İslama balans ayarı mı

Avrupa ve bilhassa Fransız yöneticilerinden başlayan İslam dinine karşı baskıcı ve olumsuz tavır ve davranışlar karşısında İslam aleminde oluşan tepkiler ayni oranda gelişip büyümektedir.
Avrupa ve bilhassa Fransız yöneticilerinden başlayan
İslam dinine karşı baskıcı ve olumsuz tavır ve davranışlar karşısında İslam aleminde oluşan tepkiler ayni oranda gelişip büyümektedir.
İnsan hak ve özgürlükleri açısından. Dünyada Fransa başı çeker bir ülke olarak, siyasal tarihteki yerini almış olmasına rağmen.
Bu öncü statüsünden, zamanla temel hak ve özgürlükler konusunda fire vermekte. Bu konuda itibarı zedelenmektedir.
Fransa’da zaman zaman İslam karşıtlığı nüksettirilir. İşlerin iyi gitmemesi durumunda, gündemi değiştirerek. Zevahiri kurtarma operasyonu ile karşımıza çıkmaktadır.
Son olaylar bunun göstergesidir.
Şimdilerde, Fransa’da bunun başını çeken Fransız Cumhurbaşkanı Macron Efendi.
Seçimine bir yıl kaldı, göstergeler sandıkta kalacağı yönünde. Oylarını artırmanın yolunu bulmak gerek.
Aradı taradı, sonunda buldu.
Yabancı düşmanlığı ve ona paralel İslam düşmanlığı.
Fransa, BM GK daimi üyelerinden. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul eden ülkelerden biri.
Fakat, diğer bazı ülkeler gibi bunları iş ola kabul edip. Dışarıya demokratik bir yapıya sahip oldukları süsünü vererek. Esas duruşlarına kamufle oluşturmaktan öteye gitmeyen sahte bir davranış biçiminde, yanıltıcı davranışlarda olsa gerek.
Tarih boyunca, Avrupa’yı oluşturan ülkelerin politikaları. İslama karşı hep ayni olmuştur.
Yıllarca ayni duruş sergilenmiştir.
Adamlar, dünyada İslama karşı büyük bir düşmanlık ve nefret içerisindeler.
Bunun en güzel örnekleri. Haçlı Seferleri değil midir ?
Haçlı, Hristiyan dini ile eş anlamlı kullanılan bir kelime.
Dünyada saf Hristiyanlık. Avrupa’da kaldı.
Devede kulak misali, çok az sayıda Müslüman Avrupa’da bulunsa bile. Onların da gelişmesin, çoğalmasın diye aldıkları tedbirlere uymaları koşulu ile yaşamalarına izin verilmektedir.
Yeni ibadet yeri açılması çok sıkı denetime tabi. Cami yapılsa bile. Minare kesinlikle yasak.
Olanların da tamirine izin verilmiyor, yıkılana kadar ayakta kalıyorlar.
Oluşturulan birlik de tamamen Hristiyan iskeletine oturtulmuştur.
Türkiye’nin birliğe alınmamasının belli başlı nedenlerden biri de budur.
Türkiye İslam’ı benimsemiş bir ülke.
82 milyon nüfusu var.
Alınırsa, İskeletin genetiği olan saf Hristiyanlığa halel getirilmez mi?
Türkiye’yi ne Doğu Akdeniz. Ne de Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak birliğe almıyorlar.
Almamalarının nedeni. Hristiyan olmaması.
AB’ Türkiye’yi, ancak Hristiyanlaşması sonucu alabilir.
Mevcut gerekçeleri, sudan bahaneler.
Çok az sayıdaki Müslüman toplulukların varlıklarına tahammül etmeyip, içlerine sindiremeyenler. Koskoca bir islam ülkesi olan Türkiye’yi mi alacaklar ?
Bunu açıkça deme dürüstlüğünü gösteremiyorlar.
Rahmetli Erbakan Hoca ile yaptığım mülakatlarda, şunu söylerdi.
“ Evladım, AB bizi almaz. AB bir Hristiyan kulübü. Hristiyan kulübüne Müslümanları katiyetle almazlar.”
Fransa’da, Hz. Muhammet’e hakaret içeren karikatürlerin. Devlet dairelerine asılması da bunu göstermiyor mu ?
Başta, Fransa’da tekerrür ettirilen İslam karşıtlığı karşısında. İslam ülkelerinde oluşan tepkileri haksız olarak nitelendirmek mümkün mü?
Macron’un başını çektiği İslam karşıtlığı hareketinin. Dünyayı, ciddi şekilde kutuplaştıracağı endişesi, her taraftan yükselmektedir.
Dünyada, Din, Vicdan ve Düşünce özgürlüğü temel insan haklarından olup. Bunları ortadan kaldırmak mümkün değildir.
Sözleşmeleri kabul eden ülkeler. Bu hakların kullanılması için gerekli tedbirleri almak zorundalar.
Bu zorunluluk. İmzaladıkları İnsan haklarından gelmektedir.
Buna, Fransa da dahil.
Hiçbir sözleşmede. Hiçbir dinin, balans ayarına tabii olacağı yazılmamıştır.
Yazılması da mümkün değildir.
Buna tevessül edecek hiç kimsenin haddine değil. Macron dahi olsa.
Aksi, savaş nedenidir.
Sonra.
Yalçın Cemal, demedi demeyin.

Bu haber 2584 defa okunmuştur

:

:

:

: