Türkiye on yıllardır süren uykusundan uyanmıştır

Yazımın başlığı, TC Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu açılış konuşmasından aldığım bir cümle.
Yazımın başlığı, TC Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu açılış konuşmasından aldığım bir cümle.
Aslında tamamı bu :
Artık Türkiye on yıllardır süren uykusundan uyanmış ayağa kalkıp aydınlık geleceğe doğru yürümeye başlamıştır.
1960 ‘lı yıllardı. Ortaklık Cumhuriyeti yeni oluşmuş. İki halk Türk ve Rum Halkı bu Cumhuriyetin siyasi eşiti idi.
Ortaklık bir nevi fonksiyonel Federasyon.
Yani iki ayrı halkın sınırları ayrı olmayan bir Federasyon.
Bazı kesimler buna üniter de derler.
Megalo İdea ve ENOSİS uğruna 3 yıl ömür sürdü. Üç yıl dolmadan Cumhuriyetin Türk olan ortakları ENOSİS’e engel oldukları için soy kırıma tabii tutuldular.
Eylemlerinde başarısız oldular. TMT ‘nin granit kayasına tosladılar.
Orta üçüncü sınıfında idim. Okullar Rum tarafında kaldığı için eğitime bir süre ara verilmişti.
Fazla öğrenci nedeni ile Orta bir ve ikinci sınıflara ek barakalar yapılarak eğitim oralarda verilmeye başlandı.
63 olaylarından sonra, bahsettiğim barakalar sökülerek, Türk semtine getirildi. İlkokul bahçesine monte edilerek eğitime orada devam edildi.
Yıl 1966, eğitimle birlikte mücahitlik yılları da başladı.
Rumların saldırıları her yerde Türklere karşı tüm şiddeti ile devam etmekteydi.
Kentler, köyler basılıyor. Türkler öldürülüyor. Gettolarda insanlık dışı yaşama mecbur ediliyor. Kıbrıs Türk Halkının ve ortağı olduğu Kıbrıs’ın garantörü olan Anavatan bir türlü gelmiyordu.
Bu yıllar, Kıbrıs Türk Halkının kahırlı yıllarıdır.
Anavatanının neye gelip kurtarmadığını, birbirlerine sorguladıkları ve cevap alamadıkları yıllardı.
Lise yılları bitti. Bir yıl da ekstradan mücahitlik yaparak, ver elini yüksek öğrenim.
Ankara Hukuk Mektebine kapağı attım.
Gittiğim yıl, öğrenci hareketlerinin ateşli yılları idi.
Yüksek öğrenim gençliği, yollarda avaz avaz bağırıyordu.
“Bağımsız Türkiye “ diye.
Kemal Sunal’ın bir filmi var.
“Dağdan indik şehre “ diye.
Bizimkisi de onu aratmayacak türden.
Allah, Allah, Türkiye bağımsız değil mi diye kendi kendime sürekli sorar oldum.
Bir türlü cesaret edip bu soruyu birisine sormaktan çekindim.
Okulun konferans salonunda, büyük bir konferans düzenlenmişti.
Konu, Türkiye nasıl bağımsızlaşır.
Daha çok ilgimi çekti.
Salona gitmeye karar verdim.
Konu ile ilgili birçok kitap da satışa çıkarılmıştı.
O zaman, Doçent olan Türkkaya Ataöv’ün konu ile ilgili belgelere dayanan yapıtları vardı.
Aldım salona girdim.
Konuşmacılar Türkiye’nin o zamanki değerleri idi.
Kitapları okudum. ABD ve Nato ile yapılan ve Türkiye’yi bağımlılaştıran ikili anlaşmalarla, Türkiye’nin hem savunma sanayiinin ve ekonomik kalkınmasının nasıl dizginlendiğini. Yazar belgelere dayanarak bir bir anlattı, izah etti.
Türkiye’nin savunma sanayinde bel kemiği olan Makine Kimya Kurumunun. Silah sanayiinden tarımsal araç gereç yapılan tesise çevrildiğini.
Uçak fabrikasının, hibe adı altında nasıl kapatıldığını.
Nato şemsiyesi adı altında batılıların bölgede ve dünyada çıkarlarını koruyan. Kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman, baskı ve tehdit gören bir Türkiye.
En önemlisi “Küçük Amerika “ hayalleri ile Ankara’da her bakanlığa bir Amerikan uzmanının tam yetkili olarak bulunmasına izin verilmesi.
Türkiye’yi, Küçük Amerika değil ama Amerika’nın bir vilayeti haline getirmedi mi ?
Bunları okuyunca, Mücahitlik yıllarında sorduğum sorunun cevabını almış oldum. Türkiye’nin ne için müdahale edemediğini de acı bir gerçek olarak öğrendim.
Türkiye’nin gözlerinin uykudan açılışı. 1963 Kıbrıs olayları ve hemen ardından İnönü’ye Jhonson tarafından yazılan mektubun Türk kamuoyuna açıklanması ile başladı.
Bu, 1973 ‘teki haşhaş ekimi ile fiiliyata girdi.
Ardından en büyük müttefikten Türkiye’ye silah ambargosu geldi.
Ardından 20 Temmuz 1974. Barış Harekatı.
Gözler açılıyor. Fakat birilerinin işine gelmiyordu.
Açılan gözlere, 12 Eylül 1980 ‘ de Amerikan darbesi yapıldı.
Amerikan Başkanı “ bizim çocuklar bu işi başardı “ diyerek havaya viski kadehi kaldırmadı mı?
Bir defa gözler açılmaya görsün. Onları kapatmak mümkün mü ?
15 Temmuz 2016 ‘da başka bir Amerikan patentli darbe girişimi oldu.
Türkiye bu hareketle sarsılarak uyandı.
Batıyı da, dostlarını da, müttefiklerini de anladı ve kendi benliğine döndü.
Bunu bölgede ve dünyanın birçok yerinde fiili olarak görüyor ve yaşıyoruz.
Mavi Vatan bunların en belirginleridir.
Uyanış savunma sanayiinden başladı. Dışarıda güçlü olan bir ülke veya devlet. İçteki sorunları, ne zaman olursa olsun zaman içinde halledebilir.
Bağımsızlık elden giderse. Ortada devlet kalmaz.
Gerçekten Türkiye uykudan uyanmış ve bağımsızlığına sahip çıkmıştır. Sahip çıkmağa da devam edecektir.
Türkiye’yi, bu uykudan uyandıran ve /veya uyandıranlara selam olsun.

Bu haber 1400 defa okunmuştur

:

:

:

: