Amaca giden her yol mubah değildir!..

İnsanoğlunun elde ettiği zaferlerle ilgili çok sevdiğim bir söz var.
İnsanoğlunun elde ettiği zaferlerle ilgili çok sevdiğim bir söz var.
“Zaferi zorbalar da elde eder, asıl olan zehirlenmemiş saygın bir zafer elde etmektir; bu ise güç ile değil güç ahlakı ile olur.”
Ne güzel bir söz değil mi?
Siyasetçi, işadamı, gazeteci, her kim olursa olsun zafere giderken, her yolu mubah saymamalıdır.
Her ne kadar “Amaca giden her yol mubahtır” diyen Machiavelli gibi, insanoğlu tarih boyunca siyasette başarı kazanmak için yalandan, ihanetten ve entrikadan kaçmayarak bu yolu seçtiyse de bu yöntem hiçbir ülkeye mutluluk getirmedi.
Dünyadaki bütün ahlaki kirliliğin, bu felsefenin sonucu olduğuna inanılır. Doğruluk payı da yüksektir.
Siz makam mevki uğruna doğru bilinen tüm değerleri erozyona uğratırsanız, sonunda o zaferi elde etseniz bile tadı olmaz.
Çünkü o makamlara, o koltuklara oturduğunuzda aynaya baktığınızda kendinizi tanıyamaz hale gelirsiniz.
Ülkemizde de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru tüm adaylar kendi meşreplerince nasıl bir cumhurbaşkanı olacaklarını anlatmaya çalışıyor.
Hepsi de kendi dünya görüşlerine göre bu ülkenin daha iyi bir noktaya nasıl geleceğini anlatıyor.
Tüm bunları dinleyen halk gelecek için bir karar verecek. O kararı verirken hiç şüphesiz geçmişte yaşanan tecrübeler, acılar, travmalar, mutluluklar etkili olacak.
Bu bağlamda çok değil bir kuşak önce, komşusuyla boğaz boğaza gelen Kıbrıs Türk halkı, onca acının ardından bir karar verdi.
Dedi ki, “Biz bir daha Rum’un insafına güvenip, varlığımızı, güvenliğimizi onun avuçlarını içine bırakmayacağız. Bir devlet kuracağız. Kendi kendimizi yöneteceğiz. Eğer birleşeceksek de Rumlarla siyasi eşitlik temelinde bir ortak devlet kuracağız.”
Peki ne oldu?
Yıllar süren müzakereler bu yönde bir sonuç verdi mi? Vermedi…
Gelinen noktada bizim bugüne kadar Rumların karşısında dik durmamızı kim sağladı?
Türkiye…
Bizim için kim öldü? Kim öldürdü?
Türkiye…
Anadolu halkının boğazından kesip kendi kaynaklarını buraya akıtıp, bizimle kim paylaştı?
Türkiye…
Peki Türkiye isteseydi daha 1974’te bu savaşı kazanmışken burayı kendine bağlayabilir miydi?
Bağlayabilirdi…
Peki o gün yapmadığını 46 yıl sonra bugün niye yapsın?
Siz sırf “kafanızdaki çözüm” için Rumları ve Avrupa’yı korkutmak amacıyla Türkiye’nin adayı ilhakından söz eder, ya da bu tür bir ihtimali gündeme sokarsanız, iyi niyetinizden şüphe edilir.
Bizim “Amaca giden her yol mubahtır” ilkesiyle Machiavelli siyaseti yapan siyasetçilere değil, saygın zaferler isteyen liderlere ihtiyacımız var.
Kıbrıs Türk toplumu böyle liderler çıkardı. Rauf Denktaş, Dr. Fazıl Küçük böyle liderlerdi. Tüm bu kargaşanın, kör döğüşünün arasında yine yapabilir. Ümidimizi kaybetmeyelim…
Bu haber 248 defa okunmuştur

:

:

:

: