Geleceğin dünyasında medikal ‘biyoteknoloji’

Bugün çocuk yaşta olanlar, bundan 40-50 yıl sonra 2020’li yılları kim bilir nasıl anlatacaklardır o dönemin çocuklarına...
Bugün çocuk yaşta olanlar, bundan 40-50 yıl sonra 2020’li yılları kim bilir nasıl anlatacaklardır o dönemin çocuklarına... İnsanların maskeyledolaştıkları, sokağa çıkma yasaklarının olduğu bir dönem hafızalardan silinmeyecek kesinlikle... Bu salgını ‘ışık hızı’ bir çalışmayla sona erdirmeye çalışan bilim insanları da unutulmayacak... Bilim tarihinde yerlerini alacaklar... Bunlar arasında ilk sırada gelenler Prof. Dr. Uğur Şahin ile eşi Doç. Dr. Özlem Türeci olacak sanırım...
* * * *
Almanya’nın Mainz kentinde kurucuları arasında oldukları biyoteknoloji firması BionTech ile Sars-Cov-19 virüsüne karşı aşı yarışında ipi ilk göğüsleyenler ekibiyle birlikte onlar oldu... Prof. Dr. Uğur Şahin ile eşi hakkında haklı olarak dünya medyasında övgü dolu geniş haberler yayınlanıyor. Tercümeleri de Türkçe medyada yer alıyor... Yarışta en önde giden 10’a yakın diğer biyoteknoloji firmaları da bitiş çizgisini er veya geç geçecek mutlaka... Birden fazla aşı ile insanlık bu dehşet veren salgından bir süre sonra kurtulacak...
* * * *
Dünyada artık aşı / ilaç / gıda / temiz su / enerji / bigdata / yüksek teknoloji gibi alanlar bir ülke için hayati öneme haizdir... Geleceği görmek için olağanüstü güçlere sahip olmaya gerek yok... Bu alanlarda başa güreşmek şart... Özdemir Bayraktar ve oğullarının yüksek teknoloji alanında‘insansız hava araçları’yla açtığı çığır bunun en güzel örneği... Salgın da aşı ve ilaç konusunu ön plana çıkardı bir anda... Bugün artık aralarında kanser, alzheimer, kalp hastalıkları, diyabet gibi çok sayıda hastalığın tedavisi için geliştirilen yeni ilaçların büyük bir kısmı biyoteknolojik ilaçlar... Sars-Cov-19 virüsüne karşı aşıyı geliştiren BionTech de bir biyoteknoloji firması... Geliştirdikleri aşı da alışılandan farklı... Genetik bazlı bir aşı... Hemen ardından gelen Alman Curevac da, Amerikan Moderna ve diğerleri de öyle...
* * * *
Biyoteknolojik ilaçlar/aşılar canlı organizmalar ile üretiliyor... Geliştirmek için ileri teknoloji gerektiriyor... Sentez kimyasıyla üretilen klasik ilaçlara göre farklı... Türkiye’de de biyoteknoloji hızla geliştirilmesi gereken bir alan... Dünyada en çok satılan 100 ilacın 48’i artık biyoteknolojik ilaçlar... Bu ilaçların pazar büyüklüğü dünyada 220 milyar doları buluyor. 2030’da biyoteknolojik ilaçların payının yüzde 80’i bulacağı tahmin ediliyor şimdiden...
* * * *
Türkiye’nin en büyük ilaç üreticilerinden biri Koçak Farma’nın sahibi Ender Koçak, Sanayici dergisinin Eylül sayısında şöyle diyor... ‘Biyoteknolojik ilaçların tedavideki ağırlığının artışıyla birlikte ithalata dayalı bir biyoteknolojik ilaç tedarik modeli Türkiye için sürdürülebilir gözükmemektedir’... Çünkü Türkiye’de ilaç pazarı 31 milyar lira civarında... Biyoteknolojik ilaçların payı şimdiden 5,1 milyar lira, biyobenzerler de 300 milyon lira civarında...Çünkü Türkiye’de ilaç pazarı 31 milyar lira civarında... Biyoteknolojik ilaçların payı şimdiden 5,1 milyar lira, biyobenzerler de 300 milyon lira civarında..
* * * *
Araştırdım... Türkiye’de biyoteknoloji araştırmalarını TÜBİTAK ve DPT tarafından desteklenen üniversiteler yapmakta... Bunun yetersiz kaldığı görünüyor... Batıda bu araştırmalar genelde fonlar, geleceği gören sermayerdarlar tarafından desteklenen özel biyoteknolojik firmalarda yapılmakta... Örnek pek çok...BionTech de özel bir biyoteknolojik firma... Türkiye’de de bilim insanları bence artık üniversite duvarlarını aşmalı...
* * * *
BionTech firmasında ‘Chief Medical Officer’ yani araştırmaları yürüten Doç. Dr. Özlem Türeci, Alman Bilim ve Araştırma Bakanlığı’nın 2011 Bilim Yılı dolayısıyla yayınladığı dergideki yazısında şöyle yazıyor... ‘Bilim insanlara ulaşmalı... Hastanın yatağına, hastaya kadar gelmeli... Kendi fildişi kulelerinde kalmamalı... Bunun için tüm kapıların açılmasını, araştırmacıların sınırları aşmasını arzu ediyorum’ diyor...Türkiye’deki bilim insanlarına biyoteknoloji alanında büyük görev düşüyor... Gelecek bunu gösteriyor...

Bu haber 1071 defa okunmuştur

:

:

:

: