Kovit-19 salgınına karşı aşı hikayesi

20 Ocak 2020 Pazartesi... Bu tarih belki de bir kilometre taşı olacak...
20 Ocak 2020 Pazartesi... Bu tarih belki de bir kilometre taşı olacak... Dünyayı kasıp kavuran SARS-CoV-2 virüsü salgınına karşı aşının tarihi yazılırken... Aşı tarihinde ayrıca 1823’den beri yayınlanan uluslararası saygın haftalık tıp dergisi ‘The Lancet’in adı da yer alacak sanırım... Bunlari Prof. Dr. Uğur Şahin’in ‘Business Insider’ isimli uluslararası dergideki söyleşisinden anlıyorum...
* * * *
Derginin 20 Ekim 2020 günkü Almanca baskısındaki yazıda ‘Wuhan’daki virüsü duyunca aklınızdan ilk geçen ne oldu’ diye soruyor gazeteci... Cevabı şöyle oluyor... ‘24 Ocak 2020'de 'The Lancet' dergisinde yeni virüsle ilgili bir makale okumuştum. Bu salgının Çin ile sınırlı kalmayacağı, küresel bir salgın haline gelebileceğini düşündüm. Bu an, hemen bir aşı geliştirmeye başlamak ve onu küresel olarak erişilebilir kılmak çok önemliydi...’
* * * *
O an tam bir bilimadamı gibi davranan 55 yaşındaki Prof. Dr. Uğur Şahin dünya çapında tanınan bir bilimadamı... Dünyayı kurtarmasına kesin gözüyle bakılan ilk aşı adayını geliştiren Almanya’nın Mainz kentindeki BionTech firmasının kurucularından... Hep onun adı önde olsa da eşiDoç. Dr. Özlem Türeci de değerli bir bilim insanı... Medyada bu çok az yer alıyor... Halbuki birlikte yıllardır kişiye özel kanser aşısı üzerinde çalışıyorlar... BionTech 2008’de kurulan bir biyoteknoloji firması... Almanya’nın Mainz kentindeki firmada yaklaşık bin kişi çalışıyor... Prof. Dr. Şahin firmanın yüzü, yani CEO’su... Ama firmada ‘Chief Medical Officer’ görevini, yani çalışmaları yönlendiren eşi 53 yaşındaki Doç. Dr. Türeci...
* * * *
BionTech’in kurulması 70 yaşındaki Alman milyarder ikizler Andreas und Thomas Strüngmann sayesinde gerçekleşmiş... 2008’de BionTechfirmasının kurulması için 180 milyon dolar vermişler sermaye olarak... O tarihten beri karşılık beklemeden sürekli desteklemişler... Bu arada hiç getiri almamışlar. Almanya’da jenerik ilaç üreten Hexal firmasının eski sahibi olan ikiz kardeşler, geleceğin BionTech gibi biyoteknoloji firmalarında olduğuna kanaat getirmişler... Bu işin uzun soluklu olduğunu da savunmuşlar... Prof. Dr. Şahin ve eşi Doç. Dr. Türeci kurdukları ekip ile bu sayede yıllardır kanser aşısı üzerinde çalışabilmişler...
* * * *
Aşıda önde giden diğer bir Alman biyoteknoloji firması CureVac’ın hikayesi de benzer... Tübingen Üniversitesi’nden iki profesörün 2000’de kurduğu firmanın sermayesi için Alman milyarder Dietmar Hopp 80 milyon Euro vermiş... Yıllardır da karşılıksız destekliyor.. 500 civarında araştırmacı çalışıyor... Hopp, Başkan Trump’ın firma için bir milyar dolarlık teklifini elinin tersiyle geri çevirdi. Sanırım Türkiye’ye de artık et lokantalarına, gastronomiye yatırım yapan büyük çaptaki sermaye sahiplerinin hikayesi değil, böyle hikayeler lazım...
* * * *
Türkiye’de henüz biyoteknolojik ilaç üretilemiyor sanırım... Türkiye’de biyoteknolojik ilaçların pazar payı şimdi 3,5-4 milyar lira civarında... Bu pay hem dünyada hem de Türkiye’de giderek artıyor... İlaç, aşı, temiz su, gıda, enerji, big data, yüksek teknoloji gibi alanlar bir ülke için en stratejik unsurlar... Bu alanlarda kendi kendine yeterli olmak veya başa güreşenler arasında olmak artık kaçınılmaz oldu dünyada...
* * * *
Türkiye ise maalesef ‘Açıklanan vaka sayılarının doğru olmadığı’ iddialarıyla veya ‘açıklanan sayıları toplamak, bölmek, çarpmak, mana çıkarmaya çalışmaktan ileri gitmeyen’ masabaşı gazete haberleriyle patinaj yapıyor... Bilim dünyanın her yerinde aynı... Örneğin‘Biyoteknoloji, aşı, ilaç konusunda Türkiye’deki bilimadamları niye ön saflarda koşmuyorlar veya koşamıyorlar’ , ‘Büyük sermaye sahipleri böyle çalışmaları niye sahiplenmiyor’ sorularına cevap aramak gerek fazla gecikmeden...

Bu haber 1503 defa okunmuştur

:

:

:

: