Hayvan Severlerden Farfara Kitabı İçin Sezgin Kaymaz’a Teşekkür

Farfara kitabının yazarı Sezgin Kaymaz gerçek bir hayvan sever. Yazar ve eşi Hülya Kaymaz, dört köpek, 8 kediye sahip.
Farfara kitabının yazarı Sezgin Kaymaz gerçek bir hayvan sever. Yazar ve eşi Hülya Kaymaz, dört köpek, 8 kediye sahip. Onlara sadece evlerinde değil kalplerinde de yer veriyor. Aslında evin sahibi Ayşegül, Osman, Betül, Şebnem isimli dört köpek ve Seyidali, Hakan, Ayşe, Sevinç, Damla ve Hande isimli sekiz kedi. Kaymaz çifti bu eve seve isteye sığınmış durumda.
“Farfara”, Sezgin Kaymaz’ın APRİL Yayıncılık tarafından Ocak 2017’de basılan kitabı. Nazlı Berivan AK’ın editörlüğünü yaptığı eserin başarılı kapak tasarımı Eralp Güven’e ait. Sayfa sayısı 409.
Kitabın başında okuyucuyu esprili bir dille yazılmış özgeçmiş kucaklıyor.
Yazar yer yer dil oyunlarına yer veriyor. Sevinç Kuşları’nda kullandığı 2-3 sayfalık tek cümle örneğinde olduğu gibi bu kitapta da uzun cümlelere rastlanıyor.
Yazar köpekleri konuşturuyor, duygularına yer veriyor ve bunu hikâyenin içine ustalıkla yediriyor! Her şey Şirin isimli köpeğin doğumda hayatını kaybeden arkadaşı Lucky’nin yavrularını evlat edinmesi ile başlıyor. Yavru köpeklerden biri annesiyle benzerliğiyle dikkat çekiyor ve doğal olarak aynı isme sahip.
Köpekler konuşur mu? Bu kitapta konuşuyorlar. Duyguları ve düşünceleri aynı bizim gibi. Evlat ediniyorlar, sahip çıkıyorlar, çocuklarının eğitimi için bazen sert davranıyorlar istemeden de olsa. Yeri geliyor insandan daha fazla insan oluyorlar. Doğumda ebelikten geçin, cerrahlık bile yapıyorlar dişlerinin sivri kenarıyla göbekbağına bir kesik atıp. Bu kitaptan köpeklerin kök hücre kaynağı plesantayı, daha kolay iyileşebilmek ve sütlerini arttırabilmek amacıyla yediklerini öğreniyor okuyucu.
Olay örgüsü Ankara’nın caddelerinde, sokaklarında Cinnah’ında, Batıkent’inde, Esat’ında, İvedik’inde, Bentderesi’nde kısacası her yerinde geçiyor. Kitaptaki karakterler günlük hayattan aşina olduğumuz insanlar. “Şaşırıp dişlerini bile fırçalamaya galkdı da Muradiye gucün yapıştı goluna ’Naabıyon Ender sen?’ didi. ‘Dişleriye hava gaçıracan. Zabaha gadar baaracan ondan sonra. Bırak.’ Evde tek diş fırçası varıdı.” (s, 333). Gerçekçi unsurlara rağmen “Geber Anne” de olduğu gibi fantastik ögeler taşıyor ve “Kün” isimli eserinde olduğu kadar yoğun rastlanmasa da felsefesi var kitabın.
Olayın geçtiği mahallenin sakinleri köpeğe öldü diyemeyen “Hani doğum yaptıydı da kanatlanıp gittiydi ya…” şeklinde anlatabilen yufka bir yüreğe sahipler (s. 219).
Çok küsen, çok barışan, sonra tekrar çok küsen, mama verilince kesin barışan Luki ya da diğer adlarıyla Madonna, Lucky, Beyaz veya Matahari evden niye kaçıyor? Haza beyefendi Tahsin Baydar ölüyor, sırrı Kasap Selim’e emanet ediyor. Sır da sır hani! Öyle kolay kolay dile getirilebilecek gibi değil. Kasap Selim bu sırrı evlat ve torun acısıyla hayattan ümidini kesmiş saray ağzıyla konuşan, her hareketi ölçülü Ankara hanımefendisi (haza hanımefendi) Mücella Baydar’a iletebilecek mi? Doktor Efraim’in bu iletide rolü ne? Uzun saçlı Tarkan pedigrees’li doberman ararken aşık olduğu Luki’sine kavuşabilecek mi? Kemalettin vuslata erecek mi? Buse ile beste yapabilecekler mi?
Güzel epigraflar yer alıyor kitapta; “Şu bir gerçek ki, köpekler ortalama olarak insanların ortalamasından çok daha insandırlar. Andy Rooney” (s. 245).
Sezgin Kaymaz’a insanlarla hayvanların dostluğunu anlattığı bu sürükleyici kitabı için kendi adıma, köpeğim ve kedilerim adına yürekten teşekkür ediyorum.

Bu haber 2156 defa okunmuştur

:

:

:

: