Sanal gerçeklik

Pandemi hayatımıza aniden, hem de hiç hazırlıklı değilken giriverdi. Pandeminin günlük hayatımıza etkisi nasıl oluyor? Toplumda nasıl bir dönüşüme yol açacak?

Pandemi hayatımıza aniden, hem de hiç hazırlıklı değilken giriverdi. Pandeminin günlük hayatımıza etkisi nasıl oluyor? Toplumda nasıl bir dönüşüme yol açacak? Gelecek kuşaklar bundan nasıl etkilenecek soruları toplumbilimcilerin gündeminde.
Geçmişte yaşanan veba salgınlarının yaşanılan günlerde ve sonrasında bazı değişikliklere yol açtığı biliniyor. Örneğin Manzoni’nin Nişanlılar’ında pandemi dönemi insanların yerlere sürünen uzun kıyafetleri bırakıp, etekleri sağa sola savrulmayacak ve mikropları evlere taşımayacak biçimde değiştiği ifade ediliyor. Jack London’un Kızıl Veba’ sında insanların eğitiminin geri dönülmez biçimde aksadığını ve sonraki nesillere bilgi aktaracak kimse kalmadığı için pek çok alanda ilkel çağlara dönüldüğünü okuyoruz. Pandemi çağımızda eğitimle ilgili daha az soruna yol açacak gibi görünüyor. Sanal eğitim bilgiyi almak isteyene daha çok öğrenme yolları açıyor. Sosyal hayatta ve iş hayatında aynı şekilde bir etkileşim söz konusu. Çocuklar yüz yüze arkadaşlık yerine ekranları başında oynadıkları oyunlarla sosyalleşmeye erişkinlerden çok daha çabuk adapte oldular. Üstelik pandemi dönemi sürecinde evde kalmalarına yardım eden bir unsur oldu bu yatkınlıkları. Pandeminin getirdiği önlemlerin günümüzdeki izdüşümleri sonucu Sanal Gerçeklik hayatımızın merkezine yerleşti.
İnternet ortamında türlü konserler, tiyatro oyunu filmler ve müzeler erişime açıldı. Bu şekilde karantinaya yardımcı olmaya çalışılırken kültür ve sanat alanında gelişmeler kaçınılmaz hale geldi. Pandemi sonrası sanat yapıtlarının sayısında patlama bekleniyor. Baskıların yaratıcılığı arttırdığı gerçeği de bu patlamada etken olacak. Bir arada olmanın, temasın sağlık açısından sakıncalı olduğu sürecin baskısıyla ortaya çıkacak sanatsal yapıtların içeriği, duygulanımları ne boyutta olacak? Bu yoksunluğun duyguların daha fazla dışa vurumu olarak dönmesi mümkün.
Sanal Gerçeklik teknoloji kullanılarak oluşturulan kurgular ile gerçek ve hayalin birleştirilmesidir. Eğitim, öğretim alanında yüksek kazanımlar sağlayacak bir yöntemdir. Sanal Gerçeklik hangi boyuta geçerse tehlike unsuru haline gelebilir ve onu durduracak mıyız? sorusu ise bu günlerde Black Mirror dizisi yazar ve yönetmenlerini düşündürüyor. Bu gerçekliğin uzun vadeli etkileri henüz ortaya konulmuş değil. Sonuçta bireyin ve insanlığın düştüğü çıkmazdan kurtulması ”Her” filminde olduğu gibi Yapay Zekalar’ın insafına kalabilir.
Nöroplastisite’nin (beynin çevresel değişikliklere ve hasarlanmaya karşı uyum geliştirme yetisi) çocuklarda ne boyutlarda olduğuna dair yeterince çalışma bulunmamaktadır. Üstelik toplumdaki her bireyin uyum yetisi de aynı olmayabilir. Sanal Gerçeklik içinde çok fazla yer aldığımızda bizi distopik bir ortama götürmesine yol açacak bu durum iki ayrı tehlikeyi beraberinde getiriyor.
Bunlardan ilki gerçek olmayan olayları bile gerçek olarak algılamak, ikincisi gerçek olan olayları ekrandan izlerken bir film izler havasında mekanik duyguların gelişmesi. Bu durum günümüz koşulları altında evrensel değerleri, tepkileri duyguları yapay bireyler oluşmasına ve bunun öğrenilmiş davranış biçimi olarak nesillere aktarılmasına yol açabilir.
Ne okuyacak, ne dinleyeceğiz, ne seyredecek ne alkışlayacağız başlığındaki haberler ise daha düşündürücü. Hem seçimlerimiz hem de beğenimizi yönlendirir nitelikte. Pandemi başladığında roman yazmakta olan bir yazarın ifadesi bize insanların düşünceleri hakkında bilgi veriyor. “Pandemi başladığında romanımı yazmakla meşguldüm, eve kapanma pratiğimde büyük bir değişiklik olmadı. Şimdi neredeyse korona yokmuş gibi yazıyorum. Yarın yokmuş gibi de olabilir tabii, bilemiyorum.”
Spekulatif Kurgu olup olmadığının araştırmasını yapma yetisinin iyice sınırlandığı bu günlerde medyanın önümüze koyduklarından öte kendi gerçeğimizi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.
Sunum kaynağının gerçek olmayanı gerçek bilgi gibi algılatması söz konusu olabilir. Erişkinler için olan bu tehlikenin yanında sanal ama çocuklarımız için çok gerçek kahramanlar da söz konusu.
Daha çok sorgulamalıyız.
Kendi kendimizle mutlu olmayı öğreniyoruz ancak gerçek ve sanalı ayırt etmek zorundayız.
Bu haber 2618 defa okunmuştur

:

:

:

: