlığından istifa etti, cumhurbaşkanlığı seçimine bağımsız aday olarak katılacağını açıkladı.
Özersay parti başkanlığından istifa etti, cumhurbaşkanlığı seçimine bağımsız aday olarak katılacağını açıkladı.
Tatar adaylık açıklamasını erteledi.
İkisi birlikte İstanbul’a gitti.
Burada TC Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay ile görüştüler.
Akabinde TC tarafından 175 milyon TL’lik finansmanın kullanılabilir noktaya geldiği açıklandı..
Tabi burada soru şu?
Sayın Kudret Özersay neden bu ziyaret öncesi alelacele Cumhurbaşkanı adaylığını ilan etti?
Bunun belki birçok nedeni vardır.
Ama en önemli neden, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı adaylığını netleştirerek ve hükümet ortağı UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar’ı bu anlamda sıkıntıya sokmak için namzet benim izlenimini vermeye çalıştı.
Belli TC birileri ile istişare içinde böyle bir karar verildi, hatta bu görüşme kuvvetle muhtemel o birileri tarafından organize edildi.
Ve dönelim diğer meseleye..
Türkiye’den kaynak kopararak bunu başarı sayan anlayışla nereye kadar ülke yönetilebilir?
Kuzey Kıbrıs için sürdürülebilir olmayan bu durumu içselleştiren politikacılar, parayı kap kervanı yürüt minvalinde sürdürdükleri bu kişiliksiz siyasetin bir sonu gelecek mi?
Elbette ki bu anlayış ile devam eden süreçler Kıbrıs Türk Siyasetini kendi kendine yeten, kendi kendine ayakta duran bir yapı olmaktan hergün biraz daha uzaklaştırmaktadır.
Hatta tam tersi bağımlılık daha çok ihtiyaç haline gelmektedir.
Dolayısıyla bugün kendi gelirleri ile giderlerini karşılayamayan ve bunu mümkün kılacak yapıyı tesis etmek için de zerre kadar çaba harcamayan siyasi aktörlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini daha da bağımlı hale getirmeyi bir siyaset olarak gördüklerini maalesef burada söylemek mümkün.
Peki bu daha ne kadar zaman bu şekilde devam edecek?
Öyle ya içinde bulunduğumuz koşullara baktığımız zaman kolayı bulmuş Kıbrıslı Türk
Siyasilerin, bu maksadı ortaya çıkaracak dinamikleri yaratmaktan çok uzaklarda olduklarını görebiliyoruz. Hoş bu noktada CTP Genel Başkanı ve eski Başbakan Tufan Erhürman’ın dile getirdiği kendi kendine yeten bşr ekonomi ve/veyahut kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi öngörüsü memnuniyet verici bir durum oluştursa da Sayın Erhürman’ın Başbakan olduğu ve ülkeyi yönettiği dönemde de bu yönde herhangi bir adımın atılmaması söz konusu öngörüyü bir çelişki yumağına dönüştürmüştür.
Dolayısıyla bugün ihtiyacımız olanın söylemin ötesinde bunların somut birer icraata dönüşmesidir.
Ve tabiki üzülerek belirtmekte yarar vardır bizim ülkemizde söylemi icraata dönüştürecek bir çabayı ortaya koyan siyasetçi yok.
Bunun aksine söylemi ortaya atarak icraat yaptığını zannedenlerin çoğunlukta olduğu bir de meclisimiz var.

Bu haber 722 defa okunmuştur

:

:

:

: