7. koğuştaki mucize

7. Koğuştaki Mucize filmi iki bin on dokuz yılında vizyona giriyor. İki bin on üç Güney Kore yapımı olan Miracle In Cell No. 7’ nin Türkçe uyarlaması. Filmde haksız yere hapise atılan akli dengesi yerinde olmayan bir baba ve onun çok sevdiği kızının dokunaklı hikayesi anlatılıyor.

Filmin yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin yapıyor. Aras Bulut İynemli, Nisa Sofiya Aksongur, Celile Toyon, İlker Aksum, Mesut Akusta, Deniz Baysal, Yurdaer Okur ve Sarp Akkaya başrolleri paylaşıyorlar.
Aras Bulut İynemli filmde Mehmet Koyuncu yani Memo rolünü oynuyor. Memo, filmdeki küçük kızın zihinsel engelli babası. Başrolde oynayan küçük kız Ova’yı ise Nisa Sofiya Aksongur canlandırıyor.
Gerek oyuncu kadrosu, gerek kurgusu ile göz dolduran bir film 7. Koğuştaki Mucize. Ege’nin güzelliklerine odaklanan kamera çekimleri ile manzaranın tadını çıkarıyor izleyici. Film fragmanıyla bile rekor kırıyor, fragman yayınlandığı gün dört milyon kez izleniyor.
Her şey Ova’nın almak isteyip de alamadığı çanta ile başlıyor. Yedi yaşındaki bir çocuğun zeka seviyesine sahip Memo küçük bir kızın öldürülmesi ile suçlanarak hapse giriyor.
Film bin dokuz yüz seksenlerde geçiyor. Yakın tarihimizi ilgilendiren süreç de filmin içinde izleyicilere anlatılmış oluyor. Türkiye hakkında o süreci bilmeyenlere, gençlere siyasi ve toplumsal açıdan çok şey anlatıyor film. 7. Koğuştaki Mucize, geçtiği zaman aralığından dolayı sıkıyönetim dönemine, o dönemde yaşanan yargılamalar ve sorgulamalara, delil karartmalarına, ast-üst ilişkisine de çok belirgin şekilde olmasa da vurgulamalar yapıyor.
Filmde bir asker kaçağı gerçeği görüyor, adaleti yerine getirmek için gerekli şahitliği yapabilecekken konuşturulmuyor.
Filmde en çok etkilenilen duygusal sahnelerden biri baba ve kızın hapishanede kavuşma sahneleri. Burada mahkumların bile gözleri doluyor. 7 Numaralı koğuştakilerin her biri ayrı film konusu olacak insanları simgeliyor.
Filmin Güney Kore yapımı orjinalinde küçük kızın yalnız kalmasına rağmen faturaları ödemeye devam ettiğini görüyoruz. Türkçe versiyonunda babaannenin senaryoya eklenmesi ile izleyicilerin kafasında oluşacak soru işaretleri ortadan kalkıyor. Ayrıca babaannenin hayatını kaybetmesi hem duygusallığı arttırıyor hem de yeni bir düğüm noktası ortaya çıkarıyor.
Bu filmde dönemin adalet sisteminin eleştirisi yapılırken yan duygu olarak babalık duygusu üzerinde duruluyor.
Mehmet Koyuncu; zihinsel engeline rağmen kızının bütün ihtiyaçlarını karşılayan mükemmel babalığı
Sıkıyönetim komutanı; elindeki gücü kötüye kullanan gaddar yürekli bir adamken, kızına karşı son derece sevgi dolu ve müşfik babalığı.
Hapishanede vicdan azabı çeken adam (Duvardaki lekenin ne olduğunu çözen Ova hapisteki adamının yüreğini de çözüyor). Yaptığı büyük hatayı telafi edemeyecek pişman bir adamın babalığı
Laz koğuş ağası; Yıllardır görmemiş olduğu çocuklarını görüş gününde bile hapishaneye istemezken, Memo’yu tanıdıktan sonra bir değişime uğruyor. Çocuklarını çağırıyor görüş gününe, hepsini seviyor, ilgileniyor. Sevgisini göstermeyi öğrenen bir adamın babalığı işleniyor.
Ayrıca filmde koğuştaki karakterler üzerinden her kötünün içinde bir iyi yatıyor mesajı veriliyor.
Küçük kızın oyunculuğu çok başarılı. Bu rolü yaparken yedi yaşındaki oyuncu, oyuncu koçluğu alıyor.
Küçük kız babaannesine soruyor
“Benim babam deli mi?”
“Hayır o seninle aynı yaşta. Yedi yaşında”
Babaannesinin cevabı üzerine yüz ifadesi çok ilginç Ova’nın. Üzgün değil, şaşkın değil ancak sevinçli bir yüz ifadesine sahiptir. Çünkü birlikte oynayabileceği bir babaya sahiptir diğer çocukların aksine.
Filmin bir sahnesinde hapishane müdürünün Harper Lee‘nin Bülbülü Öldürmek kitabını okuduğunu görüyoruz. Eser bir siyahinin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasını anlatıyor. Bu detay müdürün neden Memo’nun kurtarılmasına yardım ettiğini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Filmin afişi oldukça başarılı. Müzikler özenle seçilmiş.
Bu haber 510 defa okunmuştur

:

:

:

: