Misafir

Evlendikten sonra asla aynı dili konuşmadığım, aynı kültürü paylaşmadığım, özürlerimizin, teşekkürlerimizin bile çok farklı olduğu insanlarla tanıştım. Onca yıl tanıştığım herkesi bir şekilde hayatıma kabul etmiştim. O zamanlar 6+2 odalı villa kadar genişti hayatım...
Evlendikten sonra asla aynı dili konuşmadığım, aynı kültürü paylaşmadığım, özürlerimizin, teşekkürlerimizin bile çok farklı olduğu insanlarla tanıştım. Onca yıl tanıştığım herkesi bir şekilde hayatıma kabul etmiştim. O zamanlar 6+2 odalı villa kadar genişti hayatım...

Bu tam tamına 7 yıl 1 aydır böyle devam ediyordu. Bugün, her satırında kalemine sağlık dediğim İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” kitabını sesli dinliyordum. İlber hocanın cevap verirken, aslında insanı kendini sorgulamaya iten cümleleriyle savruldum. Kulağımdaki o tok ses beni çok uzaklara götürdü. Bir yerlerde bir süre, kulağımdaki sesten uzaklaşarak düşündüm, düşündüm...

Anlamadığım, anlaşılmadığım, anlatmaya çalışıp yorulduğum, sebepli iyi olduğum, sebepsiz kötü olduğum, ama günün sonunda çabalayanın en çok ben olduğu bir ilişkiler girdabının geçmişinde buldum kendimi.

O girdapta yaşadıklarıma şöyle bir uzaktan baktım. Alışkanlık bu her tanıştığımı iyi bilip buyur etmiş. Hoşgeldiniz, siz şöyle geçin. Aa lütfen siz de ayakta kalmayın, yerim çok. Çekinmeyin Rahat rahattt takılın hayatımda demişim. Çünkü ben böyle görmüş. Kapıyı çalana derdini sormamış, karnını doyurmuş. Suyunu ısıtmış. ÖYatağını hazırlamışım. Kapıya gelene konfor sonsuz, diyorum ya ben böyle öğrenmişim.

Fakat tanımadan buyur ettiğin onca insan, hikayeni yazan kitapta bir yaprakmış. Ve ben bunca yıl sonra bugün anladım ki, her yaprak her defterde bir sahife olamazmış...
Bu haber 567 defa okunmuştur

:

:

:

: