Ya taraf ol ya bertaraf

KKTC sağlık açısından bir yaşam mücadelesi vermektedir. Yaşam mücadelesi içerisinde siyasi,sosyal ve ekonomik tedbirlerin eldeki imkanlara göre beraber yürütüldüğü zamandayız.

KKTC sağlık açısından bir yaşam mücadelesi vermektedir. Yaşam mücadelesi içerisinde siyasi,sosyal ve ekonomik tedbirlerin eldeki imkanlara göre beraber yürütüldüğü zamandayız. Diğer yandan Kıbrıs meselesi ile ilgili öngörüler, olası anlaşma modeli ile ilgili eleştiriler muhalefet parti başkanları HP ‘den Kudret Özersay ve CTP’den Tufan Erhürman tarafından yapılmaktadır. Hani derlerler ya 50 yılı aşkındır gelen geçen bütün söylemler ayni noktada tekrarlanan bir ezber misalidir. Gerçekler görmezden gelinerek Nasrettin Hoca’ nın göle yoğurt çalması misali ya tutarsa modu açık unutulmuş bir radyo gibidirler. Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın son demeci biz Kıbrıs Türklerini yeniden onurlandırmıştır. “Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkünün Kıbrıs ile alakalı yer almadığı hiç bir projenin yaşama şansı yoktur. Kıbrıs dahil tüm denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizi korumakta azimliyiz, kararlıyız ve çok şükür bunada muktediriz” diyen Sayın Hulusi Akar; taraftarları akıl ve mantık çerçevesinde konuya yaklaşmalarını ve iki devletli bir çözüm için çaba gösterileceğini kesin bir üslup ile açıklamıştır. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar açıklamaları ile Başbakan Ersan Saner ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun gündemlerindeki görüşlerinin de ayni doğrultuda olduğunu biliyoruz. Ülkemizde yeniden kısmi açılım uygulamaya girmiştir. Salgın döneminde alınması gereken önlemler vaka sayılarına göre güncellenmektedir. Muhalefetin yanlış algı yaratmada üstüne yok. İnsanımızı yaralı yerinden vurmakta sanki keskin nişancı olmuşlar. Anlaşılır olanı anlamadık diyerek popülizm yapıyorlar ve burda da hükümette iken gösteremedikleri başarıyı bu yönde örtmeye çalışıyorlar. Salgın insanların daha çok evde kalarak gözlenmeleri ile önlenebilir varsayımı ile bugünlere gelirken vakti de değerlendirip okumak imkanı içinde olduk. Yıllar yıllar öncesi uzun yolda yürümenin keyfi vardı, şimdilerde ise gençlerin Cafe ve Dereboyu gezmelerinin olmadığı vakitteyiz ve sosyal medyada sadece saatlerce sanal alemin bilgileri üzerinde gezebilmenin ehemmiyetindeyiz. Salgınlar hakkında ne diyor Nobel ödüllü Lederberg'in sözleri ile hatırlatma yaparsak, Lederberg, mikropların sonsuz sayıları, olağanüstü hızları ve mutasyona uğramaları nedeniyle insanlarla girdikleri yarışlarda çok daha fazla avantajları olduğunu söylerken İnsanoğlunun ise tek bir silahı var o da zekaları demişti. Okuduğumuz birçok makale de bilim insanları ilginç teorileri satırlarına taşımıştır. Koranavirüs için bir çok şehir efsanesi de okunur olmuştur. Bu efsaneler içinde “Yarasa çorbası” ve “Biyolojik silah” konuşulanlar arasındadır. Bu gibi mitolojik haberlerin sosyal medyada ve kuşaktan kuşağa yayılmasının virüsten çabuk yayıldığı vurgulaması yapılan bir çok makalede gerekçeleri ile uzun uzun açıklanmaktadır. Bu gibi algının beyinde yer etmesi halinin de çeşitli sosyal komplikasyonlarının olduğu da tedavisi zaman alacak bir gerçektir. Adını bile okumaktan tiksinti duyduğumuz Yarasa Çorbası nedeniyle insanlara bulaştığı düşünülen koronavirüs, tüm gözlerin Uzak Doğu mutfağına çevrilmesine sebep olduğudur. Yarasa ile ilgili kıssadan hisse hikayesi anlatımı ise okuduklarım arasında ve aynen şöyle; “Kuşlar ve yeryüzündeki hayvanlar arasında bir zamanlar müthiş bir savaş varmış.Hiçbir taraf kesin bir galibiyet kazanamamış...Savaşın her iki tarafında belirli özelliklere sahip olan yarasa, bu savaşta tarafsız kalmış. Kuşlar 'Gel bizimle beraber ol' dedikleri vakit yarasa, ben kuş değil hayvanım' diye kabul etmemiş...Hayvanlar kendilerini desteklemesini istedikleri zaman da; Ben hayvan değilim, kuşum' cevabını vermiş... Zamanla kuşlar ve hayvanlar arasında barış imzalanmış...Derhal kuşların tarafına uçan yarasa,onların sevinçlerine ortak olmak istemiş ama kuşlar ona hemen sırt çevirmişler. Hayvanların yanına giden yarasa,onlardan da aynı davranışı görmüş... Her iki tarafın da kendisini suçladığı,hiçbir tarafın kabul etmediği talihsiz yarasa böylece köşe bucakta saklanmaya, yüzünü ancak alaca karanlıkta, göstererek yaşamaya mecbur bırakılmış...” Ne demişler ya taraf olursun ya bertaraf, dünya hali işte tam da budur ...

Bu haber 5891 defa okunmuştur

:

:

:

: