Güç ve el birliği şart!

“KKTC Başbakanı Sn. Ersin Tatar ve Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ile birlikte Kıbrıs Su Boru Hattı arıza giderme çalışmalarını yerinde inceledik.
“KKTC Başbakanı Sn. Ersin Tatar ve Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ile birlikte Kıbrıs Su Boru Hattı arıza giderme çalışmalarını yerinde inceledik. İnşallah 25 Eylül'den itibaren Anadolu'dan KKTC'ye yeniden su vermeye başlayacağız.” İfadeleri Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a aittir. KKTC ile ilgili her tür sorunda adamıza güç veren Anavatanımızdır. Sayın Tatar ile Sayın Oktay’ın Akdeniz’de tamirat çalışmalarının yapıldığı gemide su konusunu yüz yüze istişare etmeleri Türkiye’nin, Kıbrıslı Türklere verdigi destek ile her kesime ve her zaman sağladığı mali yardım, son derece önem arzetmektedir. Nitekim Sayın Fuat Oktay twiter sosyal medya hesabından yaptığı bir diğer paylaşım ile de “Hangi şart altında olursa olsun Türkiye Kıbrıs Türküyle, KKTC ile birliktedir, beraberdir. Bir ve beraber olduğunda da güç kazanır.” demiştir. Ülkemizdeki genel kanaat Türkiye ile çok iyi ilişkiler içerisinde olan ve toplum faydasına çalışmalar yürüten Sayın Başbakan Ersin Tatar‘ın 11 Ekimde yapılacak seçimde KKTC Cumhurbaşkanı olarak seçilmesidir. KKTC geçmiş dönem hükümetleri zamanında yaşanan gerek Anamur’dan gelecek su projesine itirazlar, kamu görevlilerinin maaşların taksitle ödeneceğine ilişkin teşebbüsler, ve nice kararları unutulmamıştır. Böylesine zor bir zamanda Türkiye bize balık yemeyi değil tutmayı öğretsin deyişileri de bir başka acizliktir ki başkalarının yardımına muhtaç olmadan kendi işilerini kendileri halledebilsin anlamındadır. O zaman sormazlar mı bunca sene iktdarı ellerinde tuttular ve niye öğrenmediler.? Sanki Ada ekonomisinin denizinde balık bolluğu varda! tutacaklarmış ,öğreneceklermiş, ayakları üzerinde duracaklarmış gibi konuşmalar ile bu siyaset yürümediği gibi halkın geçim sıkıntısına çözüm değildir. Her halükarda Türkiye’nin yardımı olmadan, ne pandemi döneminin, yaraları ne de, ekonominin çarkları döner. Dolayısı ile vatandaşlık görevi için sandığa gidilmeli hem Cumhurbaşkanı için hem de Anayasa değişikliği için halkımız oy kullanmalıdır. Cumhurbaşkanı adayı olarak çok fazla aday olması demokrasinin zenginliği olabilir ancak ülke halkının refahı söz konusu ise samimi, içten ve içinde riya olmayan TC-KKTC münasebetlerinin önemi yadsınamaz olandır. Ülkemiz pandemi nedeni ile çok zor günleri bütün dünyada olduğu gibi geçiriyor. Önceleri hepten bir kapanış bizleri cam bir fanus içinde gözlesede sonradan yeni normalleşme ile açılım bu günkü vakaların artışına vesile olmuştur. Açılım istedik ancak kurallara uyulmadığı bir dönem yaşadık. Maske mesafe ve hijyen gibi yapması çok kolay korunma yollarından kaçınıldı. Bu gün ise yerel vakaların her geçen gün arttığı bir süreci yaşıyoruz. Bu süreçte muhalefet siyasileri ne yapılması gerektiğinden daha ziyade demagoji ile tesbit edilen karantina mekanlarının eksikliklerinin ajitasyonunu yapıyorlar. Halbuki ev karantinasında da kalınabilinir bir halde tedbirler koruyucu olabilirdi. Uzun bir zaman daha bu virüsle yaşamak zorundayız ve her tedbir kişinin kendinden başlamalıdır. 4 Eylül günü YDP heyetinin YSK müracaatı ve hemen sonrası Başkanının verdiği beyanat ile 10 gün seçim propaganda sürecini durduracaklarına ilişkin söylemi ve hemen ertesinde parti yetkililerinin Corona testlerinin pozitif çıkması da büyük bir rastlantı olmuştur. KKTC Milletvekili Bertan Zaroğlu dahil bütün hastalarımızın sıhhatlerinin de takibindeyiz. Türkiye’nin ambulans uçaklar ile hasta sevkini Anavatandaki hastanelere gerçekleştirmesi de ayrı bir teşekkür konusudur. Önerimdir; etkin sosyal medya kullanıcıları yapıcı öneri ve sloganları ile salgından korunma yönünde devamlı bir çağrı halinde olsunlar. Ülke olarak el birliği ile çok zor bir süreçte bu hastalık dönemini atlatalım.Biliyorsunuz ki! “Hastalığa tutulmamak hasta olup da iyileşmekten daha iyidir.” Sözü boşuna söylenmemiştir...

Bu haber 3432 defa okunmuştur

:

:

:

: