Doğu Akdeniz daha da ısınacak

Pandemi nedeni ile güney Kıbrıs yönetimi ara verdiği sondaj çalışmalarına , Kasım ayı içerisinde tekrar başlanacağını ve bu konuda ilgili şirketle de mutabık kalındığı yollu haberlerden sonra .

Pandemi nedeni ile güney Kıbrıs yönetimi ara verdiği sondaj çalışmalarına , Kasım ayı içerisinde tekrar başlanacağını ve bu konuda ilgili şirketle de mutabık kalındığı yollu haberlerden sonra . Gerek KKTC gerekse de TC’ de durum yakından izlenmeye alınmış ve olası bir hareketlilik karşısında ne gibi hareketlerin yapılacağı konusunda da görüşmeler ve açıklamalar yapılmaya başlanmıştır .
Bu konuda KKTC Dışişleri Bakanlığının çok sert ve uyarıcı bir açıklaması olmuş . Tek yanlı girişilecek her eylem karşısında mukabil karşılığın verileceğini de açıklamıştır .
Gerek Yunanistan , gerekse de GKRY ‘nin tek taraflı olarak giriştiği her eylem , arkasında da provokatör hareketlerin meydana gelebilmesi için bilinçli olarak yapmaktadır . Onlara göre bu provokatör eylemlerin sonucunda , Türkiye’nin tepki vermesi ve AB sarmalında Türkiye’yi sıkıştırmak ve akıllarınca hizaya getirmek .
Rum sözde Enerji Bakanı bayanın da Doğu Akdeniz’e yönelik sondaj faaliyetlerini başlatacak olmasının altında yatan neden bu olsa gerek .
Dış İşleri Bakanlığımızın yapmış olduğu sert ve uyarıcı açıklama
karşısında güney, bundan vazgeçer mi ? Kıbrıs sorununu , güneyi AB’ne alan Birlik yarattı . Sorunun bir AB sorunu haline getirilmesinde Güney ve Yunanistan’a kapıyı açarak , Güneyin ve Yunanistan’ın yıllarca yapamadığını yaptı ve sorunu bir AB sorunu haline getirdi . Bundan amaç , AB ile Türkiye’yi Kıbrıs sorununda karşı karşıya getirmek ve istediğine nail olmak .
Rum Yunan ikilisi , göle maya çalarak , başlattığı girişimde bir anlamda başarılı oldu gibi , fakat maya tutmadı ve süt ekşidi . Kokusu AB’ni de rahatsız etmeye başladı .
AB şimdiye kadar elinden ne gelirse yaptı . Tehdit dili , ambargo vs.
Kıbrıs görüşme süreci içerisinde AB , kantarın topuzunun kimden yana olduğunu da gösterdi ve tarafgirliğini güney ve Yunanistan’dan yana kullandı .
Tüm girişim ve tehditlere Türkiye tarafından beklenen verilmedi . Vermek şöyle dursun , Türkiye daha güçlü ve kararlılıkla hem kendinin hem de KKTC’nin haklarını korudu ve korumaya da devam etmektedir.
Dün Türkiye Dışişleri Bakanı Sn. Çavuşoğlu , çalışma ziyareti için adaya geldi .
Baş başa ve heyetler arası toplantılar oldu . Kamuoyunun beklentisi BM GS’nin önerdiği özel temsilcinin atanması ile ilgili karşılıklı görüşmenin sonucu . Bu basın toplantısında Sn. Çavuşoğlu’na soruldu. Resmi görüşmelere başlamak için ancak ortak bir zemin bulunması halinde bunun mümkün olabileceğini . Ortak zemin için sondaj çalışmalarını geçici danışman olan Lute’un yaptığını , özele ihtiyaç duyulmadığını da basın toplantısında duyurdu . Buna göre Guterres’in Sn. Tatar’a özel temsilcilik için yapmış olduğu öneriye de ret yanıtı verilmiş oldu .
Doğu Akdeniz’de tek taraflı atılacak adımlar konusunda da Çavuşoğlu . Mukabil her adımın atılacağını , Cenevre’nin bir dönüm noktası niteliğine dönüştüğünü . Bundan geri adım atılmasının mümkün olmadığı vurgusunu da yaptı .
KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Tatar ise , çok net olarak , resmi görüşmelerin başlaması için şartını ortaya koydu .
“Egemen eşitliğimiz ve eşit statümüzün kabul görmesi .”
Resmi görüşmeler için istenen bir cümlelik talep .
Bu zaten 1960 ‘tan 1963’e kadar kabul görüyordu . Rumlar tarafından 63’te gasp edildi , yarım asır bu böyle devam etti ve dönüm noktası olan Cenevre’de , artık bu talep edilmektedir .
Var olan ve gasp edilen bir hakkın iadesi istenmektedir .
Artık bu talep , tüm dünyaya ilan edilmiş ve hakkın verilmesi için beklenmeye başlanmıştır .
Top Güney’de, Yunanistan’da ve bunların hempalarında .


Bu haber 3743 defa okunmuştur

:

:

:

: