Müdahale mi TL mi?

Her seçim döneminde Türkiye’nin seçimlere olan müdahalesi gündeme gelir.
Her seçim döneminde Türkiye’nin seçimlere olan müdahalesi gündeme gelir.
KKTC-TC arasındaki ilişkiler boyutu da daha sorgulanır olur.
Bu boyut aslında farklı boyutlardaki ilişkilerin toplamı da olsa, genelde sadece günün Ankara Hükümetinin, KKTC deki siyasilerle olan ilişkileri boyutunda kısıtlanır.
Seçim dönemleri ve veya hükümet bozulup kurulma dönemlerinde bu ilişki sanki bir kutsal kültmüş gibi sessizlikle geçirilir.
Bakanlıkların TC ile olan ilişkileri, imzaladıkları protokoller, yürürlüğe koydukları Ankara yönlendirmeli uygulama ya es geçilir, ya önemsizleştirilir ya da hasıraltı edilir.
ASLAN PAYI, SUSU PAYI
Aslan payını kontrol eden iktidar ile sus payını kullanan muhalefet, seçim yoksa hiç mi hiç ilgilenmezler KKTCC-TC arasındaki resmi ilişkilerin işbirliği mi, destek mi, müdahale mi diye tanımlanabileceği ikilemleri ile.
Nasıl bir siyasi parti duruşudur anlamak mümkün değil.
TC’nin desteklediği parti gibi hissedilirken sus pus, usallaştırma söylevleri, bu sepetin dışında kalınca cılız sesle, nerdeyse yalvarır gibi şikâyet.
Aman katırcı fincanları kırılmasın! Aman şahsi konumum ve muhtemel kazançlarım zarar görmesin.
Doğru söyleyenlerin başına gelenlere bak! Maksat siyaset oyununun içinde kalmak. Ne fark eder ki, kazanamayacağımız bir mücadeleye girmenin bugün zamanı değil ve daha onlarca bahane…
Hâlbuki TC hükümetleri demek Türkiye demek değil, aynen KKTC hükümetlerinin Kıbrıs olmadığı gibi.
Daha 1960’lardan beridir, Türkiye hükümetleri ve hatta hükümetten öte başka diğer güç merkezleri ile süren ilişkiler yönetiminde her nedense ipler bir bir Türkiye kurumlarının eline geçti.
Bugünlerde konuşulanları duyanlar, hiç ama hiç Kıbrıslıtürkler’ in bu adadaki 1878den beri tek başlarına verdikleri mücadeleleri duyamazlar, göremezler.
TÜRKİYE İLE İYİ GEÇİNMEK
Bir de Türkiye’deki siyasi iktidarlar ile iyi geçinmenin Türkiye halkı ile iyi geçinme ölçeği ve değerlendirilmesi gibi yanlış bir de değerlendirme var. Hâlbuki son 60 yılda hiçbir Türkiye iktidarı seçmenin %49dan fazla oyu ile seçilmiş değil.(1954 DP %57, 1961 CHP %36,1969 AP %46, 1977 CHP %41,1987 ANAP %36,2002 AKP %34, 2015 AKP %49).
Seçimler ile yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise 2014 de %51.78, 2018 de 52.38 ile seçilebildi.
Türkiye’de oy kullanan 60 Milyon seçmenin 29 milyonundan fazlası oyları ile muhalefet yapabilirken Türkiye’deki iktidarlara, KKTC deki siyasi parti liderliklerinde niye bu tutukluk anlaması çok zor. Öyle komplo teorileri ile uğraşacak zaman yok ama belli ki üstlerinde gözle görünmeyen bir ilişki ağırlığı var.
ANKARA MUHAFELETİ SEVMİYOR MU?
Ankara’ya ziyarete çağrılan partilerin KKTC deki son CB seçimlerinde toplam oyu % 43 civarında, gidenler de gitmeyen de dâhil ve toplamda ciddi bir de oy kaybetme meyillindeler.
Aynen Ankara daveti dışında kalanlar gibi, davete nail olanlar da son dirhemine kadar yararlanmaya çalışıyorlar bu durumdan. Türkiye ile iyi geçinenler ve geçinmeyenler diye kendilerine avantaj kovalıyorlar. Hâlbuki Türkiye dedikleri günün iktidarı ve Türkiyeli seçmenin en az yarısı oradaki iktidara oy vermiyor.
Buraya kadar bu yazının amacı ne?
KKTC ve TC insanlarını yapay senaryolar ile yalan dolan ile ucuz popülizm ile karşı karşıya getirmenin, hatta bu ayrışımlarda bayraktarlık yapıp Kıbrıslıtürk’leri bir değer ve halk olarak yıpratmaya çalışmanın bir oy avından öte olmadığı gibi, Türkiye iktidarlarına da yaranmaya çalışmanın hiç de farklı olmadığını sorgulamak.
Yani, bırakın bu işleri… Gerek Kıbrıs’ta gerek Türkiye’de. İnsanların ve ülkelerinizin temel sorunları ile cesaretle ilgilenin.
İYİ TL KÖTÜ TL
Seçimde müdahaleyi görenler, değer kaybettiği zaman da TL yi görürler. Seçim yoksa müdahale konusu yok, TL süratle düşmezse TL konusu yok.
On yıllardır, Kıbrıslıtürkler’ in üretimleri, kazanımları, birikimleri TL’nin kronik değer kayıpları ile büyük zarara uğramaktadır.
Aynen siyasetteki müdahaleleri eleştirenlere olduğu gibi Türk Lirası kullanımının Kıbrıslıtürklere verdiği zararları sorgulayanlara ve bu zararın kimin hanesine kar olarak yazıldığını sorgulayanlara da hiddet ve ötekileştirmeye caiz görülüyor.
Her nedense Türkiye hükümetleri ile iyi geçinebildiklerini iddia edenler, ne siyasi irade, ne de ekonomi konusunda bu becerilerini kullanıp giderek küstahlaşan bu ilişkideki sorunları aşamıyorlar.
Tabular yıkılırsa, Türkiye Hükümet destekçilerinin aslında manipülasyon rejisörleri oldukları ve Türkiye ve Kıbrıs’a zarar vermekte oldukları bir bir açığa çıkacak.
Türk Lirası kullanımı bugün hala kaçınılmaz bir olgu değildir. Muhtelif alternatifler kesinlikle var. Kaldı ki Türk Lirası kullanımında bile, değer kayıplarına karşı rasyonel tedbirler de var.
Kendilerini Türkiye dostu ilan edenler aslında Türkiye seçmeninin çoğunun oy vermediği bir siyasi ve egemen yapı ile işbirlikçilerinden öte değiller.
Ne yazık ki hem Türkiye’ de hem Kıbrıs’ta bu konu ne cesaretle irdeleniyor ne de bu giderek seviyesizliği artan karşılıklı çatışma ortamını iyileştirmek için gayret gösteriliyor.
Her iki ülkenin de farklı partileri, sivil toplum örgütleri, meslek grupları, seçilmiş ve atanmışları bir şekilde biraya gelip bu karalama, hakaret ve ötekileştirmeye karşı çareler üretmeyi bile düşünmüyorlar.
Türkiye’nin KKTC deki siyasete müdahalesi sadece seçim önceleri adayların Ankara’ya çağrıldıkları zaman değil, sürekli fark edilip giderilmeye çalışılmalı.
TL kullanımının etkileri, sadece TL’nin acayip değer kaybettiği zamanlarda değil, sürekli gündeme getirilerek çareler üretilmeli.
Bakalım, CB seçimlerimize müdahale olarak algılanan girişimler ve TL’nin değer kaybı bizi artık bu sorunlara kalıcı çözüm isteğine yönlendirebilecek mi?





Bu haber 2236 defa okunmuştur

:

:

:

: